25 civarında cerrahi yöntemden biri horlamanızı sonlandırabilir
Horlama bazen ciddi bir problem bazen de sosyal bir sorun. Horlamaya neden olan anatomik farklılıklar erkeklerde daha çok görüldüğü için onlar daha çok horluyor. Konunun tecrübeli isimleri, "hastanın durumunun ağırlığı değil cerrahiye uygunluğu önemli" diyor. Bu uzmanlardan birisinin kendisinin geliştirerek orta ve ağır tıkayıcı uyku apnesi hastalarında sık kullandığı "çok seviyeli robotik cerrahi" başarılı sonuçlarıyla dikkat çeken özellikli bir ameliyat. Habertürk Sağlık Yazarı Ceyda Erenoğlu'nun haberi
Horlama uykuda nefes alıp verirken üst solunum yolunda oluşan hava akımının yumuşak dokuları titreştirmesi sonucu oluşan ses olarak tanımlanıyor. Bazen hafif bazen şiddetli olabildiği gibi devamlı veya aralıklı da gerçekleşebiliyor. Erkeklerin yüzde 3-10’unda görülürken kadınlarda görülme sıklığının yüzde 1-2 aralığında olduğu belirtiliyor.
KADINLARIN HORLAMASINDA ARTIŞ VAR MI?
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Baş ve Boyun Cerrahisi Da Vinci Robotik Eksper Cerrah Prof. Dr. Fatma Tülin Kayhan, “Kadınların daha az horlamasındaki en önemli etkenin hormonal farklılık olduğu biliniyor. Kadınlarda kilo artışı, menopoz sonrası hormonal değişiklikler, ilerleyen yaş ve dokuların tonusunun azalması, üst solunum yolunun anatomik yapısı, sigara ve alkol tüketimi horlamanın bilinen en önemli nedenleri arasında yer alıyor. Bu etkenlerdeki artışlar kadınları horlamaya daha fazla itebiliyor. Farkındalık artışını da önemli bir unsur olarak değerlendiriyoruz” diyor.
Prof. Dr. Fatma Tülin KayhanHORLAMA NEDENLERİ
Her iki cinste de en önemli etkenin üst solunum yolu anatomisi olduğu belirtiliyor. İskelet yapının yani alt ve üst çenenin darlığı, yumuşak dokular olarak bilinen dil kökü, bademcik ve geniz etinin büyük, damak ve küçük dilin büyük ve sarkık oluşu ile burun tıkanıklığı yapan nedenler horlamaya yol açabiliyor. Horlamaya neden olan bu anatomik farklılıkların erkeklerde daha sık görüldüğü belirtiliyor.
CİDDİ BİR SORUN MU SOSYAL BİR PROBLEM Mİ?
Horlama uyku apnesi yani uykuda nefes durmasına bağlı olarak oksijen düşmesiyle birlikte meydana geliyorsa daha ciddi bir sorun olarak değerlendiriliyor. Apne ve hipopne birlikteliği yoksa “basit horlama” olarak isimlendiriliyor ve sosyal bir problem olarak görülüyor.
TANIKLI APNE
Horlama ile birlikte “tanıklı apne” olarak isimlendirilen ve kişinin uyumasına tanık olan biri bulunuyorsa, bu kişinin nefes kesilmelerinin tespitini kolaylaştırıyor. Bu sorunun varlığı halinde dikkatli olunması gerekiyor. Kişinin sabah yorgun uyanması, uykusunu alamaması, gündüz uykululuğu gibi belirtiler söz konusu olduğunda da sorunun uyku apnesi açısından araştırılması öneriliyor.
GENETİK FAKTÖRLERİN ETKİSİ
İskelet yapımız ile üst solunum yolunun yumuşak dokularının yapısı genetik faktörlerce belirleniyor. Bu durum aynı ailede horlayan birden çok kişinin varlığına neden oluyor. Horlama nedeni olarak bazı ailelerde alt çenenin, bazı ailelerde ise üst çenenin dar olduğu belirtilirken bazı ailelerde bademcik ve geniz eti dokuları büyük ve gevşek olduğu için bu özellikler o aile bireylerinin horlamasına yol açabiliyor.
AĞIR APNE BELİRTİLERİ
Ağır apnenin en sık bilinen 3 belirtisi horlama, tanıklı apne ve gündüz uykululuğu olarak sıralanıyor. Gece sık idrara çıkma, gece teri, çarpıntı veya boğulma hissi ile uyanma da önemli bulgular arasında bulunuyor. Baş ağrısı ile uyanma ve sinirlilik ise daha nadir görülen şikayetler arasında yer alıyor.
BAZI MESLEKLERE DİKKAT!
