Fotoyaşlanma: Cildiniz sizden daha hızlı yaşlanıyor olabilir!
Cildimizi yaşlandıran tek etkenin geçen yıllar olmadığını belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayşenur Şam Sarı, uzun yıllar güneşin ultraviyole ışınlarına korunmasız bir şekilde maruz kalmanın cildin kolajen ve elastin liflerine zarar vererek kırışıklıkların erken ortaya çıkmasına yol açtığını söyledi. Sarı, "Kırışıkların yanı sıra ciltte renk düzensizliklerine, lekelenmelere ve cildin sıkılığını kaybetmesine neden olabiliyor. Dermatolojide buna "fotoyaşlanma" diyoruz" ifadelerini kullandı
Aynaya baktığınızda gördüğünüz ince kırışıklıkların, cilt lekelerinin ve elastikiyet kaybının ne kadarı yaşınızdan kaynaklanıyor dersiniz? Çoğumuz bunları yaş almanın kaçınılmaz bir sonucu olarak görüyoruz. Oysa uzmanlara göre cilt yaşlanmasının en önemli nedenlerinden biri takvim yaprakları değil, yıllar boyunca korunmasız maruz kaldığımız güneş ışınları. Dermatolojide "fotoyaşlanma" olarak adlandırılan bu süreç, cildin biyolojik yaşından daha yaşlı görünmesine neden olurken, uzun vadede cilt kanseri riskini de artırabiliyor. Güneşten korunmanın yalnızca estetik bir tercih olmadığına dikkat çeken Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayşenur Şam Sarı, "Güneşten korunmak cildin sağlıklı yaşlanmasını sağlayan en etkili alışkanlıklardan biridir. Üstelik cildinizi koruyan bir güneş kreminde bakmanız gereken ilk özellik, çoğu kişinin sandığı gibi yalnızca SPF değeri değil" uyarısında bulunuyor.
GÜNEŞİN FOTOYAŞLANMA ETKİSİNİN FARKINDA DEĞİLİZ
Cildimiz yaş aldıkça kırışıklıklar, lekeler ve elastikiyet kaybı oluşuyor. Çoğu zaman bunu yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak görüyor, güneşin etkisini önemsemiyoruz. Oysa cildimizi yaşlandıran tek etken takvim yaprakları değil. Yıllar boyunca güneşin ultraviyole (UV) ışınlarına korunmasız maruz kalmanın cildin kolajen ve elastin liflerine zarar vererek kırışıklıkların erken ortaya çıkmasına neden olduğunu söyleyen Dr. Sarı, “Kırışıkların yanı sıra ciltte renk düzensizliklerine, lekelenmelere ve cildin sıkılığını kaybetmesine neden olabiliyor. Dermatolojide buna "fotoyaşlanma" diyoruz. Bu süreç cildin biyolojik yaşından daha yaşlı görünmesine yol açar. Güneşten korunma yalnızca yaz aylarında değil, yıl boyunca günlük cilt bakımının bir parçası olmalı. Düzenli ve doğru güneş koruyucu kullanımı, cilt sağlığını korumak ve sağlıklı yaşlanmayı desteklemek için en etkili yöntemlerden biridir” dedi.
ŞİDDETLİ GÜNEŞ YANIKLARI CİLT KANSERİNE DAVETİYE
Güneş ışınlarının kısa vadede güneş yanığı, kızarıklık ve hassasiyet yapabildiğini, uzun vadede ise güneş lekeleri ve cilt kanseri gelişme riskini arttığını belirten Dr. Sarı, “Özellikle çocukluk ve gençlik döneminde geçirilen şiddetli güneş yanıkları, ilerleyen yaşlarda cilt kanseri açısından önemli bir risk faktörüdür” uyarısında bulundu.
CİLDİMİZİ SESSİZCE YAŞLANDIRIYOR
Cildimizi yıllar içinde sessizce yaşlandıran bu sürecin önüne geçmenin mümkün olduğunu belirten Dr. Ayşenur Şam Sarı, “Bunun en etkili yolu, güneşten korunmayı yalnızca yaz tatillerinde hatırlanan bir alışkanlık olmaktan çıkarıp yıl boyunca günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline getirmek. Düzenli ve doğru kullanılan güneş koruyucular yalnızca güneş yanıklarını önlemekle kalmaz; ciltte kırışıklıkların, lekelerin ve elastikiyet kaybının gelişimini de yavaşlatır” ifadelerini kullanıyor. Ancak güneş koruyucu kullanırken yapılan en büyük hata, onu yalnızca yaz aylarında ya da denize giderken kullanılan bir ürün olarak görmek oluyor.
GÜNEŞ KREMİ SEÇERKEN SADECE SPF DEĞERİNE Mİ BAKIYORSUNUZ?
Güneş kremi seçerken toplumda sıklıkla SPF değeri konuşuluyor. SPF değeri ne kadar yüksekse koruyuculuk oranının da o kadar yükseldiğine inanılıyor. Dr. Sarı, “Güneş kremi seçerken öncelikle ürünün geniş spektrumlu (broad spectrum) olmasına dikkat edilmelidir. Bu özellik, hem UVB hem de UVA ışınlarına karşı koruma sağlar. Günlük kullanım için en az SPF 30, yoğun güneş maruziyetinde ise SPF 50 ve üzeri ürünler tercih edilmelidir. Ayrıca cilt tipine uygun ürün seçimi de önemlidir. Yağlı ve akneye eğilimli ciltlerde komedojenik olmayan hafif yapılı, kuru ciltlerde ise nemlendirici özellikte ürünler daha uygun olacaktır” dedi.
YÜZ İÇİN AYRI GÜNEŞ KREMİNE GEREK VAR MI?
Yüz için ayrı bir güneş kremi kullanmanın zorunlu olmadığını belirten Dr. Sarı, “Ancak yüz derisinin vücudun diğer bölgelerine göre daha ince ve hassas olması nedeniyle bu bölgeye özel geliştirilen ürünler avantaj sağlayabiliyor. Yüze özel güneş koruyucular daha hafif dokulu oldukları için özellikle göz çevresinde daha iyi tolere edilir. Akneye eğilimli, rozasea ya da leke problemi bulunan kişilerde ise cilt tipine uygun yüze özel ürünlerin tercih edilmesi daha konforlu ve etkili bir koruma sağlayabilir" ifadelerini kullandı.
GÜNEŞ KREMİ TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL
Güneşten korunmanın yalnızca güneş kremi kullanmakla sınırlı olmadığını vurgulayan Dr. Ayşenur Şam Sarı, "En etkili korunma, güneş koruyucuyu diğer fiziksel korunma yöntemleriyle birlikte uygulamaktır. Özellikle güneş ışınlarının en dik geldiği 10.00-16.00 saatleri arasında mümkün olduğunca doğrudan güneşe maruz kalmamak, geniş kenarlı şapka, UV koruyucu gözlük ve uygun giysiler kullanmak cilt hasarını azaltmada önemli rol oynar" dedi.
Güneş koruyucuların dışarı çıkmadan yaklaşık 15-20 dakika önce yeterli miktarda uygulanması gerektiğini belirten Dr. Sarı, terleme, yüzme veya havluyla kurulanmanın ardından ve en geç iki saatte bir güneş koruyucunun yenilenmesinin koruyuculuğun devamı açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.