Oyuncu Aslı Bekiroğlu'nun erkek arkadaşı Can Koçkan ile özel görüntüleri sosyal medyada hızla yayıldı. Sadece bu mecrada kalmayan görüntüler bazı internet sitelerinde "haber verme" iddiasıyla kullanıldı.

Fotoğrafların yayılmasına sessiz kalmayan genç oyuncu, iki gün önceki açıklamasında "Sosyal medyada fotoğraflarımı ve adımı karıştırarak bir takım çirkin yayın kurgulayanlar, yayanlar ve buna bilerek ya da bilmeyerek alet olup paylaşanlar hakkında nöbetçi savcılık ve ilgili emniyet kanalıyla gerekli hukuki girişimleri başlattım. Bu kişiler hakkında yasal mercilere suç duyurusunda bulunulmuş olup haklarında maddi ve manevi tazminat davası açılacağını da kamuoyuna bildiririm. Ahlaksız paylaşımlarına adımı ve farklı yöntemlerle fotoğraflarımı da ekleyerek hakkımda olumsuz algı yaratmak isteyen kötü niyetlilere fırsat ve prim verilmemesini basın ve kamuoyundan rica ederim" ifadelerini kullandı.

 

ŞİKAYETÇİ OLDU

Genç oyuncu bugünkü paylaşımında da adliyeden bir fotoğraf kullanarak "Hakkımda hakarette bulunan, kişilik haklarıma zarar veren, yayan, paylaşan, tüm sayfalar ve kişiler tespit edilmiş ve hepsiyle ilgili yasal süreç başlamıştır. Hepimize nasıl dava açacak diye düşünmeyin, açtım. Mahkemenin başka işi mi yok diye düşünmeyin. Bu büyük bir suç, bir tecavüz ve adalet de benden yana" diye yazdı.

SORUN YAYILMASI

Aslı Bekiroğlu'nun şikayetinde sorunun fotoğrafların yayılması olduğu görülüyor. Habertürk yazarı Fatih Altaylı da pazar günkü yazısında bu duruma işaret ederek, "Birtakım 'sözde saygın' gazetelerin, internet sitelerinin yapılanı kınıyormuş gibi yaparak, bu fotoğrafları aynen alıp yayınlaması... İşte bu anlaşılabilir gibi değil" diye yazdı. Altaylı'nın "Kaldırın onları hemen" başlıklı yazısı:

Adını daha önce duymadığım bir genç kadın.
Adını duyup duymamış olmamın da zaten konu ile alakası yok.
Aslında ünlü birisi. Bir oyuncu.
25 yaşında. Gencecik.
Bazı reziller bu genç kadının sevgilisi ile olan bazı “gereksiz” fotoğraflarını nereden buldularsa bulmuşlar ve sosyal medya aracılığı ile ortaya dökmüşler.
Buraya kadarı olabilecek bir şey.
Kötülüğün sınırı yok.
Kadının özel fotoğrafları üzerinden kadını vurmak tipik bir aşağılık durum.
Tam da sosyal medyaya yakışacak bir durum.
Şaşırtıcı değil.
Ama birtakım “sözde saygın” gazetelerin, internet sitelerinin yapılanı kınıyormuş gibi yaparak, bu fotoğrafları aynen alıp yayınlaması...
İşte bu anlaşılabilir gibi değil.
Bu işi meslek edinmiş editörlerin böylesine bir pisliği yapmaları, böylesi bir pisliğe bulaşmaları, böylesi pisliklere alet olmaları kabul edilebilir gibi değil.
25 yaşında bir kadının kendisi için çektiği ve kendi isteğiyle yayınlamadığı mahrem fotoğraflarını “Bakın ne kötü şeyler yapmışlar bu kızcağıza” adı altında yayınlamak büyük bir ayıptır.
İki tık fazla almak uğruna yenilmeyecek bir halttır.
Sizden ricam kaldırın o fotoğrafları sitelerinizden, internetinizden.
Ayıbınız bir günlük olsun.
Sizin ayıbınız hayat boyu bir genç kadını takip etmesin.

