Dünyanın en uzun uçuşu geliyor: Pilotlar nöbetleşe uyuyacak
Sidney'den New York'a yaklaşık 22 saat. Dört pilot, kabinde gizli bir dinlenme odası ve herkesin merak ettiği bir kural: inişi kim yapacak ve 22 saat uçak yakıtı nasıl yetecek? İşte Dünyanın en uzun yolculuğunun detayları..
Bir uçak havada yirmi iki saat kalacak. O kadar saat boyunca o uçağı kim uçuracak? İnsanın gözü bir noktadan sonra kapanır, kahve de bir yere kadar idare eder. Qantas bu soruyu yıllardır masada tutuyor ve 2 Haziran'da Project Sunrise dedikleri uçak Toulouse'da gerçekten piste çıktı.
O test uçuşuyla iş kağıt üstünden indi. Ticari seferler 2027'de başlayacak. Başladığında Sidney-New York hattı yaklaşık 22 saatle dünyanın en uzun tarifeli uçuşu olacak.
Arka koltuklarda yolcu yok, yakıt var
Kullanılan uçak Airbus'ın A350-1000 modelinin uzun menzilli sürümü. Normalde böyle bir uçağa 370 civarı koltuk sığıyor. Bu uçakta ise yalnızca 238 var. Aradaki boşluk yolcu için ayrılmış bir lüks değil gövdenin arkasına yerleştirilen 20.000 litrelik ekstra yakıt tankından açılan yer. Daha az koltuk konunca uçak hafifliyor ve hafifleyen uçak da Sidney'den New York'a durmadan gidebilecek kadar uzağa ulaşıyor. Mesele kabaca bundan ibaret.
Uçağı indirecek pilotlar en çok dinlenenler olacak
Kokpitte de alışılmadık bir düzen var. Bu uçuşlarda iki değil dört pilot görev alıyor. İki kaptan ve iki yardımcı pilot.
Kalkışta ve inişte dördü de orada ve aradaki upuzun saatlerde ise sırayla çekiliyorlar. Ana kabinin üzerinde, yolcuların hiç görmediği bir bölmede uçağa özel yapılmış yataklar var. Pilotluk dünyasında "crew bunk" denilen bu dinlenme kabininde her pilot bir uzun mola alıyor. Yaklaşık dört saat ve bir de iki buçuk saatlik kısa bir mola.
Peki madem herkes sırayla uyuyor bu nedenle uçağı indirecek pilot tam da en yorgun kişi olmayacak mı? İşin bütün inceliği burada. Çizelge öyle ayarlanıyor ki uçağı yere indirecek ikili, son saatlerde en çok dinlenmiş olan çift oluyor.
Bunun da bir sebebi var. Bir uçuşun en tehlikeli anı kalkışta değil iniştedir. Yaklaşma ve iniş, havacılıkta hata payının en daraldığı an. Yirmi iki saatlik bir görevde bu an işin tam sonuna denk geliyor yani ekibin enerjisinin en dibe vurduğu noktayla uçağın en çok dikkat isteyen anı üst üste biniyor. Son 90 dakikanın bu kadar konuşulması bundan. Bütün rotasyon planı, o son saatlere en taze kafayla girilsin diye kurulmuş.
Asıl zorlanacak olan kıpırdamadan oturan yolcu
Bu kadar uzun bir uçuşta yorulan sadece pilotlar değil. Arka koltukta oturan yolcunun bedeni de baştan sona bir sınavdan geçiyor. Yirmi iki saatte uçak neredeyse bütün saat dilimlerini tarıyor ve vücudun iç saati ise buna yetişemiyor. Sabah mı yoksa akşam mı belli değil.
Qantas burada işi şansa bırakmamış. Kabin aydınlatması yolculuğun belli saatlerinde özellikle karartılıp açılıyor. Yemekler de uyku düzenini bozmayacak saatlere göre planlanıyor. Amaç bedeni yavaşça hedef şehrin saatine alıştırmak.
Bir de uçağın ortasında koltukların olmadığı bir alan bırakılmış. Bunca saat aynı koltukta kıpırdamadan oturmak bacaklarda pıhtı riskini artırıyor ve dolaşımı yavaşlatıyor. Wellbeing Zone dedikleri bu köşe de zaten yolcular kalksın sonra esnesin ve biraz yürüsün diye düşünülmüş. Kendi kendine atıştırabileceğiniz küçük bir bar bile koymuşlar.
Rekor şimdilik Singapur'da
Bütün bunlar daha tarifede değil unutmamak lazım. Bugün dünyanın en uzun tarifeli uçuşu hâlâ Singapore Airlines'ın elinde ve Singapur'dan New York'a yaklaşık 18 saat 50 dakika. Sidney'in onu geçip geçmeyeceğini ise ancak 2027'de ve ilk yolcular o koltuklara oturduğunda göreceğiz.