Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, demokrasinin bir uzlaşma rejimi olduğunu belirterek, "Siyasi partilerin bir araya gelip asgari müştereklerde uzlaşması lazım. Biz, başka ülkelerin partisi değiliz. Hepimizin ortak amacı var" dedi.

Kılıçdaroğlu, Avrupa Programı kapsamında Brüksel'deki Birmingham Palace Salonu'nda Belçika'da yaşayan Türklerle buluştu.

Konuşmasına bayram kutlamasıyla başlayan Kılıçdaroğlu, kutsal topraklardan alınan acı haberlerden üzüntü duyduğunu belirtti.

Kılıçdaroğlu, Türkiye'de siyasetin biraz kavga dövüş üzerine gittiğine dikkati çekerek, "Oysa siyasetin görevi vatandaşın sorununu çözmektir. Elbette görüşlerimiz farklı olabilir ama bir araya gelip memleketin sorunlarını çözmemiz lazım" diye konuştu.

Bugün Türkiye'nin, Cumhuriyet tarihinin en büyük krizini yaşadığını söyleyen Kılıçdaroğlu, "Yanlış dış politika sonucu 2 milyon 375 bin Suriyeli, Türkiye'de mülteci. Sorun Türkiye'nin sorunu olmaktan çıktı. Avrupa'nın sorunu artık. Oturup konuşuyorlar. Ne olacak bu Suriyeliler? Avrupa'ya gelirse ne olacak? Oysa Türkiye, 2 milyon 375 bin Suriyeli'yi bağrına bastı. Yardım etmeye çalışıyor" ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, Suriyeli sığınmacılarla ilgili "Türkiye bu konuda üzerine düşeni yapmıştır ama Avrupa üzerine düşeni yapmamıştır. Kulak tıkamıştır. Sorunu kökten çözmek istiyorsanız, Suriye'deki iç savaşı durdurmanız lazım" dedi.

Türkiye'de pek çok alanda sorunlar olduğuna dikkati çeken Kılıçdaroğlu, bütün bu sorunların siyasetin görevini yapmamasından kaynaklandığını savundu.

Kılıçdaroğlu, 7 Haziran seçimleri sonucu koalisyon kurulamaması ve yeniden seçime gidilmesiyle ilgili şöyle konuştu:

"7 Haziran'da seçim oldu. Hep beraber sandığa gittik. Sonunda milli irade çıktı. Kendi aranızda anlaşın koalisyon kurun diyor. Memleketin sorunları büyük, gelin bu sorunları çözün diye millet bize görev verdi ama koalisyon kurulmadı. Niye kurulamadı? Niye biz bir daha seçime gidiyoruz? Türkiye bu kadar zengin mi? Dünyanın masrafını yapıyoruz tekrar seçim için. O parayı başka yerde harcayabilirdik. 3 okul daha yapabilirdik. Emekliye 2 maaş verebilirdik. Asgari ücreti yükseltebilirdik. O para, boşu boşuna harcanmazdı."

Demokrasinin bir uzlaşma rejimi olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Siyasi partilerin bir araya gelip asgari müştereklerde uzlaşması lazım. Biz, başka ülkelerin partisi değiliz. Hepimizin ortak amacı var. Memleket daha güzel olsun, vatandaş huzur içerisinde yaşasın, yoksulluk sefalet olmasın, bölüşüm politikaları güzel olsun, herkes büyümeden, kalkınmadan nasibini alsın. Bir şekilde bizim bunu hayata geçirmemiz lazım" dedi.

Kılıçdaroğlu, siyasetçinin görevinin halka hizmet etmek olduğunu belirterek, "Siyaset zenginleşme amacı değildir. Siyaset köşeyi dönme aracı değildir. Siyaset halka hizmet etme aracıdır. Sİyaset bir özveridir" diye konuştu.

Türkiye'nin son zamanlarda ayrıştığına işaret eden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Bölünüyoruz. Ayrışmak çok tehlikelidir. Kimlik bazında bölünüyoruz. İnanç bazında bölünüyoruz. Yaşam tarzında bölünüyoruz. Türkiye'de bir parti var. Adı CHP. Onun genel başkanı olarak size söylüyorum, sizin kimliğiniz ne olursa olsun benim başımın üzerinde yeriniz var. Sizin inancınız ne olursa olsun benim başımın üzerinde yeriniz var. Yaşam tarzınız ne olursa olsun benim başımın üzerinde yeriniz var. Benim derdim sizin kimliğiniz değil. Siyasetçinin görevi vatandaş geldiği zaman derdi varsa, o derdi çözmektir. Toplumda ayrışmayı değil birleşmeyi sağlamaktır siyasetin görevi. Ama biz ayrıştık, bölündük, birbirimize selam veremez noktaya geldik. Sokağa çıktığımızda birbirimize selam vermiyorsak batsın o siyaset. Düşüncelerimiz farklı olsa bile birbirimize hoşgörü ile yaklaşmalıyız."

Kılıçdaroğlu, siyasetçinin işinin sorun çözmek olduğunu vurgulayarak, "O sorunu çözemiyorsan neden siyasetçi olarak halkın önüne çıkıyorsun" dedi.

Siyasete atıldığı gün mal varlığını internet sitesinde açıkladığını anımsatan Kılıçdaroğlu, "Oradaki mal varlığı benim alnımın teridir. Her kuruşun hesabını veririz. Bir siyasetçi hesap vermekten kaçınıyorsa, o siyasetçiden uzak durun. Çünkü o, halkı değil cebini düşünüyor demektir. Ben cebimi değil halkı, vatandaşı düşünüyorum" diye konuştu.

"BENİM ÜLKEMİN BELİÇAKA'DAN, ALMANYA'DAN, İNGİLTERE'DEN, FRANSA'DAN NEYİ EKSİK?"

Kılıçdaroğlu, vatandaşların sandığa gitmesinin önemli olduğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Benim ülkemin Belçika'dan neyi eksik? Almanya'dan neyi eksik? İngiltere'den neyi eksik? Fransa'dan neyi eksik? İnsansa daha genç, daha dinamik bir nüfusumuz var. Topraksa bereketli bir coğrafyada yaşıyoruz. Güneşse bizde daha fazla güneş var. Neyimiz eksik? Bir şeyimiz eksik? Dürüst siyasetçimiz eksik. Siyaset, hoşgörü, uzlaşma demektir. Sorundan nemalanan bir parti, sorun çözemez. Kendisi sorun olan bir parti sorun çözemez."

AA