Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Sakin düşüneyim:

        Onca darbede maymun olmuş, onca gazeteci ve yazarı öldürülmüş, onca gazetecisi hapsedilmiş, işkence görmüş, Güneydoğu’da gazetecilerin kafasına sıkılırken seyirci bile kalmış, onca sansür yapılmış, çalışanlarını köleleştirmiş, oto sansürün otoritesi bir basınınız vardı zamanında da…

        Çok şahaneydik, şimdi amanın ne olduk, demezsiniz.

        Lakin şimdi de aman ne şahaneyiz hiç diyemezsiniz.

        ***

        Dünya Basın Özgürlüğü Günü vesilesiyle, her ülkeyi inceleyen “Özgürlük Evi” son sıralamayı açıklamış.

        Bir, tamamen özgür ülkeler.

        İki, kısmen özgürler.

        Üç, basın özgürlüğünün ve özgürlüğün de tabii yok sayıldığı memleketler.

        Türkiye 2. Lig’de iken şimdi 3. Lig’e düşmüş!

        ***

        Önce şunu söyleyeyim:

        Böyle epey “Batı Merkezci” sıralamalara, içi demokrasi kadar kibir, tepeden bakma, küçümseme, hor görme, hatta mis gibi kolonyalizm kokulu kategorilendirmelere bayılmam.

        O yüzden, onların ne dediği, nereye koyduğu değil, senin ne olduğun önemli.

        Bak, Sudan sayılmazsın…

        Ama gazdan, tozdan da özgürlük önünü göremiyor!

        ***

        Bir vakitler “Kartel medyası”na, aralarında sadece ilan-reklam-dağıtım-çalışanların hakları (yani çalışanlara haksızlıklar) konusunda anlaşmakla kalmayıp tek tip haber de yapan Hürriyet-Milliyet-Sabah triumvirasına ve uydularına veryansın eden muhafazakârlar artık neo-muhafazakâr.

        Artık onların da Havuz Medyası, bir de kendilerine armağan olsun bir namla Şalter Medyası var.

        Havuz Medyası, dünya çapında yenilik.

        Medya patronluğundan gelip iktidar olan Berlusconi gibiler vardı…

        Ama iktidarda otururken medya sahibi olanlar da var artık.

        Sadece Havuz sömürgelerinde medya plantasyonlarına sahip değiller; aynı zamanda havuzda yüzdürdükleri gazetecilere de sahipler.

        Bu köleleştirme, kullaştırma, kıllaştırma ameliyesi kartel döneminde de vardı; şimdiki daha imanlı bir kölelik.

        İktidarın bir zamanlar Kartel Medyası’na “ne istediyse veren” ama sonra sırtından vurulan rahmetli Ecevit gibi ihanete uğrama ihtimali de (“Paralel” şeyleri saymazsak) hiç yok.

        Çünkü itaat-biat medyası bu.

        Sadece ideolojik değil; başka yerlerden gelip artık hayatını, şöhretini, ruhunu iktidara çiviletmiş devşirmeler de var.

        Misal, büyük bir havuzda yönetici diye yüzdürülen biri, kıdemli 12 Eylülcü, 28 Şubatçı ve 27 Nisancı! Daha ne olsun!

        ***

        “Şalter Medyası” şu manada:

        İktidar o kadar koyu iktidar ki, kendi çocuklarını kollamak için HSYK’yı, MİT’i, Emniyet’i, küresel sosyal medyayı, yargıyı altüst edenler, Havuz Medyası gibi bizatihi sahip oldukları dışında, her an herkes için Şalter indirme gücüne ve en önemlisi niyetine sahip.

        İşten attırma, isim çizdirme, patron azarlama ve ağlatma, hedef gösterme, itibarsızlaştırma, ekmekle oynama, suçlu çıkarma, tehdide maruz bırakma, sindirme, dava ve cezalarla boğma gibi gündelik işler işte!

        Şalteri indiriyor; medya, ak pak, alocu, omocu olabiliyor!

        Şalteri indiriyor; hop sermaye el değiştiriyor!

        Şalteri indiriyor; hop onca kişi işsiz kalabiliyor.

        Şalteri indiriyor… Şalteri kaldırıyor.

        Dünya Ağır Siklet Şalter Şampiyonluğu işte!

        ***

        Böyle durumlarda devletler, iktidarlar utanır mı, bilemem.

        Ama evde “Ne iş yapıyorsun?” diyen küçük çocuğuna “Gazeteciyim” diyenin utanması lazım.

        Katiplik, borazanlık, tetikçilik, yalakalık, yardakçılık, kulluk, kapıkulluğu, bekçilik, kuyrukçuluk, propagandacılık, yalancılık, kolpacılık Kartel Medyası zamanında nasıl gazeteciliği kirlettiyse…

        Havuz ve Şalter Medyası devrinde de leş gibi kokuttu.

        Bu devrin en kötü olup olmadığına, dün ve bugün en çok acı çekenler; dünün ölüleri ile bugünün kayıpları, en yaralıları, en mağdurları karar verir önce.

        Bizlere gelince; dünü unutan, unutturan çok ayıp eder…

        Bugün uyutan da günah işler.

        ***

        Basının adı zaten “baskı”dan, “Press”ten geliyor ya…

        Baştaki müjdeyi sona sakladım. İyi haber şu:

        Basın Özgürlüğü sıralamasında kim sonlardaysa, Özgürlüğü Basın sıralamasında başa geçiyor!

        Bravo, yine kazandı Büyük Türkiye! Ne mutlu size.

        İndir şalteri oğlum.

        Diğer Yazılar