ÖZEL RÖPORTAJ - Kübra PAR / HT GAZETE


NEDEN KONUŞTUM?

O hem "içeriden" hem de "dışarıdan biri. Aslen Filistinli; ailesi Kudüs'ün meşhur Halidi sülalesinden. New York'da doğup büyümüş, Yale ve Oxford'daki eğitiminin ardından Columbia Üniversitesi Arap çalışmaları bölümünde Edward Said kürsüsünün başına geçmiş. Arap milliyetçiliğinin kökenleri, Filistin sorunu ve ABD'nin Orta Doğu politikaları üzerine pek çok kitap yayınlamış. 1991-93 arasında Arap-İsrail barış görüşmelerinde arabuluculuk rolü üstlenmiş.

Filistinli kimliğine rağmen Gazze'deki çatışmayı duygusal değil objektif bir gözle değerlendiriyor. Hamas yanlısı değil. Politik ve sosyal programlarını eleştiriyor, işgale karşı direniş meşru olsa da İsrailli sivillere yönelik saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguluyor. "Fakat unutmayalım ki İsrail Hamas'tan yüz kat fazla sivil öldürüyor. Lübnan savaşındaki Dahiya doktrinini bir kez daha uyguluyor; sivilleri katlederek halkın Hamas'a desteğini ortadan kaldırmaya çalışıyor" diyor.

Ortadoğu çalışmaları denince akla ilk gelen isimlerden Prof. Raşid Halidi ile Gaze'de yaşanan çatışmanın arka planını konuştuk...

Çatışmanın zamanlamasını manidar buluyor musunuz? Özellikle de Mısır, Suriye ve Irak'taki son gelişmeleri hesaba kattığımızda...

Bu seferki çatışmayı başlatan Hamas değildi çünkü stratejik anlamda zayıf bir pozisyondaydı. Zaten birlik hükümetine katılmayı da bu nedenle kabul etmişlerdi. İsrail Hamas'ın bölgesel anlamda zayıfladığını hissetti ve birlik hükümetini sabote etmek istedi.

Çatışmanın başlamasında 3 İsrailli ve bir Filistinlinin öldürülmesi gibi pratik sebepler ne kadar etkili oldu?

İsrail gerçekleri tamamen saptırdı. Hamas'ı suçlaması da, çocukları kaçıranların evlerini bombalaması da bahane... Filistin'deki herkes bu ölümlerden Hamas'ın sorumlu olmadığını biliyor. İsrail polis sözcüsü Micky Rosenfeld de üç gencin Hamas'dan bağımsız bir hücre tarafından kaçırıldığını ağzından kaçırdı. Ayrıca hükümet kurbanların olayın en başında öldüğünü biliyordu. Bu gerçeği kamuoyundan saklayıp günlerce kayıpları arıyormuş gibi yaparak Hamas'a karşı tepkinin büyümesini sağladı, böylelikle Gazze saldırısına bahane üretmiş oldu.

Bu aynı zamanda kamuoyu algısını manipüle etme savaşı yani...

Evet, İsrail halkla ilişkiler konusunda çok etkili. Çatışmanın başlangıcında Batı kamuoyu gözünde hikâyeyi kendi lehine çevirdi. Fakat sonraki günlerde Gazze'den ölüm görüntüleri geldikçe İsrail'in saldırıyı meşrulaştırmak için kullandığı propagandalar suya düştü. Amerikan ve Avrupa kamuoyu olayları daha dengeli bakmaya başladı.

Onca masum sivilin ölümünden sonra Batı'nın İsrail algısı bu sefer değişir mi?

Aslında, çatışmaların yaşandığı her dönemde değişti. Siz hatırlamazsınız ama 1982'de İsrail Lübnan'ı işgal ettiğinde de Amerikalılar İsrail'in yanındaydı. İsrail'in 17 bin insanın vahşice katledilmesinin görüntüleri ortaya çıkınca fikirleri değişti. İsrail her seferinde zorbalığı arttırıyor ve olaylar başladıktan 2-3 hafta sonra beyinleri yıkanmış Batılılar gerçeği görmeye başlıyor.

O halde konuşmamız gereken ABD'nin değişmeyen İsrail politikası... Yakın gelecekte bir dönüşüm beklemeli miyiz?

Sadece çatışma alanındaki acil durum ile ilgili bir değişim bekleyebiliriz. Daha önce Reagan ve Bush hükümeti saldırması için İsrail'e yeşil ışık yakmıştı. Bir süre sonra kendi silahlarıyla öldürülmüş dehşet verici insan cesetleriyle karşılaşan ABD elitleri fikir değiştirdi. Dış işleri Bakanı John Kerry'nin açıklamalarından anlaşılacağı üzere bu sefer de ABD İsrail'in saldırılarını açıkça desteklemeyi bırakıp ateşkes çağrısında bulunuyor. Bunun ötesinde Amerikan pozisyonunda esaslı bir değişim beklemiyorum.

İSRAİL AMERİKAN CEHALETİNİN ÜSTÜNE OYNUYOR

Geçtiğimiz hafta ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Philip Gordon İsrail'i kınayan oldukça sert bir açıklama yaptı. Obama yönetimi içinde bu tür çatlak seslerin sayısı fazla mı?

Yönetimin en üst kademesindekiler, yani Beyaz Saray, askeri kanat ve istihbarat yetkilileri İsrail'in ölçüsüz bir şiddet kullandığının farkındalar ama politik nedenlerle bunu açıkça dillendirmiyorlar. ABD'deki ana akım medya ve elitler de İsrailliler ne derse ona inanıyor.

Amerikan elitleri İsraillileri "bizimkiler" Filistinlileri ise "ötekiler" olarak mı görüyorlar? Bu algıda İslamofobi'nin de payı var mı?

Çok önemli iki noktaya parmak bastınız. Kesinlikle doğru... Batıdakiler, yerli halkı ortadan kaldırmış sömürgeci bir devletin vatandaşları olarak, Filistin halkıyla uğraşan işgalci İsrail hükümetine karşı sempati besliyorlar. Bir de işin dini boyutu var. İncil'deki anlatılanların derinden etkisi altında İsrail'in argümanlarına hak veriyorlar. İslamofobi de büyük rol oynuyor. İslami motivasyonları olsa özünde milliyetçi bir örgüt olan Hamas'ı radikal cihat örgütleriyle bir tutup şeytanileştirmek İsrail'in işine geliyor. Amerikalılar da bilgisizlikten Hamas'ı, Irak ve Suriye'deki vahhabi cihatçılarla karıştırıyor. İslam ile ilgili hiçbir fikirleri yok. Onların gözünde Hizbullah neyse IŞİD de o... İsrail bu cehaletin üstüne oynuyor.

Bu durumda ilk soruma geri dönmek istiyorum. İsrail'in zamanlamasında, IŞİD'in Suriye ve Irak'taki eylemlerinin etkisi var mı?

IŞİD ile Hamas'ı bir tutmak için ya aptal, ya cahil ya da insanları kandırmaya çalışıyor olmak lazım. Netanyahu bu konjonktürde altın bir fırsat gördü ve İsrail halkına "IŞİD tehlikesi altında Batı Şeria'nın güvenliğini sağlamaktan vazgeçemeyiz" dedi. Yani Filistin'in tamamında kontrol sağlamak için bölgedeki durumu suiistimal etti. Hamas ve IŞİD birbirinden tamamen farklı. El Kaide Afganistan işgalinin geri tepmesiyle ortaya çıktı. 2003 savaşından önce Irak'ta varlık göstermiyordu. Oysa Hamas, İsrail işgaline karşı doğdu. Amacı IŞİD gibi tüm dünyada İslam halifeliği kurmak değil Filistin'in ulusal kurtuluşunu sağlamak. 2006'dan 2014'e kadar Gazze'yi yönetti ama şeriat dayatmadı.

HAMAS POLİTİKALARININ KINANACAK PEK ÇOK YÖNÜ VAR

Madalyonun öteki yüzünde Hamas'ın meşruiyet sorunu var. Geçtiğimiz günlerde Mısırlı bir yetkili "Gazze sadece Hamas'tan ibaret değil, Filistin de sadece Gazze'den ibaret değil" dedi. Bu yoruma katılır mısınız?

Gazze sadece Hamas'tan ibaret değil, bu kesinlikle doğru... Ama son çatışmanın paradoksal bir sonucu oldu. Son dönemde Hamas'a verilen destek büyük ölçüde azalmıştı, hatta kuruluşundan beri Filistinliler arasında en az popüler olduğu dönemi yaşıyordu. İsrail saldırısı Hamas'tan nefret eden seküler Filistinlilerin bile direnişi meşru görmelerine neden oldu. Yani İsrail Hamas'ı daha da popülerleştirdi. Fakat şunu asla unutmamalıyız, Hamas Filistinlilerin tümünü temsil etmiyor...

