CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV’ye verdiği mülakat, mevcut tablonun biraz daha netleştiğini ortaya koyuyor.
Genel tabloya baktığımızda ise durum özetle şöyle: Kılıçdaroğlu, kendi bulunduğu pozisyonda daha kararlı ve net. Özgür Özel cephesi ise kelimenin tam anlamıyla “stratejik belirsizlik” içinde. Kuşkusuz bu durumda sahip olunan avantaj ve dezavantajların rolü var.
“BEN MÜDAHİL OLMADIM”
Kemal Kılıçdaroğlu’nun ısrarla altını çizdiği nokta, mutlak butlan kararının ortaya çıkmasında kendisinin herhangi hukuki bir müdahalesinin olmadığı. Ancak çıkan sonuç itibarıyla genel başkanlığı kabul etmesinin doğru bir yaklaşım olduğunu savunuyor. Aksi takdirde partiye kayyum atanacağını hatırlatarak böyle bir durumun kabul edilemez olduğunu söylüyor.
SİYASİ MEŞRUİYET SORUNU
Sürecin başından itibaren mahkeme kararının Kılıçdaroğlu’na hukuki açıdan verdiği yetkilerin kendisine güç sağladığı, ancak bunun siyasi meşruiyet açısından son derece sorunlu olduğu tartışılıyor. Kuşkusuz bu noktada ciddi sorunlar var. Milletvekillerinin, parti kurullarının ve teşkilatların büyük ölçüde Özel’i desteklemesi, mevcut genel başkanın işini daha da zorlaştırıyor.
Ancak burada sözünü ettiğimiz güç dengesinin değişmeye başladığını da görmek gerekiyor. Evet hala kitlesel anlamda Özel’in desteği yüksek. Ancak parti yönetiminden yerel yönetimlere ve teşkilatlara kadar uzanan alanda dengelerde gözle görülür bir değişim yaşanıyor.
DENGELER DEĞİŞİYOR MU?
Özel ve arkadaşları artık 111 milletvekilinin imzasını aldıkları ya da 81 il başkanının ortak metne imza attığı güce sahip değiller. Partinin hukuk mekanizmaları işlemeye başladığı andan itibaren bunun hızlanması da şaşırtıcı değil. Kılıçdaroğlu’nun dün geceki yayında da altını çizdiği olağan kurultay sürecinde de bu seyrin devam edeceğini öngörebiliriz.
TASFİYE DEVAM EDECEK
Kemal Kılıçdaroğlu yayında Özgür Özel’e 2024 seçimlerinde dört ismi aday yapmaması yönünde söylediklerini hatırlattı. Bu çıkış, aynı zamanda hukuki zeminde devam eden ancak aynı zamanda siyasi tasfiye olan dönemin kodlarını bize veriyor. Kurultaya doğru giderken delege yapısının, ilçe ve il teşkilatlarının köklü bir değişime uğraması, aynı zamanda CHP içindeki bir ekibin ve yapılanmanın tasfiyesi anlamına geliyor.
Arınma mesajını tekrar tekrar vurguladı Kılıçdaroğlu. Ahlaki üstünlüğü kaybetmenin getirdiği tabloyu anlattı. Bunu yeniden inşa edeceklerini ifade etti. Bunların hedefi ve anlam haritası çok açık.
KILIÇDAROĞLU’NUN HİKAYESİ
Fakat burada önemli bir eksiklik dikkat çekiyor. Ortaya konulan çerçeve, siyasetin asıl muhatabı olan topluma, öncelikle de CHP tabanına hitap edecek bir hikayeyi henüz ortaya koymuyor. Erken bulabilirsiniz. Ancak siyasetin gidişatı ve zamanın daha hızlı akmaya başlaması bu yöndeki çabaların hızla yeni ve ikna edici bir hikayeye dönüşmesini zorunlu kılıyor.
ÖZEL TARAFINDA BELİRSİZLİK
Özel cephesinde ise birden fazla sorun, yine şartların getirdiği bazı kafa karışıklıkları dikkat çekiyor. Yukarıda dikkat çektiğim “stratejik belirsizlik” üzerinde biraz daha durmak istiyorum.
Birincisi, İmamoğlu tarafı yeni parti konusundaki baskısını sürdürse bile Özel ve ekibi bu konuda aynı ölçüde istekli görünmüyor. Siyasi merkezde iktidar adayı olacağını iddia ettikleri yeni bir hareketin ortaya çıkması, ete kemiğe ve elbette bir hikayeye dönüşmesi konusunda hala büyük belirsizlik var. ‘’Yola çıkarız ve tüm muhalif enerji etrafımızda toplanır’’ tezinin gerçekliği olmadığının farkındalar. Ancak buna dair bir çözüm geliştirebilmiş değiller.
CHP DIŞI MUHALEFET
İkincisi, aslında tam da az önce aktardıklarımın bir parçası. Muhalefet diye tanımladığımız alanda hatırı sayılır oy ve tabana sahip partilerin, Özel-İmamoğlu hattında pozisyon alarak seçime gideceklerini söyleyebileceğimiz herhangi bir veri ya da bilgiye sahip değiliz. Mutlak butlan kararı sonrası ortaya çıkan destek ve mesajların bu yönde bir arayışın parçası olduğunu iddia etmek siyasi gerçeklerin hayli uzağında.
HUKUKİ SÜREÇLER
Üçüncüsü, hukuki sorunlar. Öncelikle İmamoğlu’nun yargılanma süreçleri ortada. Herhangi bir zeminde siyaset yapabilme ihtimali şu an için mümkün görünmüyor. Geriye Özel ve arkadaşları kalıyor ki mutlak butlan davasının kolonlarını oluşturan hukuk ve ceza davaları kapsamında ciddi sorunlarla karşı karşıyalar. Fezlekelerin TBMM’ye gitmesi ve karma komisyona iletilmesiyle başlayan süreci de dikkatle izlemek gerekiyor. Böyle bir tabloda diğer siyasi parti ya da kesimlerin bu yükü taşımaya ne kadar gönüllü olacakları da hayli önemli bir soru.
ULUSLARARASI DİNAMİKLER
Dördüncüsü, Özel ve arkadaşlarının kuracağı bir partinin; uluslararası dinamikler, Türkiye’nin mevcut dış politikası ve gidişata bakarak ne düzeyde karşılık bulacağı ise az konuşulan ancak en az diğerleri kadar önemli bir başlık. Buna dair bir hazırlık veya temel bir yaklaşımın izlerine ise rastlamıyoruz.