Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

BİR ülkede en önemli temel; "adalet duygusu ve gerçeği" üstüne kurulur. Ülkenin vatandaşları şuna inanırlar: Bu TOPRAKLAR üzerinde, şartları ne olursa olsun herkes eşit haklara sahiptir ve devlet vatandaşları arasında ayrım yapmaz. Bu inanç içinde insanlarımız çocuklarını arkada bırakarak devletinin kendine verdiği her göreve gider ve bu görevlendirmelerin bazılarında maalesef hayatlarını bile kaybedebilirler... İnanarak giderler, geride bıraktıkları her değerleri için devlete teslim olurlar, kendilerine de sonuna kadar hak ve adalet içinde davranıldığını düşünürler. Aksi halde gidemezler.

Sevgili dostlar, bu ülkede her gün aslan gibi evlatlar daha 20'li yaşlarda haince vurulup toprağa düşerken, birileri sanki burası Monako Prensliği şartlarına sahipmiş gibi konuşuyor, öyle davranıyorlar. Bazı sorumsuzların, ülkenin içinden geçtiği bu zor günlerde "bilerek" veya şuursuzca konuyu gündemde tutmalarını anlamakla birlikte , evlatlarımıza "ölebilecekleri görevleri" veren otoritelerin konu hakkında "kesin bitirici" bir açıklama yapmamalarını anlamak çok zor! Birine "Git orada ölüm pahasına dur" diyeceksin, diğeriyle de "paralı askerliği mi" konuşacaksın!

Yok beyler yok! Böyle devlet, böyle adalet, böyle insaf olmaz! Türkiye bir evladını bile teröre şehit verdiği sürece bu ülkede "paralı askerlik olmaz, olamaz hatta KONUŞULAMAZ"! Karakolda sınır bekleyen er kardeşim babasına telefonda şöyle mi diyecek: "Keşke paramız olsaydı da ben de bu akşam sıcak evimizde sizlerle olsaydım!"

Sonuç: Bu ülkede evlatlarımız, canlarımız, arkada çocuklarını bırakarak ölüme giderken, "paralı askerlik" konusunu gündemde tutanlar, tartışanlar ve tartıştıranlar, hangi makam ve mevkide olursa olsun bu ülkenin "ÖZ EVLADI" olamazlar!

Son söz: Askerlikle ilgili "temel bir düzenleme" yapılır, herkesin eşit yararlanacağı şekilde tekrar ediyorum; sadece parası olanın değil, herkesin eşit yararlanacağı şekilde kısalmalar, değişiklikler olabilir. Bunun haricinde hiçbir düzenleme hele hele "Parasını verdim, parası olmayanları yerime gönderdim" gibi bir uygulama asla ama asla kabul edilemez!

***

Kendi yazarını 'X' konumuna düşüren kurum!

TELEVİZYON ekranlarında yeni bir reklam var, sizler de mutlaka görmüşsünüzdür. Bu reklamda 3 gazeteci, bir de "Cübbesiz Ahmet" var. Buraya kadar her şey normal. Diğer üç gazeteci roller gereği konu hakkında fikir söylüyorlar, ortaya bir görüş koyuyorlar. Dördüncüye yani "Cübbesiz Ahmet'e sıra gelince", bütün akış değişiyor ve "Cübbesiz" kendine biçilen "oradaki kabloların rengini bile algılamaktan aciz" rolünü hiç zorlanmadan hayata geçirerek, "olmayan kabloyu" kesmeye kalkıyor...

Sevgili dostlar, bir kurum kendi adamını bu duruma düşürür mü! Düşürürse ve bu bilinçle yapılmışsa bunun arkasında nasıl bir mesaj olabilir? Bu soruyu sorup "nasıl olur" derken, bir dostum önemli bir yorum kattı. Şöyle diyor: "Dikkat edersen, Cübbesiz Efendi'ye 'İyi de o kablo yok' diyen o gazetenin tepe ismi. Seyirciye verilen mesaj açık: Biz bunun ne olduğunu biliyoruz, işte en tepedeki adam da bunu gözler önünde teyit ediyor... "

Sonuç: Söz konusu "Cübbesiz" bile olsa, kendi kurumunun çektiği reklam filminde bu hale düşürülmesine insan üzülüyor. Bir kardeşimizin düşürüldüğü bu "insan onuruna yakışmayan" durumu kınıyor ve söz konusu duruma müdahale etmek için başta panter Emel Abla olmak üzere gönüllü ve sivil toplum kuruluşlarını göreve çağırıyorum!! İnsanlık onuru her şeyin üstünde! Lütfen durmayın, bir şeyler yapın!!

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar