Türk Hava Yolları'nın önünde bugün sadece yeni bir uçak alma kararı yok. 100-150 koltuk segmentinde yapılacak tercih, THY'nin önümüzdeki yıllarda nasıl büyüyeceğini, hangi pazarlara gireceğini ve Türkiye'nin sivil havacılık sanayisinde nasıl bir yol izleyeceğini de yakından ilgilendiriyor. Bu tartışmanın merkezinde iki uçak ailesi var: Embraer E2 ve Airbus A220.
Kâğıt üzerinde birbirine yakın görünen bu iki platform, aslında farklı ihtiyaçlara cevap veriyor. Airbus A220, özellikle A220-300 modeliyle mevcut dar gövde uçaklara yakın bir yerde duruyor. Daha uzun menzili, geniş kabini ve Airbus ekosistemiyle THY için bir optimizasyon aracı olabilir.
Embraer E2 ise başka bir şey söylüyor. THY'nin filosunda bugün doğrudan karşılığı olmayan 100-140 koltuk aralığına işaret ediyor. Yani mesele mevcut uçağın daha verimlisi değil; yeni bir kapasite sınıfı, yeni hatlar ve yeni bir operasyon modeli.
"Aynı Bıçağı İkinci Kez Satın Almazsınız"
IATA Genel Kurulu vesilesiyle bulunduğum Brezilya'da Embraer'in São José dos Campos'taki üretim tesislerini ziyaret ettim. Şirketin üst yönetimiyle görüşme ve gelecek vizyonlarını dinleme imkânı buldum. Embraer Ticari Havacılık Başkanı ve CEO'su Arjan Meijer'in THY'ye verdiği mesaj oldukça netti.
Meijer, Airbus A220 ile Embraer E2'nin çoğu zaman doğrudan rakip gibi gösterildiğini, ancak A220'nin daha büyük dar gövdeli uçaklara yakın konumlandığını söyledi. Embraer'in ise E2 ailesini 150 koltuğa kadar olan pazara odakladığını vurguladı. Bunu da çarpıcı bir benzetmeyle anlattı: "Mutfakta aynı bıçağın aynısını ikinci kez satın almazsınız. Daha büyük ya da daha küçük bir bıçak seçersiniz; çünkü daha fazla esneklik elde etmek istersiniz."
#resim#1374306#
Aslında bu söz, THY'nin önündeki tercihi de özetliyor. THY'nin elinde zaten Airbus A320 ailesi ve Boeing 737'ler var. A220 bu yapıya yakın bir çözüm sunuyor. Ancak E190-E2 ve E195-E2, THY'nin bugün sahip olmadığı yeni bir kapasite alanı açıyor.
THY'nin Aradığı Şey Uçak mı, Yeni Pazar mı?
Rio de Janeiro'da görüştüğüm THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Murat Şeker de konunun sadece filo yenilemesinden ibaret olmadığını vurguladı. Şeker'in verdiği bilgiye göre THY, Embraer E2 ve Airbus A220 seçeneklerini operasyonel ve ticari açıdan detaylı şekilde analiz ediyor. Nihai karar verilmiş değil. Ancak konu, ağ yapısını güçlendirme ve verimliliği artırma perspektifiyle değerlendiriliyor.
Aslında burada cevap aranması gereken soru şu: THY mevcut ağını daha verimli hale getiren bir yol mu seçecek, yoksa bugün ekonomik olmadığı için giremediği yeni şehirlere açılacak bir model mi kuracak?
Embraer'in sunduğu hikâye tam olarak burada başlıyor. 120-140 koltuklu E2 ailesi sayesinde Avrupa'da ikinci kademe şehirler, Balkanlar, Kuzey Afrika, Orta Asya ve Anadolu'dan dış hat bağlantıları ekonomik hale gelebilir. Yani mesele THY açısından sadece yeni uçak almak değil, yeni şehirler kazanmak.
Asıl Hikâye TUSAŞ'ta Başlıyor
Bu dosyayı önemli kılan sadece THY'nin uçak arayışı değil. Brezilya'da bulunduğum günlerde Türkiye'den Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile TUSAŞ'tan bir heyetin de Embraer ile temas halinde olduğunu öğrendim. Hatta heyette yer alan bazı isimlerle sohbet etme imkânım oldu. Görüşmeler yalnızca uçak satışıyla sınırlı değil.
Üretim, teknoloji paylaşımı, ortak mühendislik çalışmaları, bakım faaliyetleri ve sanayi iş birliği başlıkları da masada. Dikkatimi çeken en önemli konu ise ortak sivil yolcu uçağı üretimi ihtimali oldu. Bugün için erken aşamada olsa da bu ihtimal, Türkiye'nin sivil havacılık hedefleri açısından son derece önemli. Çünkü Embraer ile TUSAŞ birbirini tamamlayan iki farklı güce sahip.
Embraer sivil yolcu uçağı ve iş jeti tarafında dünyanın en deneyimli üreticilerinden biri. TUSAŞ ise KAAN, HÜRJET, ANKA, AKSUNGUR, GÖKBEY ve uzay projeleriyle ciddi bir mühendislik kabiliyeti oluşturdu. Bu nedenle iki şirketin ortak zemin araması tesadüf değil.
Aslında Bu Hikâye 30 Yıllık
Türk Hava Yolları'nın Embraer ile yeniden temas kurduğu bugünlerde, havacılık hafızası olanlar için bu gelişme aslında yeni değil. Türkiye'nin Embraer hikâyesi yaklaşık 30 yıl önce de gündeme gelmişti. Necmettin Erbakan'ın başbakanlığı döneminde, Embraer'in bölgesel yolcu uçaklarının Türkiye'de TUSAŞ bünyesinde üretilmesi fikri konuşuluyordu.
O dönem bu konuda çok yazılar yazmış, bu iş birliğinin gerçekleşmesi gerektiğini savunan isimlerden biri olmuştum. Bu nedenle birkaç kez Embraer tesislerini ziyaret etmiş, yöneticileriyle görüşmüştüm. Ortaya konan model oldukça açıktı:
Türkiye sadece uçak satın alan değil, uçak üreten ülke olacaktı. Bugün sıkça kullandığımız "yerli havacılık ekosistemi" kavramının ilk örneklerinden biri aslında o günlerde masaya konmuştu. Ancak siyasi istikrarsızlık, 28 Şubat süreci, değişen öncelikler ve dönemin sınırlı sanayi altyapısı nedeniyle proje hayata geçirilemedi. Sorun vizyon eksikliği değil, süreklilik eksikliğiydi.
Aradan yaklaşık otuz yıl geçti. Bugün tablo tamamen farklı. THY dünyanın en büyük küresel taşıyıcılarından biri haline geldi. TUSAŞ küresel havacılık tedarik zincirinde yer alan önemli bir oyuncuya dönüştü. Türkiye savunma havacılığında önemli bir mühendislik ve üretim kapasitesi oluşturdu. Yani geçmişte Embraer için "potansiyel aday" olan Türkiye, bugün gerçek anlamda "ortak" olabilecek bir noktaya ulaştı. Bu nedenle bugün yürütülen Embraer görüşmelerine sadece bir uçak alım süreci olarak bakmak eksik olur.
Brezilya'nın Başardığını Türkiye Yapabilir mi?
Bugün Embraer'in E2 ailesini konuşurken, yıllar önce São José dos Campos'ta katıldığım ve dönemin Brezilya Devlet Başkanı Lula'nın da yer aldığı E-Jet programı törenini hatırladım. Brezilya o gün Embraer'i sadece uçak üreten bir şirket olarak değil, ülkenin teknoloji ve sanayi dönüşümünün sembolü olarak görüyordu.
Aradan geçen yıllar Brezilya'nın bu tercihte ne kadar haklı olduğunu gösterdi. Belki de bugün Türkiye'nin önündeki asıl soru hangi bölgesel uçağın alınacağı değil. THY'nin bölgesel uçak ihtiyacı, Türkiye'nin yıllar önce kaçırdığı sivil havacılık sanayi fırsatını yeniden yakalamasını sağlayabilir mi? Çünkü Türkiye Embraer hikâyesini ilk kez yazmıyor. Ama belki de ilk kez doğru zamanda, doğru ortakla ve daha güçlü bir sanayi altyapısıyla yazma fırsatı yakalıyor.