Bu hastaların tedavi edilmemeleri durumunda konsantrasyon gerektiren işleri yapamadıkları belirtiliyor. Örneğin dikkat eksikliği, uykululuk kazaları veya iş veriminin düşmesi depresyon nedeni olabiliyor. Bu kişilere; sürücülük, araç kullanımı, dikkat ve denge gerektiren işler önerilmiyor. Tedavi gerçekleştiğinde ise böyle bir ayrıma gerek kalmadığı belirtiliyor.
BİR HASTALIK MI?
Basit horlama bir hastalık olarak görülmeyip sosyal bir problem olarak değerlendiriliyor. Bu sorun kişinin işini, partnerini, aynı odayı veya evi paylaştığı kişileri hatta komşularını rahatsız edip uykusuz bırakabiliyor. Bu sorunda yolculuk, tatil ve iş gezileri kabusa dönüşebiliyor. Uyku apne hastalığında horlamayla birlikte nefes kesilmelerinin de olması ciddi bir hastalığın belirtisi olarak değerlendiriliyor.
Tıkayıcı veya obstruktif uyku apnesi en önemli hastalık olarak görülüyor.
HORLAMANIN KESİN TEDAVİSİ VAR MI?
Prof. Dr. Fatma Tülin Kayhan, “Horlamanın tedavisi olsa da bu tüm hastalarda işe yaramayabiliyor. İyi yapılan bir cerrahide başarı oranı yüzde 85 civarındayken bazı hastalarda ise ne yapılırsa yapılsın, üst solunum yolundaki bazı bölümler titreştiği için horlama devam edebilir” diyor.
HANGİ HASTAYA NE TÜR TEDAVİ?
Uyku apne hastalığı ve horlama, karmaşık bir hastalık olarak değerlendiriliyor. Heterojen bir hastalık olma özelliği nedeniyle hiçbir hasta bir diğerine benzemiyor. Her hastada horlama ve tıkanıklığa neden olan bölgeler, organlar ve tıkanma tipleri farklılık gösterebildiği için her hastaya özel ameliyatlar yapmak gerekiyor. Cerrahi tedavi dışında, seçilmiş hastalarda; kilo kontrolü, ağız ve diş apereyleri, cpap cihazları kullanmak gerekebiliyor. Cerrahi tedavinin her hastaya uygun olmayabileceği belirtiliyor.
TEDAVİNİN SONUÇLARI
Doğru hasta seçmek, doğru bölgelere doğru cerrahi tedavi yöntemleri uygulamak halinde başarılı sonuçlar elde etmek mümkün oluyor. Bu noktada hasta ve cerrahi yöntem seçimi çok önemli bulunuyor. Bu aşamada yapılan yanlışlıklar başarısızlıkla sonuçlanıyor.
25 CİVARINDA CERRAHİ YÖNTEM
Horlama ve uyku apnesi hastalarına 25 civarında cerrahi yöntem (ameliyat) uyguladığını söyleyen Prof. Dr. Fatma Tülin Kayhan; “Önce hastanın detaylı öyküsünü dinliyorum. Sonra detaylı muayene edip tanı için altın standart olan polisomnografi tetkikleri değerlendiriyor ve yorumlama aşamalarını gerçekleştiriyorum. Eğer cerrahi tedavi düşünülüyorsa uyku endoskopisi gibi işlemlerle hastayı değerlendirip cerrahi tekniğe karar veriyorum. Hastalarımı cerrahi yöntemlerin avantaj ve dezavantajları ile komplikasyonları, sonuçları ve başarı oranları konusunda detaylı bilgilendirip sorularını yanıtlıyor, ardından en uygun tedavi yöntemini belirliyorum” diyerek devam ediyor;
HASTANIN AĞIRLIĞI DEĞİL CERRAHİYE UYGUNLUĞU ÖNEMLİ
“Uyguladığım cerrahi yöntemler; damak, küçük dil, bademcikler, dil kökü ve gırtlak seviyelerindeki daralma ve çökmeleri önlemeye yönelik oluyor. Orta ve ağır tıkayıcı uyku apnesi hastalarımda sıklıkla kullandığım ‘çok seviyeli robotik cerrahi’ Türkiye’de ilk kez benim geliştirip kullanmaya başladığım çok özellikli bir ameliyat. Bu konuda dünyada ağır apnelere benim yoğunluğumda cerrahi uygulanmıyor. Apnehipopne indeksi 90’ın üzerinde başarıyla tedavi olan çok sayıda hastam var. Benim için hastanın ağırlığı değil cerrahiye uygunluğu önemli. Bu yıl 500 başarılı vaka sayısını aşmış olmam, sadece ülkemizde değil dünya çapında da oldukça büyük bir deneyim. Yurtdışından da çok hastam oluyor. Hastalarımın hayatlarına dokunup böyle riskli ve sinsi bir hastalıktan kurtarmak benim için mutluluk ve onur kaynağı.”