"Çirkin Afrikalı" Tata Madiba!
Ne kadar dirensek, aksini zannetsek de, hayat, dünya, biz değişiyoruz.
İlle teknolojik, biyolojik değişim değil.
Bakış açıları, kavramlar değişiyor; hatta damgalamalar, hakaret ve aşağılamalar bile değişebiliyor.
***
1990’da onca yıl hapisten sonra Mandela serbest kaldı.
90’ların dünyaya umut da veren değişimlerinin içinde en önemli olaylardandı.
Serbest bırakan Güney Afrika Resmen Irkçı Beyaz Rejimi için hep “vatan haini, terörist” olmuştu.
Sadece onlar için değil:
Demokrasi ağası ABD’de “muhafazakâr sağ” için, Mandela’nın örgütü Afrika Ulusal Kongresi hep “komünist ve terörist” idi; resmi terör örgütleri listesindeydi.
Mandela çoktan serbest kalıp devlet başkanı bile seçildiği halde, 2008’e kadar “Terör izleme listesi”nde kalıverdi örgütü.
ABD neo-muhafazakârlarının “klan kılıklı” şeflerinden Cheney ve benzerleri, 1985’te Mandela’nın serbest bırakılması için Kongre’de hazırlanan bir karar tasarısına hayır demişti.
Mandela’dan yıllar yıllar sonra ABD’da Obama başkan seçildi bir gün.
***
Bize gelince, esasen siyahları tutardık.
Yani filmlerde filan. Maçlarda da.
ABD’de “zencilere” edilenlere hepimiz kızardık.
Öyle işte.
Sorunumuz şuydu:
Neden sevdiğimizi tam kavrayamıyorduk.
Sevme sebeplerimizin bazısı, yani maruz kaldıkları baskı, adaletsizlik, dışlama, ötekileştirme, ayrımcılık, nefret, “zencileştirme”, ırkçılık vesaire, bizatihi birçoğumuzun zaman zaman, hatta sık sık bayıldığı şeylerdi.
Yani, zencilerin başına gelenlerin türlü çeşitlerini kendi tarihimizde, kendi günümüzde, kendi mahallemiz ve ailemizde bile normal görüyorduk.
***
Nitekim “Güney Afrika beyazlarındır” rejimine nazire, “Türkiye Türklerindir” damgalı büyük gazetemiz bir gün Mandela’ya “Çirkin Afrikalı” deyiverdi manşetten.
Onca yıllık hapisten daha yeni çıkmış sayılan Mandela’ya “Atatürk Barış Ödülü” münasip görülmüştü.
“Atatürkçü” iddiasındaki askeri darbe üzerinden henüz 12 yıl geçmiş, halkın yüzde 90 küsur desteğiyle cumhurbaşkanı olmuş darbeci general gideli daha az olmuş; anayasa darbe anayasası, binlerce insanı öldüren darbeye hazırlık döneminin izleri taze, katliamların, işkencenin, infazların dumanı tütüyor ama “Hayatını işkence ve hapisle geçirip boyun eğmeyen adam”a Barış Ödülü koşturuyor Türkiye.
İyi bir şey belki ama bi dur düşün hele!
“Barış ülkesi”nin büyük gazetesindeki o manşetin yanındaki haber ise, “100’den fazla PKK’lı terörist öldürüldü” idi.
***
Mandela bu ödülü, “Atatürk’e karşı hiçbir olumsuz görüşümüz yoktur” diyerek ve Türkiye’deki insan hakları ihlallerini gerekçe göstererek reddetti.
Ve anında, “PKK dostu” ve Çirkin Afrikalı oluverdi manşetten; “Türkiye Türklerindir”in tam altından.
Ezilen, yok edilen insanların hürriyetine hayatını adamış adam, Hürriyet’e fazla gelmişti!
Manşet spotundaki ifadeyle, o artık “Atatürk Barış Ödülü’nü reddeden zenci” idi!
Kara komedi gibiydi, çünkü diyordu ki gazete, “Hürriyet, zenci lideri G. Afrika’da bulup konuşturmuştu!”
Herhalde onu içeri atanlar da bir zamanlar “G. Afrika’da bulup konuşturmak” için emir almışlardı!
***
Sonra zaman aktı işte.
1992 doğumlular bile 21 yaşını bitirdi.
Mandela tam öyle geldiği gibi gitmedi.
Tarihte, vicdanda, hukukta, halkların sesinde soluğunda ciddi izler bıraktı.
Ne derseniz deyin.
Bizler de değiştik.
Artık kendi barışımız var, üzerine titreyecek.
Hürriyet, bir daha öyle bir başlık atmaz muhtemelen.
Lakin sorarsan, lakin hürriyetlerimiz çok parlak değil.
Sorarsan, yine, kimi kıdemli kimi daha yeni “zencilerimiz” mevcut.
Gazetecilik belki artık G. Afrikalı bir adamı G.Afrika’da bulmakla övünmez.
Ama gazetecilikte övünecek pek fazla bir şeyimiz de yok. Kalmadı.
Barış, terör vesaire üzerine dilimiz ise, zorlansa da değişiyor.
Hem de epey değişiyor.
Yine de tam anlayamıyoruz, ezilenlere ve başkaldırısına sempatimizin ne manaya geldiğini.
Ne manaya geldiğini anlayamıyoruz; aynı anda ezenlere, dışlayanlara, tahakküm edenlere karşı o kadim tutkumuzun nereden gelebildiğini.
Not: Tata, Mandela’ya uygun görülen “Baba” sıfatı. Madiba ise kabilesinden gelen, en saygıdeğer kabul edilen isim.