Beyoğlu'nda 40 derece sıcakta, 2 gün elektriksiz…
Geçen hafta bir seyahatten dönüyordum. Saat gece yarısını geçmiş. Beyoğlu’na vardığımda baktım etraf zifiri karanlık.
“Geç olduğu için sokak lambaları dahi kapanmış” diye geçirdim içimden ama manzara olağan değildi.
Bu saatlerde buralar böyle olmaz.
Bizim evin bulunduğu sokağa girdiğimde karanlık daha da arttı. Kapıya vardığımda jeton düştü: Elektrik yok!
Allahtan çocuklar birkaç günlüğüne Çeşme’de.
Elektrik olmayınca kapının şifresi de çalışmıyor haliyle. Normalde taşımam ama bu kez neyse ki yanımda alt kapının anahtarı var. İçeri girip el yordamıyla apartmanın merdivenlerini çıktım.
Tam da “en sıcak” anonsları yapıldığı günün başlangıcı. Hay aksi!
Ne zamandan beri kesik acaba?
Buzdolabını açtım, biraz ipucu veriyordu. Kapağı kapalı olduğu halde içindekiler gevşemeye başladığına göre kesintinin üzerinden epey bir zaman geçmiş olmalı.
Camı araladım, yaprak kımıldamıyor. Elektrik olmadığı için ne klima ne vantilatörün işlevi var.
Buzdolabını içeri sıcak havayı doldurmamak için hızla açıp içinden su alarak kapattım.
Telefonun şarjı da bitmek üzere…
Yapacak tek şey vardı: Cehennem gibi sıcakta salonda öylece oturmak. Tek tesellim elimdeki soğuk su.
Bari biraz dinleneyim diye yatak odasına geçtim ama o da ne? Arka tarafta inanılmaz yüksek bir ses. Zannediyorum arızayı gidermek için makine yolu delmiş, gürül gürül çalışıyor.
Uyumanın imkanı yok.
Sıcak, nem ve gürültü ile boğuşarak geçen saatlerin ardından nihayet gün aydınlandı. Ama makine gürültüsü aynen devam.
Hala elektrik yok.
9 buçuk gibi 186’yı aradım, arıza kaydımı aldılar. Kesin bir saat verememekle birlikte birkaç saat içinde elektrik verilebilirmiş. Şikayetimi bildirip daha erken bir saatte sorunu çözmeye çalışacaklarmış.
Saat 11. Hala değişen bir şey yok. Buzdolabı can çekişiyor. Şarjım yüzde 8.
Bir saat sonra bir bip sesi… Nihayet! Elektriğe kavuştuk! Telefonumu 10 dakika şarjlayıp Habertürk’teki toplantıma yetişmek için evden çıktım.
Artık içim rahat… Buzdolabı da herhalde toparlar.
40 dereceye yaklaşan İstanbul sıcağında evde elektriksizlik dramını bir daha hatırlamamak üzere öyle derine gömmüş olmalıyım ki dönerken yolda balık ve dondurma aldım. Balık ve dondurma!
Fakat kapıda ne göreyim?? Yine elektrik yok!
Bu bir sabır testi mi? Kamera şakası mı?
Maalesef öyle olduğuna dair bir ipucu yok.
Yine anahtarla dış kapıyı açıp el yordamıyla merdivenleri çıktım fakat bu kez saat daha 6 civarı olduğu için daha da kötü. Etraf yanıyor!
Buzdolabını korka korka açtım, içindekiler artık kokmaya başlamış! Hemen bizim köşedeki telefoncuyu aradım, meğer gündüz elektrik gelmemiş, varlığını hatırlatmak için yarım saat görünüp yok olmuş. Yani tüm gün buzdolabı yine çalışmamış.
Elimde balık ve dondurma ile epey bir süre oturdum. Kendine hayrı kalmamış dolabı açıp yine de şansımı denesem mi? Hadi dondurmayı oturup yedim diyelim, balığı şu aşamada ölü olan fırında pişirmek için almıştım…
En sonunda milkshake’e dönen dondurmadan birkaç kaşık atıştırıp gerisini attım, balığı da ocakta pişirmeye karar verdim. Bu esnada yeniden 186’yı arayıp elektriğin 7’de verilebileceğini, şikayetimi kaydettiklerini dinledim.
Saat 7 buçuk oldu, hala elektrik yoktu.
8’de aradım 9’da vereceklerini söylediler.
9 buçukta aradım, 10 dediler.
En sonunda hayatımda hiç kullanmadığım sakinleştirici haplara ihtiyaç duymamak için bir daha aramamaya karar verip yine aynı çıldırtıcı matkap sesi ile çalışan makinenin gürültüsü eşliğinde cayır cayır yanan odada uyumaya çalıştım.
Sabaha karşı 5’te uyandığımda tabii ki hala elektrik yoktu.
İstanbul’un merkezinde, Beyoğlu’nun tam ortasında iki koca gece ve gün elektrik yok, hava son yılların rekor düzeyinde sıcak ve buzdolabı kokuyor!
Allahtan çocukları almaya Çeşme’ye gitmem gerekiyordu.
Freddie’nin Kabusu’na benzeyen evden kendimi dışarı zor attım ve yola çıktım.
Ertesi gün döndüğümde öğrendim, meğer öğlen saatlerinde nihayet arıza giderilebilmiş.
Ben bunları yaşarken İstanbul’un birçok noktasından da elektrik arızası uyarıları geliyordu.
Peki bu vahim tablo sadece artan sıcaklar yüzünden klimalara yüklenmenin bir sonucu mu? Buna inanmam imkansız.
Apaçık şekilde çok ciddi bir altyapı ve sorunları çözme konusunda refleks eksikliği ile karşı karşıyayız.
Elektrik kesintileri istatistiksel olarak ne kadar arttı? Önümüzdeki günlerde bizi neler bekliyor?
Neden arızaların giderilmesi bu kadar uzun sürüyor? Esas problem nerede?
Bu soruların cevapları bir sonraki yazıya…
- Benim için 10 Kasım1 ay önce
- Demirtaş çıkar mı?1 ay önce
- Öcalan Kandil'e 'takvimi öne alın' mesajı gönderdi1 ay önce
- Bir eşik daha aşıldı2 ay önce
- Vicdanlar kabul etmez!2 ay önce
- Köprüler yeniden kuruluyor2 ay önce
- "Bu Trump'ın değil, Blinken'ın planı!"2 ay önce
- Sabaha karşı 2'de Mısır'da kurulan masada neler yaşandı?2 ay önce
- Norman Finkelstein: Gazze soykırımı yalnızca bir devlet projesi değil2 ay önce
- Hamas ne diyecek?2 ay önce