Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Abdurrahman Yıldırım Piyasalar iki cephede sınav veriyor
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Geçen hafta küresel piyasalarda yaşanan gelişmeler, yatırımcıların uzun süredir alışık olduğu fiyatlama düzeninin değişmeye başladığını gösterdi. Bir tarafta Ortadoğu'da genişleme riski taşıyan savaşın enerji fiyatlarını yeniden yukarı çekmesi, diğer tarafta ise yapay zekâ yatırımlarının şirket bilançolarına ne zaman kâr olarak döneceği sorusu piyasaların ana gündemi haline geldi.

        Uzun süre "faiz inecek mi, ne zaman ve ne kadar inecek?" sorusuyla yön bulan piyasalar artık çok daha karmaşık bir denklemle karşı karşıya. Bu denklemde jeopolitik riskler, enerji fiyatları, yükselen enflasyon ve tahvil faizleri, merkez bankalarının muhtemel tavrı ve teknoloji şirketlerinin kârlılığı aynı anda fiyatlanıyor.

        Petrol yeniden oyunun merkezinde

        Haftanın en önemli gelişmesi hiç kuşkusuz Brent petrolün yeniden 100 dolar sınırını test etmesiydi.

        Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, Kızıldeniz’in kapısı Babülmendep Boğazına sıçrayarak enerji arzını iyice tehdit etti ve petrol bir haftada yüzde 11,4 yükseldi. Savaşın ikinci aşamasıyla birlikte petroldeki artış 7 Temmuz sonrası yüzde 34’e ulaştı.

        Avrupa doğal gazı da haftalık bazda yüzde 10,4 artarken, 7 Temmuz sonrası yüzde 43 yükseldi. CRB emtia endeksi de haftalık yüzde 3,5 prim ve yüzde 9 arttı.

        Enerji fiyatlarındaki bu yükseliş, son aylarda bazı rakamsal gerçekleşmelerin de etkisiyle "enflasyon yeniden yükseliyor" görüşünü güçlendirdi.

        Petrol fiyatı yükselirken sadece enerji maliyetlerini değil; taşımacılığı, sanayiyi, gıdayı ve hizmet sektörünü de etkileyen zincirleme bir maliyet unsuru haline geliyor.

        Bu nedenle petrol fiyatlarının yeniden üç haneli seviyeleri zorlaması, merkez bankalarının işini belirgin şekilde zorlaştırıyor.

        Fed'in eli daha da zorlaştı

        Önümüzdeki haftanın en kritik gündemi çarşamba günü yapılacak Fed toplantısı olacak.

        Piyasalar faiz değişikliği beklemiyor.

        Bunun iki temel nedeni var.

        Birincisi, petrol fiyatlarının yeniden yükselmesiyle enflasyon üzerinde ikinci dalga riskinin ortaya çıkması.

        İkincisi ise faiz artırımı gerektirecek kadar kalıcı bir enflasyon ivmesinin henüz oluşmaması. Yani Fed Başkanı Warsh’ün belirttiği gibi “trend oluşması” henüz gerçekleşmemiş.

        Dolayısıyla bu toplantıda faiz artırım ihtimali yükselmiş olsa da henüz baskın değil ve Fed'in en olası tercihi bekle-gör politikasını sürdürmek olacak.

        Ancak asıl dikkat edilecek konu faiz kararı değil, Fed Başkanı Kevin Warsh'ın yeni Fed yapılanmasına yönelik vereceği mesajlar olacak.

        Temmuz toplantısı öncesinde faiz indirimi ihtimali yüzde 13'e kadar gerilemişken, petrol fiyatlarındaki yükselişle birlikte bu oran yeniden yüzde 38'e çıktı.

        Bu değişim bile piyasaların artık enerji fiyatlarına ne kadar duyarlı hale geldiğini göstermeye yetiyor.

        Japonya da baskı altında

        Hafta sonunda gözler Japonya Merkez Bankası'nda olacak.

        Faizlerin sabit bırakılması bekleniyor.

        Ancak Japonya'nın sorunu faiz kararından çok daha büyük.

        Yen, yaklaşık 40 yılın en düşük seviyelerinde bulunuyor.

        Japonya'nın ultra gevşek para politikasını tamamen terk edememesine yeni Başbakan Sanae Takaichi ile birlikte ultra gevşek maliye politikası da eklendi. Ve de BOJ büyük kamu borcu nedeniyle yeterince hızlı hareket edemiyor.

        Sonuçta dünya tahvil piyasaları hem ABD hem Japonya kaynaklı sıkışıyor.

        Buna yükselen enflasyon beklentileri eşlik edince bütün dünyada faiz oranları yükseliyor.

        Bu kez satışın nedeni yapay zekâ

        Geçtiğimiz yılın tartışmasız yıldızı olan yapay zekâ hisseleri ise ilk kez ciddi bir güven sınavından geçti.

        Hafta ortasında Alphabet ve Tesla'nın açıkladığı bilançolar, yatırımcıların beklediği heyecanı yaratmadı.

        Sorun bilançoların kötü olması değildi.

        Sorun, milyarlarca dolarlık yapay zekâ yatırımlarının henüz gelir tablosuna aynı güçte yansımıyor olmasıydı.

        Perşembe günü yapay zekâ şirketlerinin toplam piyasa değeri yaklaşık 800 milyar dolar eridi.

        Muhteşem Yedili hisseleri haftayı yüzde 5,3 kayıpla tamamlarken, Nasdaq 100 yüzde 1, S&P 500 ise yüzde 0,2 geriledi.

        Aslında yatırımcıların sorduğu soru oldukça basit: 725 milyar dolarlık yapay zekâ yatırımı ne zaman kâra dönüşecek?

        Wall Street artık gelecek vaatlerini değil, nakit akışını görmek istiyor.

        Bu hafta sınav daha da zor

        Bu hafta Microsoft, Meta, Amazon ve Apple bilançolarını açıklayacak.

        Yani Muhteşem Yedili'nin dört devi aynı hafta yatırımcıların karşısına çıkacak.

        Bulut hizmetleri gelirleri, yapay zekâ abonelikleri, veri merkezi yatırımları, sermaye harcamalarının geri dönüşü sorgulanacak.

        Bu başlıkların tamamı piyasalarda yeni yönü belirleyebilir.

        Eğer yatırımcılar bekledikleri gelir artışını göremezse geçen hafta başlayan teknoloji satışlarının yeni bir dalgaya dönüşmesi şaşırtıcı olmayacaktır.

        Türkiye’ye faiz yükü

        Geçen hafta dünya borsaları genel olarak yatay kalırken gelişmekte olan ülkeler sınırlı yükseldi.

        Türkiye ise yüzde 0,8 prim yaptı.

        Ancak benzer durum tahvil piyasasında yoktu. ABD 10 yıllığı yukarı yönde yüzde 2.5 değişim yaşarken Türkiye 10 yıllık tahvili yüzde 15 yukarı gitti. Önceki hafta sonu yüzde 30.80 olan faiz düzeyi geçen hafta sonunda yüzde 35.39’a yükseldi. Bu da yükselen petrol fiyatlarının, ve dünyada yükselen faizlerin Türkiye’ye armağanı!

        Ancak küresel piyasalarda risk iştahının yeniden bozulması halinde Borsa İstanbul'un da bundan tamamen bağımsız kalması kolay görünmüyor.

        Özellikle Fed toplantısı, petrol fiyatları ve teknoloji şirketlerinin bilançoları bu hafta küresel risk algısını belirleyecek üç ana başlık olacak.

        Beklentiler ve gerçekleşmeler

        Uzun süredir enflasyonun düşeceğine, faizlerin ineceğine ve yapay zekânın sınırsız büyüme yaratacağına inanan piyasalar şimdi aynı anda iki gerçekle yüzleşiyor: Jeopolitik riskler yeniden enflasyonu körüklüyor; teknoloji yatırımları ise artık vaatle değil, kârla ölçülüyor. Önümüzdeki hafta verilecek sınav da tam olarak bu iki cephede yaşanacak.

        Amerikalı ekonomist Hyman Minsky'nin şu tespiti bugünkü tabloyu oldukça iyi özetliyor:

        "İstikrar, istikrarsızlığı doğurur."