Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Özcan TİKİT/Gülenay BÖREKÇİ/HABERTÜRK PAZAR

Peki şimdi ne olacak? İngiltere’de yüzde 52 ile AB’den ayrılma kararının çıktığı referandumun ardından, herkesin en çok sorduğu soru bu. Sanki “AB’ye hayır” oyu verenler bile bu sonucu beklemiyordu. İlk kez bir ülke Avrupa Birliği’nden ayrılırken, bir nefeste sıralanabilecek pek çok acayiplik yaşandı: Büyük Britanya veya Birleşik Krallık’ı oluşturan dört bölgeden ikisi AB’ye “Evet”; ikisi “Hayır” dedi. İngiltere ve Galler’de AB’den ayrılma, İskoçya ve Kuzey İrlanda’da birlik yanlıları çoğunluktaydı. Tabii birlik yanlıları hemen kazan kaldırıp, “O halde biz de Birleşik Krallık’tan ayrılırız” demeye başladı. Bu sürecin sonu “Küçük Britanya” veya “Ayrışık Krallık” olabilir.

Yaşlı İngilizler (50 yaş üstü) “AB’ye hayır” oyu verirken gençler “AB’ye evet” dedi. Ülkede kuşak çatışması sosyal medyadan başlayarak şiddetlendi. Hayır oyu verenlerin, kalan ortalama ömrünün 16 yıl olduğu açıklandı. AB ile büyüyen gençler, geleceklerinin böyle ipotek altına alınmasından şikâyetçi. Başbakan Cameron adeta ülkeye darıldı. Ekimden sonra ceketini alıp makamından ayrılacağını açıkladı. Dahası, popülaritesinin zirvesinde “Yıllarca başbakan olarak kalır” değerlendirmeleri yapılırken bu belayı başına kendisi açtı. Şakayla karışık başlayan süreç, yabancı düşmanlığı ve göçmen korkusuyla harmanlanıp beklenmeyen bir neticeyle Cameron’ın siyasi kariyerini yaktı. Aşırı sağcılar yalnız İngiltere’de değil, bütün Avrupa’da cesaret kazandı. Şimdi hem AB hem de İngiltere için “Artık birbirinizi Cameron” esprileri yapılıyor!



Ve yalnız AB’yi değil dünyayı sarsan bu sonucun ortaya çıkmasında, Başbakan David Cameron’ın karşısına dikilip ayrılık kampanyasını sürükleyen bir adam çok etkili oldu. Eski Londra Belediye Başkanı Boris Johnson’ın sonbaharda başbakan olmasına kesin gözüyle bakılıyor. Boris Johnson kim mi? Yabancı değil...

JOHNSON'IN BABASI: BORİS'İN ŞAŞKINLIĞI TÜRKLÜĞÜNDEN

İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılma kararı aldığı referandumda tebrik edilecek bir isim varsa, Londra’nın ‘Osmanlı torunu’ olarak bilinen eski belediye başkanı Boris Johnson’dı. Osmanlı’da gazetecilik ve bakanlık yapan Ali Kemal’in torunu Boris Johnson, Londra Belediye Başkanlığı’ndan sonra şimdi de AB’den ayrılma kararı alan İngiltere’nin başbakanı olma yolunda yürürken, hem İngiltere hem de Türkiye’de Johnson Ailesi’nin Türklüğü üzerine çok konuşuluyor. Bugüne kadar pek çok meşhur gazeteci ve politikacı çıkaran Johnson Ailesi nedense bu konuda sessiz kalmayı tercih ediyor. Bundan 8 yıl önce aile adına konuşması için Boris Johnson’ın babası, kurt siyasetçi ve yazar Stanley Johnson’ı zor da olsa ikna etmiştim. Johnson, vatan hainliğiyle yargılanan ve 1922’de linç edilen gazeteci ve eski bakan Ali Kemal’in torunlarından oluşan Johnson Ailesi’nin kendisini ne kadar Türk hissettiğini, dedelerini nasıl hatırladıklarını, Türkiye hakkında ne düşündüklerini bir bir anlatmıştı. Şimdi bu röportajı hatırlamanın tam zamanı...

-Türkiye için tartışmalı bir isim olan Ali Kemal, Johnson Ailesi için kimdir?

