O insanın kendisini iyiye inandırma, umuda bağlanma güdüsü var ya, yaşamda devamı sağlayan gücü.. İşte o..
Yoksa geçen yıl Amerika'ya giderken, yaşayacağı her günün "İlave" olduğunu biliyorduk. Öylesi tedavisi imkânsız bir türdü hastalığı.
"Bir haftası var" diyenler iyimserdi hatta.. Bir yıl yaşadı.. En kıymetli bir yıl..
"Ufuk ölmüş" dediklerinde boğazım düğümlendi gene de..
Müthiş bir gazeteciydi.. Müthiş..
Zafer (Mutlu) bir gün odama girmiş, "Ufuk'u Sabah'a Genel Yayın Müdürü yapıyorum, ne dersin" demişti.. "Harika derim, başka bir şey de demem" demiştim.
Ufuk harika bir gazeteciydi çünkü..
Özgür, pervasız ve yaratıcı..
Bizim meslekte bu üç vasfı olanlar pek tutulmaz.. Emir kulluğuna yatkın olacaksın. Fincancı katırlarını ürkütmeyeceksin. Riske de pek girmeyeceksin. Patronlar böylelerine bayılırlar içten içten..
Ufuk'un yaptığı her işte başarılı olmasına rağmen, devamlı olmamasının sebebi buydu.
9 köyden kovulduktan sonra çareyi kendi köyünü kurmakta buldu. En az para gerektirenle kolları sıvayarak..
İnternet gazeteciliği Ufuk'la başladı ülkemizde.. Başta herkes burun kıvırırken hızla gelişti. HaberTürk, radyo ve televizyon oldu.
Benim vazgeçemediğim haber televizyonu oldu.. Bir şeyi merak ediyorsam, HaberTürk'ü açmaya başladım, cevabın anında orda olacağını bilerek.. Ufuk beni hiç yanıltmadı.
51 yaş, öylesi erken ki, Ufuk gibi birisi için.. Yaşasaydı, adım gibi biliyorum, Türkiye'nin en mükemmel gazetesini de yapacaktı.
Gazeteci doğdu. Gazeteci öldü. Başka şey yapmadı hayatında..