Hamas'a yönelik eleştiriniz var mı?

Elbette pek çok eleştirim var. Ben Hamas destekçisi değilim. Politik ve sosyal programlarının kınanacak pek çok yönü var. İsrail'e yönelik şiddet eylemleri de beyhude ve hatalı. Prensipte işgal altında olan bir halkın direniş hakkı vardır fakat bu direnişin sınırları uluslararası hukuk kurallarını aşmamalı. Hamas'ın sivilleri hedef alan eylemler uluslar arası hukukun ihlalidir. Fakat unutmayalım ki İsrail onlardan yüz kat daha fazla sivil öldürüyor.

Sivil ölümlerine karşı İsrail'in en büyük argümanı Hamas'ın sivilleri kendine kalkan yapması... Hamas'ın roket atarları sivillerin yaşadığı binalara yerleştirdiği ve İsrail'in meşruiyetini kaybetmesini sağlamak için sivil ölümlerinden nemalandığı doğru mu?

Sorunuzu tersine çevirelim: İsrail tam olarak vurmak istenilen hedefe kilitlenen silahlara sahip değil mi? İsrail'in tüm Gazze Şeridi'ni heronlarla izlediğini biliyoruz. Hamas'ın sivillerin yaşadığı binalara roket atar yerleştirdiği doğruysa bile –ki bundan emin değiliz- İsrail'in doğru noktaları tespit edip sivilleri vurmaması mümkün ama bunu yapmıyorlar. Mültecilerle dolu Birleşmiş Milletler okulunu bile vurduklarına göre bunu bile bile yapıyorlar. Hamas sivillerin arasına saklanmayı kesinlikle bırakmalı ama Gazze'nin tamamı New York'un üçte biri kadar küçük ve bu kadar kalabalık bir bölgede bunu başarmak kolay değil.

İsrail sivilleri kasten mi öldürüyor yani?

2006'da İsrail Lübnan'a saldırdığında halkı bezdirmek amacıyla Beyrut'un güneyindeki sivilleri hedef alan Dahiya doktrinini uygulamıştı. İsrailli bir general "tüm halkı yok edeceğiz, bütün bölgeyi yerle bir edeceğiz" demişti. Şimdi Gazze'de de aynı doktrini uyguluyorlar. İsrailli yetkililerin Batı'daki aldatılmış enayi kamuoyuna söylediklerine değil de İbranice basında kendi aralarında konuştuklarına baktığımızda sivil hedefleri kasıtlı olarak vurulduğunu anlıyoruz zaten...

Ama bunu yaparak kamuoyu desteğini kaybetmiyorlar mı? Çıkarları ne?

Kamuoyu falan umurlarında değil. Sivilleri katlederek halkın Hamas'a desteğini ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Bunu anlayabilmeniz için İsrail'deki aşırı sağ politik atmosferi yakından bilmeniz lazım.

BÖLGEDEKİ DURUM İSRAİL AÇISINDAN OLDUKÇA VERİMLİ

Avrupa Birliği ülkeleri de Hamas'ı muhatap almayı reddediyor. Gelinen noktada sadece Katar ve Türkiye'nin arabuluculuğunun öne çıktığını görüyoruz...

Bölgedeki pek çok Arap ülkesi paranın yanında sıralanmak için Suudi Arabistan'ın, Mısır'ın ve esasında İsrail'in yanında duruyor. Suudi Arabistan Hamas'ın da bir parçası olduğu Müslüman Kardeşler ile kafayı bozmuş durumda.

Yani İsrail bu sefer iki yıl önceki gibi yalnız değil... Özellikle de Sisi ile birlikte Mısır'ın değişen pozisyonu Hamas için kötü bir sürpriz oldu. Değişen dengeler çatışmanın geleceğini nasıl etkiler?

