Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
HABERTURK.COM

Keloğlan ve Balık


Günlerden bir gün Keloğlan, odun kesmek için ormana doğru yola koyulur, ormana varmadan "İmdat, imdat beni kurtarın!" diye bir ses işitir, önce bir sağına sonrada soluna bakar ama kimseyi göremez, her halde bana öyle geldi diye düşünerek yoluna devam eder.

Çok geçmeden aynı sesi tekrar işitir, etrafına bakınırken bir de ne görsün, toprağın üzerinde bir balık "İmdat beni kurtarın!" diye bağırıyor.

Meğer suyun kenarındaki balık kendini yeniden suya atmaya çalışıyor.

Balığın yanına giden Keloğlan, balığı aldığı gibi suya atmış.

Balık: "Hey Keloğlan sen benim hayatımı kurtardın, o yüzden sana minnet borçluyum, minnetimin bir karşılığı olarak sana bir hediye vermek istiyorum, dönüşte mutlaka bana uğra sana bir şeyler söyleyeceğim." demiş.

Keloğlan dönüşte suyun yanına gelince balığın suyun kenarında olduğunu görmüş ve balığa:

"Geldim, söyle ne diyeceksin?" demiş.

"Şu arkandaki dağı görüyor musun?" diye cevap vermiş balık.

"Evet görüyorum?"

"O dağın hemen arkasında bir çukurda bir torba var git ve onu al, ihtiyacın olduğu vakit: "Açıl susam açıl!" dersen açılır. İhtiyacını giderdikten sonra bu sefer "Kapan susam kapan" dersin kapanır. Ancak bunu hiçbir yerde gösterme ve kimseye söyleme yoksa senden çalarlar." demiş.

Keloğlan, balığa teşekkür ettikten sonra dağın arkasındaki torbayı aldığı gibi eve giderek anasına:

"Ana, baksana bunu bir balık verdi." dedi.

Anası: "Hey benim kel oğlum, keleş oğlum!” demiş biraz tebessüm ettikten sonra "Bir balıktan ne beklenir ki onun içindeki nedir?" diye merakla sormuş.

Keloğlan "O torbayı önüne indirerek 'Açıl susam açıl' deyince önlerine kocaman bir sofra açmış, hayatlarında görmedikleri kadar güzel olan o yemekleri yiyerek karınlarını güzelce doyurmuşlar.

Keloğlan anasına:

"Ana ne kadar güzel değil mi? Ben bunu komşulara da göstereceğim" demiş.

Anası:

"Oğlum sakın ola bundan hiç kimsenin haberi olmasın, bazen sırları saklamasını bilmelisin. Yoksa anında çalarlar." diye öğüt vermiş.

Keloğlan bu kafasına koymuş bir kere anasını dinler mi? Hemen dışarı çıkarak komşularını bir bir eve çağırmış, olanları anlatmaya başlamış.

Sonra da torbayı önüne indirerek "Açıl susam açıl" demiş diledikleri her şey sofraya gelmiş.

Komşular sofraya oturup karınlarını bir güzel doyurmuşlar kötü niyetli olan komşulardan biri Keloğlan'ı kıskanarak o torbanın aynısını yaparak gece gizlice Keloğlan'ın sihirli torbası ile yer değiştirmiş.

Ertesi gün sabah erkenden kalkan Keloğlan'ın karnı acıkınca torbaya:

"Açıl susam açıl!" diye seslenmiş ama torba açılmamış, birkaç kez tekrarlamış ama bir türlü açılmayınca torbayı aldığı gibi ormana doğru yol almış suyun kenarına gelince balığa seslenmiş:

"Balık kardeş, balık kardeş. Senin verdiğin torba birinci gün açıldı ama artık açılmıyor." demiş.

Balık suyun kenarına gelerek: "Keloğlan tekrar o dağın arkasındaki çukura git orada bir torba daha var onu al ama sakın kimseye gösterme, sırrını da söyleme." demiş.

Keloğlan dağın arkasına giderek aynı yerden ikinci torbayı da alarak eve dönmüş.

Anasına: "Ana, balık bana başka bir torba daha verdi." demiş.

Keloğlan ikinci torbayı açınca içinde sihirli bir değirmen olduğunu görmüş değirmeni çevirdikçe para çıkıyormuş.

Keloğlan'ın anası: "Bak benim canım oğlum, bari bunu hiç kimseye gösterme, bunuda çalarlar yine parasız ortada kalırız." demiş.

Keloğlan ne anasının ne de balığın sözünü dinlemiş, yine komşularını çağırarak onlara sihirli değirmenin hünerlerini göstermiş.

Kötü niyetli komşu hemen onun gibi bir değirmen yaptırarak, sihirli değirmeni ile yer değiştirmiş. Ertesi günün sabahında Keloğlan değirmeni çevirmiş ama bir türlü para çıkmayınca yine ormanın yolunu tutarak balığa:

"Balık kardeş! Bu senin verdiğin değirmen birinci gün iyiydi, ikinci gün bozuldu, bu sefer balık kızmış:

"Keloğlan, bak bunu muhafaza et senin son şansın, aynı yerde başka bir torba daha var bu seferde git onu al ve dediklerimi yap." demiş.

Keloğlan torbayı aldığı gibi eve giderek anasına:

"Ana ana! Baksana balık son bir şans daha tanıdı." demiş.

Üçüncü torbayı da açan Keloğlan torbanın içinde bir tokmak olduğunu görür, "Vur tokmağım vur!" deyince çalışıyor, "Dur tokmağım dur" deyince duruyormuş.

Balık bu tokmağı Keloğlan’a hırsızları cezalandırmak için vermiş, Keloğlan o tokmağı komşularına anlatmak için onları çağırmış, "Vur tokmağım vur" dediği anda tokmak hırsızlık yapan komşunun başına vurmaya başlamış.

Keloğlan:

"Bu demek oluyor ki, o iki sihirli torbaları da sen çaldın?" demiş.

Kötü komşu:

"Hayır yanılıyorsun ben çalmadım" dedikçe tokmak vurmaya devam etmiş.

Dayanamayan kötü komşu:

"Evet, yeter ben çaldım ve şu ağacın altına gömdüm." diye itiraf etmiş.

Keloğlanla beraber gidip bakmışlar ki torba ve değirmen çürümüş.

Bu sefer tokmak Keloğlan’ın başına vurmaya başlamış, Keloğlan tokmağın verdiği acıdan tokmağı nasıl durduracağını unutmuş. Annesinin sözünü dinlememesinin cezasını çekmiş.