AVUKAT IŞIN: İKİ AYRI SUÇ

Konuyla ilgili görüşüne başvurduğumuz Avukat Ecenur Işın, özel hayatın Türk Ceza Kanununca tanımlandığını belirterek, “Herkesin özel hayatı olduğu gibi ünlülerin de birey olarak özel hayatları vardır. Normal insanların özel hayatın gizliliği alanı daha genişken, tanınmış şahsiyetlerin; örneğin siyasetçiler, sanatçılar, sporcular gibi ünlülerin, özel hayatı ve özel hayatın gizlilik kapsamı normal bir insanlara göre daha dardır” dedi. Aslı Bekiroğlu olayının basit bir özel hayatı ihlal suçu olarak ele alınamayacağını belirten Avukat Işın,”Kaldı ki Yargıtay kararlarına göre ‘Ünlü kişilerin kamuya açık alanda bulunulması, bu alandaki her görüntü veya sesin dinlenilmesine, izlenilmesine, kaydedilmesine, sürekli ve izinsiz olarak elde bulundurulmasına rıza gösterildiği anlamına gelmez’ ifadesine yer verilmektedir. Kamuya açık alanda bulunulduğunda dahi, ‘kalabalığın içinde dikkat çekmezlik, tanınmazlık, bilinmezlik’ prensibinin geçerli olduğu kabul edilmektedir” ifadelerini kullandı. Avukat Işın, şöyle devam etti:

“Son zamanlarda Aslı Bekiroğlu’nun görüntülerinin izinsiz olarak ele geçirilmesi neticesinde, ünlü sanatçının çok özel görüntüleri; hiçbir şeye dikkat edilmeden sosyal medyada, herkes tarafından paylaşıldı. Kamuya açık alanda bile ünlülerin görüntülerinin izinsiz olarak çekilmesi Yargıtay Kararlarına göre suç teşkil etmekteyken, bahse konu görüntüler ünlü ismin özel hayatının gizliliğini hayli derecede ihlal etmektedir.

Bahse konu görüntülerin hack’lenerek yayılmasında iki ayrı suç vardır. Birincisi ünlü sanatçının dijital platformlarını hack’leyerek ele geçirmek, ikincisi ise bu görüntüleri sosyal medyada yaymak. Burada dikkat edilmesi gereken husus görüntüleri hukuka aykırı olarak yaymanın daha ağır cezayı gerektirmesi. Zira bir bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmenin cezası bir yıla kadar hapis veya adli para cezası gerektirirken; başkasına ait ses veya görüntüleri sosyal medyada ifşa etme suretiyle suç işlenmesinin cezası 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Ayrıca sosyal medyada bu görüntülerin paylaşılması nitelikli cezayı gerektiren haller arasında sayılmıştır.

TCK madde 139 gereği, özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun tüm şekilleri şikayete tabidir. Yapılan paylaşımlar bulunup, sosyal medya adresleri doğrulandıktan sonra tek tek şikayet edilmek suretiyle konu yargı önüne taşınabilir. Bu da yapılan paylaşım sayısına bakılırsa çok zor ve çok zahmetli bir iş olarak önümüze çıkmaktadır. Ancak konunun yargı önüne taşınamaması suç işlenmediği manasına gelmemektedir. Ne yazık ki toplumun önemli bir kısmı kendileri için küçük ama toplum için büyük bir suç işlemişlerdir.”

Avukat Fatih Uzun da internet üzerinden erişilebilen fotoğraf ve videoların paylaşılmasının normal olduğunun düşünüldüğünü belirterek “Bu olaylar genellikle magazin haberleri olarak topluma yansıtılsa da işin özünün tamamen temel hak ve özgürlüklere aykırı olduğu unutulmaktadır. Siber suç diye tabir edilen bu durumlara karşı kanunda yaptırımların olduğu bilinmeli ve daha dikkatli davranılmalıdır” dedi.