Çok haklısınız. Mısır'ın pozisyon değiştirmesi İsrail Filistin çatışmasının çok önemli bir parçası. Mısır hükümeti Hamas'ı sadece Filistin'deki saldırılarla değil, Mısır'ın iç işlerini karıştırmakla da suçluyor. Mısır, Suudi Arabistan, Arap Emirlikleri ve bazı diğer Arap hükümetleri Hamas karşıtlığı üzerinden bir çizgide birleşiyor ve İsrail ile ittifak içindeler. Hiç kimse İsrail'den yasadışı bir şekilde işgal ettiği toprakları terk etmesini, onur kırıcı eylemlerine son vermesini ve ablukayı kaldırmasını talep etmiyor. Tek yaptıkları Hamas'ın silah bırakmasını istemek.

İsrail bu konjonktürden faydalanmak için Gazze saldırısını başlattı diyebilir miyiz?
Evet, şu anki durum İsrail açısından oldukça verimli.

MÜSLÜMAN KARDEŞLER BERBAT BİR İŞ ÇIKARDI

Arap Baharı rüzgârının da son tahlilde İsrail'in lehine estiğini söyleyebilir miyiz? Son beş yıldaki gelişmeler ışığında bu günkü çatışmayı nasıl okumalıyız?

Bu dalganın Arap dünyasını demokratikleştireceğine inanılıyordu ama Tunus dışındaki hiçbir ülkede bu yönde bir değişim yaşanmadı. Gerçi ben hâlâ umutluyum. 1789 Fransız devriminden sonra Avrupa'da demokrasinin tam olarak yerleşmesi dört beş jenerasyon aldı. Arapların bunu 4-5 yılda başarmasını bekleyemeyiz.

Müslüman Kardeşler'e yönelik eleştirilere ne diyorsunuz?

Mısır'da göreve geldiklerinde berbat bir iş çıkardılar. Katılımcı yönetim konusunda hiçbir fikirleri yoktu, kafalarına estiği gibi davrandılar, orduyla ilişkilerinde fazlaca naiflerdi, güvenliklerini sağlamayı beceremediler. Tahammülsüzlerdi, çok kimlikli, çok mezhepli politikanın ve gerçek demokrasinin ne olduğunu kavrayamadılar. Hıristiyanlara ve Şiilere yönelik saldırılara aktif bir cevap veremediler. Genel anlamda din ve laiklik konusunda sağlıklı bir bakış açısı geliştiremediler...

Peki, Mısır'daki Müslüman Kardeşler tecrübesi Batı'nın Hamas'a bakışını etkiliyor mu?

Daha çok Arap dünyasının bakışını etkiliyor. Hamas'ı onun bir kolu olarak gördükleri için haklılığını sorgulamadan karşı çıkıyorlar.

ABD'NİN ARABULUCULUĞUNDAN ÇÖZÜM ÇIKMAZ

Barış sağlanması konusunda umutlu musunuz?

ABD İsrail'in işgalci ve sömürgeci pozisyonuna ses çıkarmayarak, hatta teşvik ederek bırakın sorunun çözümünü daha da büyümesine neden oldu. İsrail yanlısı bir çizgide durduğu sürece ABD'nin arabuluculuğunda bir çözüm bekleyemeyiz

Ya Türkiye? Arabulucu olarak etkin bir rol üstlenebilir miyiz?

Hayır maalesef... Türkiye Filistinlilerden yana pozisyon alıyor ama esasında Filistinliler arasındaki tek bir fraksiyonu destekliyor... Barış görüşmelerinde rol oynayabilir ama etkili ve tarafsız bir arabuluculuk üstlenebileceğini zannetmiyorum.

ÇATIŞMANIN TEMELİNDE GAZZE ABLUKASI YATIYOR

Hamas ve İsrail arasındaki çatışmanın temelinde Gazze ablukası yatıyor. Bu sessiz, görünmez ve dünyadan saklanan bir vahşet. Gazze'ye malların ve insanların giriş çıkışını engellemek kabul edilemez. Orası açık bir ceza evine dönüştürüldü. Hamas ateşkesi ancak ablukanın kaldırılması koşuluyla kabul ediyor ama İsrail bunu ısrarla reddediyor. Sorunun bu tarafı ısrarla görmezden geliniyor. Bir İsrailli öldüğünde binlerce Filistinli hapse tıkılıyor, İsrail binlerce silahsız masumu köpekler gibi öldürünce kimse bir şey demiyor! İşgal de abluka da zorbalıktır! Roketler nasıl savaş nedeniyse abluka da savaş nedenidir.