Kıskançlık hakkındaki gerçekler
Kıskançlığı iyi bir özellik olarak mı görüyorsunuz yoksa yıkıma yol açan kötü bir duygu mu? Bu noktada hangi davranışlar normal kabul edilmeli, hangileri hastalıklı bir gidişe işaret? Ceyda Erenoğlu / HT PAZAR
Yalnız olduğunda neler yaptığını gizli kamera yerleştirerek ya da dedektif aracılığı ile takip etmek.
SINIRLAR AŞILDIĞINDA
Kişinin aldatıldığına inanması sonucunda iç dünyasında kurduğu hayaller ve düşünceler ön plana çıkıyor. Ortada somut bir olay olmasa da hayali senaryolar hiç eksik olmuyor.
Rüyalar dahi eşin sadakatsizliği ile ilgili oluyor, kâbusa dönüyor. Eşle ilgili her değişim değerlendiriliyor ve kişi sürekli olarak aldatıldığına dair deliller elde etmeye çalışıyor.
Fazla makyaj yapılması, eş olmadığında duş alınması, yeni kıyafetler giyilmesi, enerjik olunması, evin dağınık ya da çok düzenli olması gibi farklılıklar sadakatsizlikle ilişkilendiriliyor.
Patolojik kıskançlıkta mantıksal çerçeve bozulduğu için somut açıklamalar ve kanıtlar çok işe yaramıyor. İşte sınırın aşıldığına dair belirtiler...
Aldatılmaktan aşırı korkma.
Kısıtlamalarda artış.
Tekrarlayıcı bir şekilde sorgulama ve tartışma.
Partnere hakaret etme.
Partnere şiddet uygulama ve saldırganlık eğilimi.
Gizli izleme ve gözetleme davranışları.
TEDAVİ SÜRECİ ZORLU
Hastalık boyutundaki kıskançlıkta beynin biyokimyasal yapısı, serotonin/dopamin dengesi bozulduğu için gerçeği değerlendirme yetisi ve yargılamanın etkilendiği belirtiliyor.
Bu kişilerde endişe ve korku ön planda oluyor. Dopamin dengesi sağlayan antipsikotik ilaçlarla birlikte uygulanan aile terapisi, tedavideki tek seçenek olarak görülüyor.
FRANSIZLAR ÖFKELİ, ALMANLAR UMURSAMAZ
Kıskançlığa verilen tepkiler ülkeden ülkeye de değişiklik gösteriyor.
Fransızlar öfkeli, Hollandalılar üzgün, Almanlar umursamaz, İtalyanlar çekingen tepki verirken Amerikalılar daha çok arkadaşlarının ne düşüneceğiyle ilgileniyor