Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın Ankara’daki basın toplantısı ekonomi ve finansal piyasaların sorularına yanıtlar nitelikteydi. Bakan Albayrak’ın toplantısına gazetecilerden katılım yüksekti, toplantı boyunca da tekti. Yanında sadece basınla ilgili çalışma arkadaşları vardı, Hazine veya Maliye’den herhangi bir yetkili yoktu.

Yazılı bir metin de hazırlamamıştı. Yanıt vermek istemediği herhangi bir soru da olmadı. Berat Albayrak bakanlıktaki ilk yılını değerlendirdi ve ikinci yılına ilişkin hazırlıklarını ve tahminlerini aktardı.

Son dönemde pek konuşmayan Berat Albayrak’ın basın toplantısı yapması ve geniş açıklamalarda bulunması bir kaç yönden anlamlıydı. Bakan’ın basın toplantısı düzenlediği tarihi ve piyasa konjonktürünü, yaptığı açıklamaları dikkate aldığımızda önemli bazı çıkarımlar yapabiliriz.

TÜRKİYE’YE YATIRIM KAZANDIRDI

-Öncelikle böyle bir toplantı yapmasıyla “ben buradayım” demiş oldu. Ekonominin dümenini tutmaya devam edeceğinin işaretini verdi. Buna karşılık “kabinede olmayı sürdürecek misiniz” sorusuna “Ben zaten kabine üyesiyim. Kabineyi kuracak olan Cumhurbaşkanı. Ona sormak lazım” yanıtını Verdi.

-Merkez Bankası’nın önden yüklemeli olarak faiz düşüşünü başlatmasının ardından Bakan Albayrak düşüşün enflasyonla birlikte devam edeceğine dikkat çekiyor.Albayrak diyor ki, “Son bir yılda Türkiye’ye güvenen ve para yatıranlar kazandı.” Bu kazancın oranını da yüzde 20-60 arasında veriyor. Farklılık enstrümanlardan kaynaklanıyor. Faiz ve getiri yanında kazancın daha büyük bölümünü döviz kurunun düşüşü veya son bir yılda TL’nin değerlenmesi sağlıyor.

TÜRKİYE’YE GÜVENMEYEN KAYIPTA

-Ardından da ekliyor: “Türkiye’ye güvenmeyenler de çıktı. Onlar da yüzde 10-15 arası bir kayba uğradı.”

-Belirtelim ki bu kayıp dolar kurunun gerilemesinden meydana geldi. Hazine’nin hesaplamalarına göre bir yıl önce dövize geçenler, hem kurdan kaybetti hem de TL enstrümanlardan elde edecekleri getiriden oldu. Bu durumda potansiyel kayıp üçte bir düzeyine varıyor.

YATIRIM YAPANLAR YİNE KAZANACAK MI?

-“Zor bir yıl yaşadık. En kötüsü geride kaldı” diyen Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak enflasyondaki ve faizdeki düşüş trendine dikkat çekerek “Türkiye’ye yatırım yapan bir yıl sonra yine kazanacak” şeklinde konuştu.

-Ayrıca dünyada 70 trilyon dolarlık büyüklüğe ulaşan tahvil piyasasında 14 trilyon dolarlık kağıt negatif faizle işlem görüyor. FED ve ECB faiz düşürmeye hazırlanıyor. Böyle bir ortamda yüksek nominal ve reel faiz veren Türkiye yine kazandıracak.

ESKİSİ GİBİ CARİ AÇIK VERMEYECEĞİZ

-Türkiye faiz ve getiri kazancı vermeye devam edebilir, ama önümüzdeki dönemde kur artışı bu kazançları siler mi? Ya da döviz kuru gerilemeye devam eder, TL’nin değerlenmesi sürer ise faiz ve getiri yanında kurdan ikinci kazanç elde edilir mi? Bu soruya elbette net yok.

-Çünkü Bakan TL’yi görece olarak değersiz bulurken, “Eskisi gibi cari açık veren ülke olmayacağız” da dedi.

CAN ALICI SORU

-Geçen yılın ağustos ayında 7.24 TL’ye kadar yükselen dolar/TL kuru Bakan’ın açıklamaları sırasında 5.55 düzeyine kadar inmişti. Can alıcı sorulardan biri de burada geldi. Acaba “Düşük faiz, yüksek kur politikası mı izlenecek?”  

-Bakan Albayrak şu yanıtı verdi: Türkiye her ülkede olduğu gibi düşük faiz beklentisi içinde olmalı. Kurun  düşük veya yüksek olmasından ziyade rekabetçi olması önemlidir. Benim şahsi kanaatim rekabetçi bir kur politikası uygulamasıdır. Kurda önemli olan küresel ticarette rekabetçiliği sağlayacak politikadır.

-Benim bu sözlerden çıkarımım ise yola düşük faiz ile devam edilmek istendiğinin kesin olduğudur. Yüksek kur deyimi ise yerini rekabetçi kur sözüne bırakıyor.

REKABETÇİ KUR NE?

-Rekabetçi kur, yüksek kur ile düşük kur arası orta bir yerde olsa gerek. Burada pek netlik yok. Kurun şok artışları zaten beklenmedik ve istenmedik şekilde oluyor. Müdahale pek edilemiyor. Ama döviz kurunun düşmesi pek öyle değil. Alım yapılabiliyor, rezerv artırılabiliyor, ya da faiz düşüşü kolaylıkla yapılabiliyor. Kur ile faiz arasında kurulan yeni dengeyle dövizin geçmişteki kadar değer kaybetmesine veya TL’nin değerlenmesine artık pek sıcak bakılmayacak.

-Çünkü değerli TL ihracatı zorlaştırıyor, ithalatı ise cazip hale getiriyor. Cari açığı büyüterek finansman ihtiyacını artırıyor.

-Halbuki istediğimiz ve yapmak zorunda olduğumuz ise ihracatı artırmak, ithalatı düşük tutmak ve minimum düzeyde cari açıkla yola devam etmek. Buna en uygun formül ise yüksek kur politikası.

-Ancak yüksek kurun enflasyonist etkisi de yüksek. Düşük kur da, zaten faiz düşük tutulacağı için artık mümkün değil. Geriye orta koridorda seyredecek bir kur kalıyor ki, buna da rekabetçi kur deniyor.

-Bunları konuşurken Bakan’ın bir cümlesi ilginçti: “Keşke önceki Merkez Bankası yönetimleri gökten para yağarken daha fazla rezerv biriktirselerdi.”

YABANCIYA VE DÖVİZDE DURANA ÇAĞRI

-Bütün bunlara rağmen Bakan’ın “Bize yatırım yapan kazanır” demesinin zamanlaması çok önemli. Kısa vadeli yabancı sermayeye ve dövizde bekleyen yerlilere dolaylı bir çağrı yapıyor. Bakan demek istiyor ki “Dövizde bekleyerek kaybetmeyin, Kalkan faiz indirim trenine atlayın ve kazanın.”

-Bakan yurtiçi yerleşiklerin bankalarda 187 milyar dolara çıkan döviz hesaplarının geçen haftadan itibaren azalışa geçtiğini, yerlilerin döviz bozdurduğunu açıkladı. Bankacılık sistemindeki mevduatın yüzde 54'ünün döviz cinsi olduğunu belirten Albayrak "Bunun aşağı geleceğini net söyleyebilirim" dedi.

GÜVEN NASIL SAĞLANACAK?

-Bu çağrıya uymak ve dövizi bozdurmak her şeyden önce güven işi. Güven nasıl sağlanacak sorusunu Berat Albayrak’ın yanıtı şöyle: “İnsanlar söylediklerimizi, yaptıklarımızı, başardıklarımızı görecek. Geçen yıl ne dedik, ne yaptık? Ortaya ne sonuç çıktı? 6 ay öncesine göre daha iyiyiz. 6 ay sonra daha iyi olacağız. Türkiye güven sağlama noktasında üzerine koya koya gidiyor. Faiz indi, kur niye düştü? Güvenle ilgili bir gelişmedir.

KAMU KAYNAKLARIYLA KURTARMA YOK

-Bütçe açığı konusundaki söylem de güven verici. Bu yıl GSYH’nın yüzde 3’ünün altı rahat tutturulur anlayışı hakim. Vergi ve ÖTV indirimi düşünülmüyor. Şirketleri kurtarma diye bir şey yok. Bankalar ile şirketler arasındaki yeniden yapılandırmaya da müdahil olunmayacak. Borçlardan indirime bankalar karar verecek. Bu çerçevede bankaların da reel sektörün de kolaycılığa kaçmasına izin verilmeyecek. Kısaca yeniden yapılandırma yasası çıkartılarak çerçevenin oluşturulması ile yetinilmek isteniyor.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!