Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Beyne giden ana damarın tıkanması üzerine hastaneye kaldırılan CHP Eski Genel Başkanı ve CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın durumu ciddiyetini koruyor.

Geçirdiği ameliyatların ardından beyin koruma tedavisi uygulanan Baykal uyutuluyor. Uzmanların yaptığı son açıklamaya göre; Baykal'ın bilinci kapalı, hayati bulguları kontrol altında, tomografi bulgularında düne göre iyileşme bulgusu saptandı, 72 saatlik kritik süreç atlatıldı ve cihazla solunum desteği sağlanıyor.

İnme alanında uzun yıllar çalışmalar yapan Girişimsel Nöroradyoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Geyik, HABERTURK.COM'a Baykal'ın durumuyla gündeme gelen inme konusunda merak edilenleri anlattı. 

İnme, yetişkin sakatlığında üçüncü, ölümcül hastalıklarda ise kalp hastalıkları ve kanserden sonra üçüncü sırada geliyor. Peki, inme nedir? İnmede geri dönüş süreci nasıl oluyor? Bu süreçte beyni korumak için nasıl bir yol izleniyor? Hasta ne kadar uyutulabilir? Uyanan hastada ne gibi riskler gelişebilir? İnme geçiren hasta yüzde 100 iyileşebilir mi, sağlıklı günlerine kaldığı yerden devam edebilir mi? Sorularının cevabını Prof. Dr. Serdar Geyik anlattı.

"HİÇBİR SORUNU OLMAYAN KİŞİDE MEYDANA GELİR"

İnme, daha önce hiçbir sorunu olmayan kişide ani gelişen felç hali olarak tanımlanabilir. Genelde vücudun bir tarafında meydana gelen güçsüzlük şeklinde ortaya çıkıyor. İnmenin çok büyük bir bölümünün nedeni tıkayıcı damar hastalıklar. Bunlar kılcal düzeyde olabileceği gibi büyük damarların tıkanması şeklinde de ortaya çıkabiliyor. Dünyada ve Türkiye'de her 2-3 dakikada bir insan inme geçiriyor. Rakamlara bakacak olursak yıllık Türkiye'de 250 bin civarında kişi inme geçiriyor. Bunların yaklaşık 30 bin tanesi büyük damar tıkanıklığı ve tedavi edilebilir bölüme aday.

TEDAVİDE ÖNEMLİ GELİŞMELER VAR

İnme, ölüm ve kalıcı sakatlığın çok önemli bir nedeni olduğu için tablo da çok vahim. Son yıllarda tıpta tedavi konusunda ortaya çıkan önemli gelişmeler var. Biz, bu büyük damar tıkanıklıklarını, kasıktaki damardan girerek beyin damarından pıhtıyı çıkartmak şeklinde tedavi edebiliyoruz. 

İLK MÜDAHALE...

İnmenin organizasyonu çok önemli. Toplumda bilinç ve farkındalık olması önemli. İnme geçiren hastaların bir an önce süratle acil servise götürülmesi, oradan da tam kapsamlı bir inme merkezine gönderilmesi gerekir. Burada zaman çok önemli. Büyük damarlarda bizim pıhtı çıkarma işlemini yapabilmemiz ve başarıya ulaşabilmemiz için ilk 6 saat çok kritik. Bunun dışında hasta ne kadar erken gelirse başarı o kadar yükselir.

İnmenin tedavisi mümkün. Zamanında müdahaleyle pıhtı zamanında çıkarılırsa her üç hastadan iki ya da iki buçuğu başarıyla tedavi ediliyor.

KANAMA RİSKİ... 

Bu, daha hafif geçirilmiş felçlerin poliklinik düzeyde pıhtı önleyicilerle zaman zaman da stent koyarak damarların açılması işlemidir. Bizim asıl ilgilendiğimiz büyük damarlarda gelişen tıkanıklıklar ve bunların tedavisi... Anjiyografiyle damarlarındaki pıhtının çıkarılması gereken yıllık yaklaşık 30 bin aday var. Türkiye'de biz bunun ne kadarını tedavi edebiliyoruz. Yaklaşık yüzde 10'unu. Ülke olarak almamız gereken mesafe var.

Bu işlemlerin yapılacağı yerler; tam kapsamlı inme merkezleri... Hastanın tanısının konulmasından itibaren inme merkezine getirilmesi, sonrasında yapılan tedavi, yoğun bakım sürecini de katarsak beyin damarı konusunda uzmanlaşmış ekibe, herhangi bir nörolog değil beyin damar hastalıkları konusunda uzman (vasküler nörolog) ve bu konuda özel tecrübe edinmiş bir nörologun bu süreci yürütmesi gerekiyor. Aynı zamanda beyin anjiyo işini yapacak, o pıhtıyı ordan çıkartacak bir nöroradyoloji ve nörogirişim ekibinin olması, bu ekiplerin birbiriyle koordinasyonu gerekmektedir.

Bu hastalar, hastaneye gittiklerinde tanısı konulduğunda ileri tanı ve tedavi merkezi olan kapsamlı inme merkezlerine yönlendirilmeliler. Ne kadar erken o kadar hızlı tedavi ve etkin başarı demektir.

İnmede geri dönüş süreci nasıl? 

Beyin damarlarında tıkanıklık olduktan sonra kan akımı azalır hatta kesilir. Kesildikten sonra hücrelerin beslenmesi bozulur, kan akımı olmazsa oksijen yetersizliğinden o hücreler ölür. Buradaki süre, o tıkanan damarların etrafındaki kollateral adı verilen yani başka kanallardan oraya kan gelmesi sürecine bağlıdır. Burada çevreden iyi kan veren bir bağlantı ağı varsa bu süre uzar. Seçilmiş hastalarda 24 saate kadar uzayabilir, ama böyle bir şey yoksa tıkanıklık gelişti diyelim; yaklaşık 10 dakika içinde hücreler kaybedilmeye başlar. Burada şöyle bir durum var; tıkanıklık oldu, beyin hasarı oluşur. Bu beyin hasarına çekirdek enfarkt denir. Bir de bunun çevresinde penumbra adı verilen henüz ölmemiş ama beslenmesi bozulmuş hücreler var, kurtarılabilir ya da kurtarılmadığı durumda o hücreler de ölebilir.

Bizim inmedeki asıl hedefimiz, zaten ölen dokuyu geri getirmek diye bir şey yok, burada çevredeki, bıçak sırtındaki dokuyu henüz hücre ölümü gerçekleşmeden kurtarabilmek. Bunu kurtardığınız vakit beyin fonksiyonlarının bir bölümünü koruyabiliyorsunuz. Bu doku ne kadar genişse biz buna müdahil olduğumuz zaman o kadar çok doku kurtarabiliriz. Bu demek oluyor ki klinik olarak hasta o kadar iyi çıkabilir.

"UYUTMA İŞLEMİ ÜÇ İLA BEŞ GÜN SÜRÜYOR"

Deniz Baykal'ın da içinde bulunduğu türden durumlarda süreç ne kadar uzar?  

Bunun için bir şey söylemek, net bir tarih vermek mümkün değil. Ama genellikle her şeyde olduğu gibi sonsuza gidecek hali yok. Üç veya beş gün bunun için yeterlidir. Daha fazla zaman diliminde uyutmak, beyin koruma programında uygulanagelen bir yöntem değil. Birkaç gün yeterlidir, daha sonra uyandırılır. 

Beyni koruma programı kapsamında hangi yollar izleniyor?

Hasta, ilaçlarla uyutulduğunda beyin fonksiyonları azalır. Böyle olunca oksijen kullanımı da azalır. Dolayısıyla buradaki temel sorun; kan akımı, oksijen gelmesi ve beslenmesi... Siz, ihtiyacı azalttığınızda yani arz azalmışsa ihtiyacı ve kullanımı da azaltacaksınız ki koruma olsun. İlaçlarla uyutarak bunu sağlayabilirsiniz. Aynen dağda donan insanlar gibi hipotermi uygulayarak, yani vücut ısısını düşürerek bunu sağlayabilirsiniz. Sonra kademeli olarak tekrar ısıtır ve kademeli olarak ilacı keser ve hastanın durumuna bakarsınız. Buradaki temel prensip budur. 

Uyandırılan hastada ne gibi riskler meydana gelebilir? Hasta yüzde 100 sağlıklı olduğu günlere geri dönebilir mi?

Yelpazenin her tarafında bir olasılık mevcut. Bu şu demek; ölüm ile tam iyileşme hali arasındaki yelpazede, herhangi bir noktada olması mümkün. Ama genel itibariyle böyle bir duruma istatistiksel olarak yanıt veriyoruz. Şu damarı tıkanan hastanın yüzde bu kadar şansı var gibi... Ama bilemezsiniz hangi hasta hangi yüzdeye giriyor.

İkinci olarak, asla bilemeyeceğimiz bir şey de şu: hepimiz farklı insanlarız. Aynı damarı tıkanan iki farklı hastada hangisine ne olacağını, o kişinin özelinde bilemeyiz. Dolayısıyla bir insanın damarı tıkandığında felç de kalabilir, komaya da girebilir, hayatını kayıp da edebilir, tamamen iyileşebilir de, her şey mümkün. 

Kişi tamamen sağlıklı olabilir ama bunu MR'lardaki görüntü belirler. Kişide ne kadar yaygın beyin hasarı varsa bu ihtimal o kadar azalır. Ya da enfarkt, daha hayati yerleri tutmuşsa hasta daha güç iyileşir.