Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Abdurrahman Yıldırım Savaşın gölgesinde "küçüklerin" büyük borsa direnişi
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Küresel finans sahası mart ayında adeta bir ateş çemberinden geçti. Orta Doğu’da yükselen gerilim, petrol fiyatlarını %63, doğal gazı ise %58 yukarı taşırken, korku endeksi VIX’in %27 fırladığı bir iklimde sermaye kendine güvenli liman aradı. Ancak bu kez hikaye sadece altın veya dolardan ibaret değil; hikaye, Borsa İstanbul’un "yerli ve küçük" cephesinde yazıldı.

        Yabancı kaçarken yerli neden durdu?

        Mart ayı bilançosuna baktığımızda dünyada tüm borsalar %7,3 gerilerken, gelişmekte olan borsaların %13,2 düşüşünde net bir ayrışmaya tanık olduk.

        Aynı ayrışmayı ABD borsalarının %5,4 gerilemesine karşılık, ABD dışındaki borsaların %11.1 gerilemesinde de gördük.

        Önemli bir ayrışma da bizim borsamızda ortaya çıktı.

        Bölgesel risklerin artmasıyla "ilk kaçan" her zamanki gibi yabancı yatırımcı oldu. Bunun faturasını en ağır, yabancı ağırlığının yüksek olduğu Banka Endeksi -%23,7 ve BİST 100 -%6,7 ile ödedi.

        Fakat madalyonun diğer yüzü bambaşka bir manzara sunuyor:

        • Halka Arz Endeksi mart ayında %13,1 ve ilk çeyrekte de %59,1 primle dudak uçuklattı.
        • BİST-100 Endeksi’nin dışındaki 450’ye yaktın orta boy ve küçük hisselerin yer aldığı BİST TÜM-Y Endeksi de büyüklerin kan kaybettiği ayda %5 yükselerek rüştünü ispatladı.

        Yeni ve küçük olanın cazibesi

        Peki, dünya borsaları yerle bir olurken bu "dik duruş" nasıl sağlandı? Cevap satışa koşmayan, belki de likidite kısıtı nedeniyle pozisyonunu koruyan yerli bireysel yatırımcıda saklı.

        Borsamızda uzun süredir devam eden "küçüğe rağbet" geleneği, savaşın en hararetli günlerinde bile bozulmadı. Büyük hisseler küresel şoklara karşı ne kadar hassassa, yerli yatırımcının ağırlıkta olduğu yeni halka arzlar ve orta ölçekli kağıtlar o denli izole kalmayı başardı. Elbette burada halka arzlardaki spekülatif fiyat hareketlerinin ve "yüksek getiri" iştahının payı yadsınamaz.

        Ancak tablo net: Savaşın gürültüsü içinde büyüklerin kaybettiği yerde, dik duran küçük yerli yatırımcı kazandı.

        Kolektif bilinç mi, yoksa gri alanda oyun mu?

        Asıl soru şu: Bu kadar geniş bir kitlenin, hiçbir kurumsal yönlendirme olmadan aynı anda "satmama" iradesi göstermesi nasıl mümkün oluyor?

        Yerli yatırımcının bu davranışını biz daha çok borsaya “örgütlü” gelmelerine, alımlarında da satımlarında da başlarındaki “çobanın” dediğini yapmalarına yoruyoruz.

        Yerlilerin varlığı ve davranış tarzı, ister dayanışma ister gri alanda oyun olsun, bilinçli veya bilinçsiz yapılsın, borsanın tabanını koruyan bir kalkana dönüştü. Duyarlılığı yüksek, gelişmelere "anlık" tepki veren yabancı kaybederken; piyasaya sadık kalan, "buradayım" diyen taraf kazandı.

        Görünen o ki; sermayenin küreselleştiği bir çağda, bazen "yerli ve milli" bir direnç, en karmaşık algoritmaları bile alt edebiliyor.

        Son söz: "Fırtınanın gücü ne olursa olsun, martı sevdiği denizden asla vazgeçmez." Albert Camus