Özel hayat ile ilgili tartışmaların olduğunu AİHM’in ise bu konuda kapsamlı bir yaklaşım ortaya koyduğunu kaydeden Avukat Uzun, “Yaşanan son olaylardan sonra bu konuda daha özenli davranılması gerektiği ortaya çıkmıştır. Öyle ki bir insanın kendi özel telefonunda bulunan fotoğraflarını alenen ifşa etmek normal hatta maalesef eğlenceli kabul edilmeye başlanmıştır” ifadelerini kullandı. "Özel yaşamın kişinin mahremiyetinden daha geniş ve kapsamlı olacak şekilde ve çeşitliliktedir. Bireyin sosyal hayatı dış dünya ile olan her türlü ilişkisi, iş yaşamı ve ticari faaliyetleri bile özel yaşam kavramı içindedir" diyen Uzun, şöyle devam etti:

"Nitekim kişilerin özel hayatlarını ihlal eden suçlar Türk Ceza Kanunu’nda Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Suçlar başlığında ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Örneğin; kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal eden birtakım fiiller suç olarak belirlenmiş, fiilin çeşidine göre 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezaları öngörülmüştür. Bunun gibi kişiler arasındaki konuşmaların hukuka aykırı olarak kayıt altına alınması, kişisel verilerin kanuna aykırı olarak kaydedilmesi ve üçüncü kişilerle paylaşılması, verilerin habersiz ele geçirilmesi vb. durumların hepsi kanunda suç olarak tanımlanmıştır.

Aynı şekilde “Özel Hayatın Gizliliği” başlıklı TCK m.134’te “(1) Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/81 md.) Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.” denilerek kişinin özel hayatının hukuka aykırı olarak gözler önüne serilmesinin cezalandırılacağı belirtilmiştir.

Bunun dışında insanların telefonlarını, bilgisayarlarını “hack”leyerek bu verileri elde etmek ve ayrıca bunları yaymak temel hak ve özgürlükleri de ciddi bir şekilde ihlal etmektedir. Bu ihlal bilişim sistemlerine kişilerin rızası olmadan sızarak verileri elde etmesi sonucu oluşmuştur. Artık çağdaş ve demokratik ülkelerin mevzuatlarında da bu fiiller siber suç olarak nitelendirilerek yaptırıma tabi tutulmuştur. Bir kişiye ait bilişim sistemine girerek ona ait verilere ulaşmak TCK m. 243’te suç olarak nitelendirilmiştir. Bu nedenle kişilerin telefon, bilgisayar vb. gibi cihazlarına herhangi bir kanunsuz yolla ulaşılabilecek her olayın suç oluşturduğu gözükmektedir. Gençler arasında özellikle artarak devam eden sosyal medya hesaplarını çalarak oradaki konuşmaları okumak dahi suç olarak nitelendirilmektedir.

Bir insanın ünlü diye tabir edilen göz önünde yer alan ve tanınmış bir birey olması, onun özel yaşamına dair her türlü bilgiye herkesin ulaşma hakkı olduğunu göstermez. Bu insanlar zaten tanınmışlıkları dolayısıyla özel hayatlarının bir kısmını aleni yaşamak zorunda kalmaktadırlar. Ancak artık ev hayatına, aile hayatına giren bir kişinin vücudunun ayrıntılarını sergileyebilecek nitelikteki içeriklerin kişinin kendi rızası olmadan gözler önüne serilmesi büyük bir hak ihlali yaratmaktadır.

