Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
AA

Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, "Türk milliyetçisi" sıfatıyla yaptığı açıklamada, Başbuğ Alparslan Türkeş'in kurduğu ve gelişmesine özen gösterdiği Ülkü Ocaklarının bugün içine düştüğü durumun üzüntü verici olduğunu belirtti.

Türkeş'in basın bürosunca, 6 Nisan'da hazırlanan fakat halk oylaması nedeniyle bugün dağıtımı yapıldığı belirtilen "Başbuğ Alparslan Türkeş'in Vefatının 20. Yılında Ülkü Ocakları" başlıklı basın açıklaması paylaşıldı.

Açıklamayı "Türk milliyetçisi" sıfatıyla yaptığını vurgulayan Türkeş, "Merhum Başbuğ Alparslan Türkeş'in kurduğu ve gelişmesine özen gösterdiği bir kurum olan Ülkü Ocaklarının bugün içine düştüğü durum üzüntü vericidir" görüşünü paylaştı.

Türkeş, Türk insanının ülkesini tanıması ve sevmesi için başlatılan bu çalışmalardaki hedefin yarının büyük ve müreffeh Türkiye'si idealine ulaşmak olduğunu belirten Türkeş, şunları kaydetti:

"Merhum Türkeş'in işaret ettiği bu ülkü doğrultusunda çalışan ve çabalayana da ülkücü denir. Bu hedefi şaşıran, bu doğrultuda çabalamayan insanların, içinde veya başında bulunduğu kurum ve kuruluşların adı ne olursa olsun orası merhum Alparslan Türkeş'in kurduğu ülkü ocakları değildir. Nefsini ve şahsi çıkarlarını her şeyin üstünde tutarak Türkeş Ailesi'ne saldıracak kadar gözü dönenlere de ülkücü demek mümkün değildir. Çıkar odaklı çeteleşerek bir kişi ya da bir kuruluşun güvenlik görevlisi gibi hareket etmek bir Bozkurt'un yapacağı iş değil, olsa olsa çakalların ya da başka mahlukatın işi olsa gerektir. Güzel Türkçemizle söylemeye çalıştıkları herzeleri kuş ciklemesinde (yani 160 karakterde) dahi beceremeyen, ne imlası ne de sözcükleriyle Türkçeyi kullanamayanların ülkücülükten bahsetmeleri söz konusu bile değildir. 15 Temmuz darbe girişiminde sessiz çoğunlukların darbeye karşı bedenlerini siper ettikleri yerde, bir yerde saklanıp sonuca göre şekil almak üzere sabahı bekleyenlerden ülkücü olmaz."

"SALYALI AĞIZLARIYLA BAĞIRMALARI YAKIŞIKSIZ DAVRANIŞTAN ÖTEYE BİR ŞEY DEĞİLDİR"

Türkeş, Türkiye ve Türk dünyasıyla ilgili meselelere ilgisiz, onları önceliği yapmayanların gereksiz gürültülerinin beyhude olduğunu bildirerek, "Kırım'ın işgaline sessiz, Tayland'daki Uygur Türklerine ilgisiz, Kerkük Türklerinin paçavraya karşı (bayrak) kavgasında hareketsiz duranların, koruma ve güvenlik sağlama iddia ettikleri firmalar nezdinde karizmalarının çizildiğini düşünüp, salyalı ağızlarıyla bağırmaları yakışıksız davranıştan öteye bir şey değildir" görüşünü paylaştı.

Ülkücüyü Türkiye'nin nerede olduğunu ve nereye gittiğini bilen adam ve adamlar olarak nitelendiren Türkeş, açıklamasına şöyle devam etti:

"İngiliz'in önerdiği cumhurbaşkanı adayını arz edenlerin, okyanus ötesinin talimatlarıyla koalisyon kurulmasına engel olunduğu safhada, Türkiye kaosa sürüklenirken yanlış tarafta duranların, kişisel korumasını öncelikleyen şahsiyetlerin, Türkiye Cumhuriyeti devleti yönetimi ve yöneticileri hakkında tek bir söz söyleme hakları bulunmamaktadır.

Demokrasi ve hukuk içinde yarının büyük Türkiyesini kurma gayretlerinde, sadece fren görevi görenlerin ne işe yaradıklarını artık görmeleri gerekir. Bir liderleri varsa onu dinlemeden hareket edenlerin veya (ihtimal vermemekle birlikte) liderlerinin talimatıyla yapıyorlarsa bu yaptıklarının yakışıksız olduğunu idrak etme zamanları gelmiş ve geçmektedir. Çakırkeyf saatlerinde atılan tweetlerle hiçbir şey elde edilemeyeceğini en iyi bilmesi gerekenler ülkücü hareket olmalıdır. Ülke meselelerini iki adet çakaralmaz ile çözüleceğini zanneden zavallıların Türkiye Cumhuriyeti devletinin cesametini ve gücünü bilmedikleri veya azımsadıkları aşikardır."

"ZAVALLILIKLARININ AYRI BİR GÖSTERGESİDİR"

"Kendilerine yapılan bir ağabey uyarısından ders almak yerine havlamak bir Bozkurt'un yapacağı iş değildir." ifadesini kullanan Türkeş, şu açıklamalarda bulundu:

"Liderim dedikleri şahsiyete eleştiriler yapıldığında aynı duyarlılığı göstermeyenlerin kendi nefisleri söz konusu olduğunda kurumları bu kadar hoyratça kullanmaları kabul edilemez. Merhum Türkeş'e bağlı olduğunu iddia edenlerin Türkeş'in fikirleri, dünya görüşü ve ideolojisi doğrultusunda kendi oğlunu bile yetiştiremediğini söylemeleri ve bu beyanlarıyla kendilerinin sıfırlandığını idrak etmemeleri de zavallılıklarının ayrı bir göstergesidir. Son günlerde yapılan sorumsuz sözler ve açıklamalar nedeniyle yukarıda belirttiğim görüşlerimi 50 yıllık şanlı geçmişin her safhasında yer alan Ülkücü camia, Türk milliyetçileri ve Türk milletiyle paylaşmayı uygun buldum."