Benim büyükbabam, yani babamın babasıdır. 1903’te evlendiği yarı İsviçreli yarı İngiliz Winifred, yani babaannem 1909’da babamı dünyaya getirmiş. Winifred kısa bir süre sonra ölmüş. Babam ve ablası Celma, İngiltere Bournemouth’a götürülmüş. Ali Kemal ise Türkiye’ye dönmüş. Birinci Dünya Savaşı nedeniyle aralarında fazla bir iletişim olmadığını tahmin ediyorum. Zaten 1922’de de Türkiye’de öldü.



‘ÇEYREK TÜRK’ÜM’

-Johnson Ailesi’nin Türklüğünü formüle etmenizi istesem...

Babam yüzde 50 Türk’tü; ben de çeyrek Türk’üm. Bununla birlikte İngiliz, Fransız ve İsviçreli kökenlerim de var.

-Londra’da yaşayan Türklerin büyük çoğunluğu, Boris Johnson’ı fazla tanımamalarına rağmen Türk olduğu için oy veriyor. Londralı Türklere bu kararı verdiren duygu için ne söylersiniz?

En büyük oğlum Boris Johnson, farklı vesilelerle birçok kez Türk olduğunu ve bu kökeninden gurur duyduğunu belirtti. Boris’in 3 erkek, 2 de kız kardeşi var. Belediye başkanı adayı olurken bunu söyledi çünkü çok kültürlü temelinin, şehri gezip gören herkesin farklı kültürler ve milletler için bir erime potası olduğunu fark ettiği gibi Londra’yı yönetmeye çok elverişli olduğunu düşünüyor. Eminim ki bu husus insanların Boris’i sevmesinde etkili oldu.

-Büyükbabanızın doğduğu topraklara hiç gittiniz mi, bunu ister misiniz?

1959’da 18 yaşındayken Türkiye’ye gittim. İstanbul’da Ali Kemal’in ikinci eşi Zeki Paşa’nın kızı Sabiha’yla kaldım. Sonra Ankara’ya, Ali Kemal’in Sabiha’dan olan oğlu yani üvey amcam Zeki Kuneralp’in yanına gittim. Zeki, bu dönemde Türkiye’de üst düzey bir diplomattı. Çok mutlu oldum, Ankara’da 2-3 hafta kaldım. Kuneralp Ailesi’ni, Zeki’nin daha sonra 1976’da Madrid Büyükelçiliği yaptığı dönemde boğazı kesilerek trajik bir şekilde katledilen eşi Necla’yı da o zaman tanıdım. Aynı zamanda kuzenlerim Sinan ve babasının yolundan giderek diplomat olan Selim Kuneralp’le tanıştım. Türkiye’deki akrabalarımla 3 yıl düzenli görüştüm. Zeki Kuneralp, iki kez Londra Büyükelçiliği yaptı. Kraliçe 2. Elizabeth’in ve kraliyet mensuplarının, Türkiye’ye ziyaretinde (o dönem Başbakan olan) Erdoğan’ın önerisiyle Zeki’nin oğlu Selim ve eşi Gamze Çiçek ile özel bir toplantı yaptığını haber aldım. Boris’e gelince, o zaten birçok kez Türkiye’ye gitti.



-Babanız, ailenizin Türk kökenleri hakkında size neler anlattı?

Babam fazla konuşmazdı ama annem hem bana hem kız kardeşlerime Ali Kemal’in trajik ölümünü çok anlattı. Babamla 1936’da evlendikten sonra Sabiha ile irtibata geçti. Türkiye’ye geldiğimde Galata Köprüsü’ndeki kalabalıkta yolumu kaybetmemem için bana Türkçe nasıl adres sorulacağını da öğretti.

-Ali Kemal gazeteci ve politikacıydı; siz politikacı ve gazeteci yazarsınız; Boris Johnson da öyle; The Times’ta köşe yazarı olan kızınız da var. Bu genetik bir miras mı?

Çok doğru, arada büyük benzerlikler var... Ali Kemal, ben ve Boris üçümüz de hem politikacı hem yazarız. İkinci ismi Sabiha olan kızım Rachel, The Times’ta köşe yazarı. Bir tek o politikaya girmedi. Girmesi için ikna etmeye çalışı- yorum. İngiltere’de daha çok kadın politikacıya ihtiyacımız var. Bayan Thatcher mükemmel bir örnektir.

-Londra Belediye Başkanlığı yapan (şimdi başbakanlığa koşan) oğlunuz Boris Johnson, dedeniz Ali Kemal’e fiziksel olarak benziyor mu?

Kafaları karıştıran bir sarışınlık mevzusu var. Ali Kemal’in saçları açık renkliydi. Johnson Ailesi’nde tamamen sarışın bir gen var. Zeki Kuneralp bunu Ali Kemal’in Anadolu’daki kökenlerine bağlayarak açıklamıştı. Anadolu’da sarışın olan Türkler hâlå vardır. Gazetenizin okuru arasında da olabilecek Anadolulu sarışın Türkler, bu konu hakkında benden daha çok bilgiye sahiptir.



'ALİ KEMAL TÜRKİYE'NİN AB ÜYELİĞİNİ DESTEKLERDİ'

-Avrupa ve İngiltere Parlamentosu’nda yıllarca milletvekilliği yapmış biri olarak Türkiye’nin AB üyeliği konusunda ne düşünüyorsunuz? AB’ye alınacağına inanıyor musunuz?

AB Parlamenteri olduğum 1979-84 yılları arasında Türkiye Delegasyonu’nda resmi ziyaretlerde bulundum. Türkiye’nin AB’ye üyeliğiyle ilgili düzenlemelerin bu kadar uzun sürmesine üzülüyorum. Eminim ki büyükbabam Ali Kemal de Türkiye’nin AB’ye üyeliğini yürekten desteklerdi. Benim onu bildiğim kadarıyla Ali Kemal de Türkiye Cumhuriyeti’nin büyük kurucusu gibi modern, özgür, kadınlarla erkeklerin eşit olduğu, ekonomik refaha ulaşmış ve insan haklarına saygı gösterildiği bir ülkeye inandı, bunu amaçladı.

ORHAN KARAVELİ: ALİ KEMAL'İN ÇOK BÜYÜK GÜNAHLARI VARDI

Orhan Karaveli’yle bu röportajda, yakın tarihimizin tartışmalı şahsiyetlerinden birini, muhafazakâr İngiliz politikacı Boris Johnson’ın büyükdedesi de olan Ali Kemal’i konuştuk...

Orhan Karaveli, ağırlıklı olarak biyografileriyle tanıdığımız bir yazar. Ziya Gökalp’in, İlhan Selçuk’un, nevi şahsına münhasır bir filozof olarak Sakallı Celal’in ve bizzat tanıdığı Nâzım Hikmet’in biyografilerini yazdı bugüne dek. Nâzım Hikmet’le en son sohbet eden kişiydi aynı zamanda. Karaveli’nin “Belki de Bir Günah Keçisi...” adını taşıyan Ali Kemal biyografisi de çok konuşuldu. Aşağıda okuyacağınız röportajda ona, yakın tarihimizin bu tartışmalı şahsiyetini, muhafazakâr İngiliz politikacı Boris Johnson’ın büyükdedesi de olan Ali Kemal’i sordum.

‘BUGÜNÜN ALİ KEMAL’LERİNİN SUÇU DAHA AĞIR’

-Kimdi Ali Kemal?

Gazeteci ve siyasetçiydi. Maarif ve Dahiliye Nazırlığı yapmıştı. Kimseye benzemeyen, çok değişik yapıda bir insandı. Anadolu kökenli bir tüccarın oğluydu. İlk eşi İngiliz’di. Kendinin de modern, Avrupai bir görünümü vardı. İyi bir yazardı. Bir oturuşta 4-5 yazı yazabilecek kadar kuvvetliydi kalemi, birkaç dil bilirdi. İş kafası vardı, zengin bir Mısırlının çiftliklerini o idare ediyordu mesela.



-Ali Kemal’i tartışmalı bir figür haline getiren neydi?

Kurtuluş Savaşı’nın Mustafa Kemal ve arkadaşları tarafından başarıyla sonuçlandırılması sürecinde ismi çok geçmişti. Milli mücadeleye muhalifti ve ağır konuşmaya, çok sert yazılar kaleme almaya başlamıştı. Sonu hazin oldu; İstanbul’da bir berber salonunda apar topar yakalayıp tekneyle İzmit’e götürdüler ve linç ettiler. Bana kalırsa İsmet Paşa’yı da Mustafa Kemal’i de üzmüştü bu olay; İstiklal Mahkemeleri’nde yargılanmasını tercih ederlerdi. O zaman belki hapse atılırdı, belki Yüzellilikler Listesi’ne alınıp yurtdışına çıkarılabilirdi. Belki sonradan Refi Cevat Ulunay gibi döndüğünde topluma faydalı işler yapabilirdi. Sakallı Nurettin Paşa buna izin vermedi, İzmir Rum Kilisesi’nin başındaki kişiye yaptığı gibi Ali Kemal’i de linç ettirdi. Ve böylece milli mücadele tarihimize hiç hak etmediği bir leke sürülmüş oldu.

-Siz ona “Günah keçisi” diyorsunuz...

Önce şunu söyleyeyim, yalnızca iyi insanların kitabı yazılacak diye bir şey yok. Amerika’da yayımlanmış Al Capone biyografilerinin haddi hesabı yok mesela. İnsanların hataları, başarısızlıkları, kötülükleri de bilmesi, öğrenmesi gerekir. Sorunuza dönersek... Ali Kemal’in günahları yok muydu? Elbette vardı, hem de çok büyük günahları vardı. Sırf milli mücadeleye karşı çıkması değil, bunu yapan başka gazeteciler, siyasetçiler, yazarlar da vardı neticede. Hatta milli mücadeleyi destekleyenler arasında bile vardı öyleleri. Yine de iyi duygularla ellerinden geleni yaptılar ve sonunda kazandılar. Ali Kemal’in sorunu öngörüsüzlüğü, milli mücadelenin başarılı olacağına hiçbir zaman ihtimal vermemesiydi. Böyle olursa, başımıza çok büyük felaketler geleceğine inanıyordu. Ama saldırı dozunu ayarlayamadı. Yazılarında doğrudan Mustafa Kemal’i hedef aldı ve Türk ordusunun zafer kazanmasını değil, tam aksine başarısız olmasını istedi; bunları da çok ağır kelimelerle ifade etti. Keşke daha düzgün bir dil kullansaydı. Keşke Türk ordusunu ve milli mücadelenin başındaki o müstesna insanı aşağılamasaydı. Osmanlı’nın enkazı üzerine adeta bir mucize yaratarak kurdu o bu devleti, başarısızlık ihtimalini göze alarak. Bugün kendini dünyaya kabul ettirmiş, laik, demokratik, çağdaş bir cumhuriyetimiz var ve onun yıkılmasını umursamayan hatta destekleyecek insanlar görüyorum. Şahsi fikrimi sorarsanız, bugünün Ali Kemal’lerinin suçu daha ağır.

‘TÜRKİYE’DEKİ AKRABALARIYLA DOSTLUK KURDU’

-Şimdi bir de torununun oğlu çıktı...

Boris Johnson, Ali Kemal’in ilk eşi olan İngiliz hanımdan olan torununun oğlu. Senelerce Londra’da belediye başkanlığı yaptı. Ali Kemal’in Türkiye’deki evliliğinden de iki oğlu var, Kuneralp’ler... Boris Johnson yıllar sonra onlarla da yakın dostluk kuracak kadar zarif, medeni bir insan. İstanbul’a geldiğinde büyükdedesinin mezarını ziyaret etmek istedi ama ne yazık ki yoktu böyle bir mezar.

-Türkiye’yle meselesi ne?

Elbette kendini bir Türk gibi hissetmiyordur ama bu ülkeyle ilgili menfi bir düşüncesi, bir antipatisi olduğunu da sanmıyorum.

-Bu arada kısa süre önce İngiltere’de, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a karşı şiir yarışması açılmıştı ve Boris Johnson ona katılarak birincilik kazandı!

Sayın Cumhurbaşkanı bir bireydir, onu sevenler de olabilir, sevmeyenler de...Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti’nin başkanı olan kişiye hakaret edilmesini, kendisi hakkında ne düşünürsem düşüneyim, doğru bulmam.

-Onun bulunduğu Muhafazakâr Parti’nin yükselişi, İngiltere’nin Türkiye’yle ilişkilerini nasıl etkiler sizce?

Boris Bey aday olmadı ama siyasi hayatta başarılı olacağını hatta gelecekte başbakan seçilebileceğini düşünüyorum. Niyeti var mı, partideki pozisyonu ne, bilmiyorum tabii. Geleceği bugünden kestirmek güç.