Anayasa 20. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 8. maddesi de özel hayatın gizliliği temel hak ve hürriyetler içinde yer alarak korunmuştur. Devletlerin bu konuda negatif ve pozitif yükümlülükleri bulunmaktadır. Öncelikle devlet kamu makamlarının özel hayatın gizliliğine keyfi olarak müdahalesini engellemeli aynı zamanda özel hayatın gizliliğini ihlal eden fiillerle ilgili yaptırımlar uygulamalıdır. Demokratik ve çağdaş bir toplum düzeninde bu tür hakların korunması önem arz etmektedir Aksi halde insanların aile hayatı, şahsi yaşamı diye bir şey kalmayacaktır. Bu durumun da toplum içerisinde infiale yol açacağı ortadadır.”

BİR KARAR: RIZASINI ÇEKERSE...

Çeşitli mahkeme kararlarında fotoğrafın ve videonun da ilgili kanun kapsamında değerlendirildiği görülüyor. Üstelik yaymanın suç olması için söz konusu fotoğrafın ya da videonun "hack'lenerek" ele geçirilmesine de gerek yok. Rızanın olmadığı ya da sonradan geri çekildiği durumlarda da suç bulunabiliyor.

Örneğin, 2012'de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvuran bir genç kız eski erkek arkadaşının Facebook profilinde fotoğraflarını paylaşmaya devam ettiği gerekçesiyle şikayetçi oldu. Savcılık soruşturmasının ardından genç adam hakkında İstanbul Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesi'ne 'özel hayata ilişkin görüntü ve sesleri ifşa etmek' suçundan dava açıldı.

Taraflar arasında özel hayata dair olduğu kabul edilecek resimlerin ilişki sürecinde birlikte sanığın Facebook hesabından paylaşıldığı ya da müştekinin buna açıkça rıza gösterdiğine dikkat çeken mahkeme, ilişki bittiğinden itibaren resimlerin sayfadan çıkarılmamasının özel hayata dair görüntülerin ifşası anlamına gelmeyeceğine hükmetti. Suça konu resimlerin başlangıçtan itibaren belirli aşamaya kadar hukuka uygun olarak ifşa edildiğine vurgu yapılan mahkeme kararında; genç kızın rızasını çektiği anda eylemin suça dönüşmeyeceği bildirildi. Genç kızın kararı temyiz etmesi üzerine devreye giren Yargıtay 12. Ceza Dairesi kararı bozdu.

İstanbul Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesi, ilk kararında direndi. Mahkeme, sanığın beraat kararını yeniledi. Yeniden temyiz edilen kararda son sözü söyleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin kararında şöyle denildi:

"Sanığın, bir karede mağdurun kendisini yanağından öptüğü, diğerlerinde kendisine sarıldığı ve her ikisinin üzerlerinde günlük kıyafetleri bulunduğu halde yan yana poz vererek çektirdikleri fotoğraflarını, mağdurun bilgisi dahilinde Facebook hesabında yayımladıktan sonra, söz konusu fotoğrafları, mağdurla ayrılmalarına ve mağdur tarafından kaldırılması istenilmesine rağmen yayımlamaya devam etmiştir. İddiaya konu sanıkla mağdur arasındaki ilişkinin varlığını ve boyutunu gösteren fotoğrafların, daha önce mağdurun rızasına uygun olarak Facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde yayımlanmış olması karşısında, bu fotoğraflar, mağdurun özel hayatının gizliliğini ihlal edecek nitelikte görüntüler olarak kabul edilemez. Sanığın, mağdura ait kişisel veri niteliğindeki fotoğrafları, mağdurun rızasına aykırı şekilde yayımlamaya devam etmesi biçiminde sübut bulan eyleminden dolayı Türk Ceza Kanunu'nun 136/1. maddesindeki, 'verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme' suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yasal ve yeterli olmayan yazılı gerekçelerle sanık hakkında beraat kararı verilmesi yasaya aykırıdır. Yerel mahkeme kararının oy birliği ile bozulmasına hükmolunmuştur."

Kişinin başlangıçtaki rızasına rağmen izinsiz yayılan fotoğraflar hakkında da yargı kararı ortadayken Aslı Bekiroğlu'nun yasa dışı ele geçirilen fotoğraflarını kullananlar hakkındaki karar önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak.