Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

20 yılık oyunculuk kariyerinde ilk kez bir komedi filminde rol alan Yeşim Salkım’la, ‘Bahtiyar Bahtıkara’ filmi üzerinden başlayan sohbetimiz müziğe ve özel hayatına kadar uzandı...

‘DRAM KADINI ALGISI KIRILDI’

‘Bahtiyar Bahtıkara’ filmi neyi konu alıyor?

36 kere evlenmeye çalışmış Bahtiyar Hoca (Kadir Çöpdemir), annesi yüzünden 36 kez ‘evlenememiş’ bir garip medyumdur. Fakat Bahtiyar Hoca, kaderine ve annesine karşı gelip yeğenlerinin açtığı türlü sorunlara rağmen, köye yeni taşınan, daha önce başından 2 başarısız evlilik geçen, benim canlandırdığım Dul Pakize’yle evlenmeyi kafaya koyar. Bundan sonra hikâyemiz hem evlilik süreci hem de Ege yöresinde yaşayan vatandaşların başından geçen trajikomik olaylarla ilerliyor. Seyirciler Ege yöresinde yaşanan saf bir aşk hikâyesine tanıklık edecekler.

20 yıllık sinema kariyerinizde ilk kez komedi filminde oynuyorsunuz. Bunun hakkında neler söylersiniz?

Bugüne kadar hep dram filmlerinde rol almıştım. Üzerimdeki dram kadın algısı bu filmle birlikte yıkılmış oldu. Fragmanı izleyen arkadaşlarım beni arayıp “Şimdiye kadar nasıl olur da komedi yapmazsın?” deyip duruyorlardı. Benim için güzel bir deneyim oldu. Canlandırdığım Dul Pakize karakterinin de üstesinden geldiğimi düşünüyorum.

‘TAHİNLE PEKMEZ GİBİYİZ’

Filmde, 2 sevgiliyi oynadığınız Kadir Çöpdemir’le diyaloğunuz nasıldı?

Absürt bir ikili olduk. Kadir hem oyunculuğu hem radyoculuğu hem de sosyal olaylar karşısındaki duruşuyla örnek bir insan bana kalırsa. Tahin ile pekmezi andırıyoruz biraz. Bu filmden sonra beraberliğimizi bir sit-com çekerek taçlandırmak istiyoruz.

Sinemaseverler neden sizin filminizi tercih etmeli?

Sonuçta ekip olarak bir ‘Kral Arthur’ veya bir ‘BenHur’ çekmedik. Ege yöresine ait naif bir komedi filmi çektik. İnsanlar, içten gülmek istiyorlarsa Ege insanının sıcaklığına, mütevazılığına ve yaşayış biçimine tanıklık etmek istiyorlarsa pek tabii gelebilirler. Pişman olmayacaklar! 70’ler tadında bir Yeşilçam komedisi yaptık.

Çekimlerin gerçekleştirildiği Muğla’nın Seydikemer İlçesi’ni nasıl buldunuz?

Bu yörenin doğal güzelliklerine âşık oldum. İnsanların masumluğu, zamanın akmayışı beni içerisine adeta bir girdap gibi çekti. Son 10 yıldır fırsat buldukça Ege’ye tatile geliyordum ama artık bu bölgeye temelli yerleşme kararı aldım.

‘İSTANBUL’U TERK EDİYORUM’

İstanbul’u terk mi ediyorsunuz yani?

Evet. Seneye, kızım Ada’yı ve annemi de yanıma alarak Muğla’nun Milas İlçesi’ne yerleşiyorum. Oyunculuğa ve müzikal çalışmalarıma oradan devam edeceğim. Bu film süreci benim için ön hazırlık olmuş oldu.

Sizi İstanbul’dan ayrılmaya iten sebep nedir?

15 yıldır Sarıyer gibi yeşilliği bol olan bir yerde oturmama rağmen artık nefes alamıyorum. Her yer betonlaştı. Bir yerden bir yere giderken ıstırap çekiyorum. Haliyle sosyal hayatımız da yarım yamalak oluyor. Mesela Hayko Cepkin ağırlıklı olarak Kuşadası’nda yaşıyor, Kıraç zaman zaman karavanda kalıyor. Ben de Milas’ta bağ ve bahçe işleriyle uğraşacağım.

'Günümüz şarkıları bakkaliyelik!'

Son single’ınızı 1.5 yıl önce, son albümünüzü de 5 yıl önce çıkardınız. İlerleyen dönemde müzikal anlamda çalışmalarınız olacak mı?

‘Best Of’ albümü hazırlıyorum. 20 yılı aşkın müzik kariyerimde çıkardığım albümlerde yer alan şarkılardan en iyilerini ve üvey evlat muamelesi görmüşleri bir albümde toplayacağım.

Günümüzde yapılan müzikleri nasıl buluyorsunuz?

Müzik mi? Şu an müzik kültürümüz filan yok. Sadece sanatçıları yönlendiren ve dijital ortam piyasasına hâkim yapımcıların üstünlüğü var. Bir şarkı 3 günde 3 milyon tıka ulaşabilir mi? Bunlar külliyen yalan! İyi şarkılar yaşanmış duygularla ortaya çıkar. Tüketim toplumu olduğumuz için duygular geri planda kaldı. Müzik piyasasının ne durumda olduğunu anlamak için gece kulüplerinde çalan şarkılara bakmak lazım aslında. Günümüz şarkıları evladiyelik değil resmen bakkaliyelik! Etrafta çok fazla müzisyen kılıklı insanlar dolaşıyor. Notaları tersten okuyan biri olarak, notaları daha düz okuyamayan birinin şarkısını dinlemem. Yenilerden de kimseyi dinlemiyorum.

‘Altıncı kez evlenmeyeceğim’

5 kere evlendiniz. Altıncı kez evlenme fikrine nasıl bakıyorsunuz?

Yeteri kadar evlendim, altıncı kez evlenmeyeceğim. Bir şeyi olmuyorsa çok zorlamamak gerekiyor. Eski eşim Hakan Eratik’ten ayrılmamın üzerinden 2 yıl geçti. O süre zarfından beri hayatıma kimse girmedi. Belli bir yaşa geldim, bundan sonra ailem ve çocuklarımla birlikte bir ömür geçirmek istiyorum.

Aşka olan inancınızı kaybetmiş olabilir misiniz?

Evet, kaybettim! Çocukluktan beri çevremiz bizi sonsuz aşka inandırıyor ama öyle bir şey yok. Bize ne kadar çok seversek o kadar sevileceğimiz söylendi ama aslında biz ne kadar çok seversek karşı taraf o kadar çok çeker gider. Hayat, aşk konusunda okuduğumuz masallar kadar pembe değil. Kimse boşuna beyaz atlı prensini beklemesin, gelmiyor.

2 ünlünün yürüttüğü ilişkilerin uzun ömürlü olup olamayacağı tartışılıyor. Siz ne düşünüyorsunuz? 

Bugüne kadar evlendiğim kişiler hep ünlüydü ama olmadı. 2 ünlünün ilişkilerinin uzun vadede sürmesi zor. Bir süre sonra bencillikler devreye giriyor. Bu noktada önemli olan Hakan ile bizim yaptığımız gibi yolları saygı çerçevesince ayırmak. 2.5 senedir ayrıyız ama kızımız için birbirimize saygı ve sevgimizi sürdürüyoruz.

 

BAKMADAN GEÇME