Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Yılın ilk yarısını geride bırakmamız nedeniyle yurtiçinde yerleşiklerin ve yabancıların finansal varlık durumunu masaya yatırdık. Yabancılar Türkiye varlıklarından çıkarken, yerlerini yerleşikler doldurdu. Finansal varlıklar yabancıdan yerliye doğru el değiştiriyor. Doğal olarak yerleşiklerin portföyü enflasyon ve büyüme oranlarının üzerinde genişlerken, yabancıların Türkiye portföyü daraldı.

SICAK PARADA BUHARLAŞMA

-Sıcak para diye tanımlanan kısa vadeli yabancı sermaye stoku yılın ilk yarısında 15 milyar dolar gerileyerek 59 milyar dolara indi. Sıcak para 2005 yılı düzeyine indi. Altı aylık gerileme yüzde 20 boyutunda.

-Yabancılar asıl devlet iç borçlanma senetlerini satıyor. Yılbaşından bu yana net 7 milyar doları bulan satışlarla yabancıların tahvil stoku 7.5 milyar dolara indi. Yabancının DİBS portföyü altı ayda yarı yarıdan daha fazla, yüzde 53 geriledi. Devlet iç borçlanma senetleri piyasasından aldıkları pay ise yüzde 4’ün altına düştü.

-2013 yılında yabancı oranı yüzde 24 ve tahvil stoku da 75 milyar dolarla en yükseğine çıkmıştı. Gerileme o tarihten beri devam ediyor.

-Yabancılar hisse senedi piyasasında da en büyük satışlarını bu yıl yaptı. 4 milyar dolara varan net satışla yabancıların hisse senedi portföyü 25.5 milyar dolara indi. Azalma oranı yüzde 21’i buldu.

KÂR YOK, YABANCI SATIŞI ÇOK

-Yine yabancıların hisse senedi piyasasındaki sahiplik payları 11 puan azalmayla 16 yıl sonra yüzde 50’nin altına geriledi. Bu pay gerilemesinde, yabancıların ellerinde fazlasıyla tuttuğu banka hisselerinin en fazla değer kaybeden sektörlerden biri olmasının da payı var. 4 milyar dolarlık net satışın yanında 3 milyar dolara yakın kayıp da ellerindeki hisselerin fiyat düşüşünden ileri geldi.

-Yabancı satışları küresel düzeyde de var. Türkiye’nin farkı ise satışların daha baskın olarak gerçekleşmesiydi. Bunda da, yabancıların son yıllarda hem devlet iç borçlanma senetlerinden, hem de borsadan doğru dürüst kazanç sağlayamamaları etkili oldu.

-Hisse senetlerinin değeri pek artmıyor. Faizler nominal olarak yüksek olsa da, döviz kurundaki daha yüksek oranlı artışlar, faiz getirisini yabancılar için negatife döndürüyor.

YERLİLERİN DE SORUNU AYNI

-Tam olarak aynısı olmasa da, finansal araçların getirisizliği veya vasat getirisi, yurtiçi yerleşiklerin son yıllarda en önemli sorunu haline geldi. Bu nedenle bir yandan finansal piyasalardan kaçınma eğilimi giderek artarken, öte yandan yatırım araçları arasında geçişkenlik de arttı.

-Yılın ilk yarısında 11 milyar dolarlık yabancı malını yerliler aldı. Bankalar, kurumsal yatırımcılar ve kısmen de artan yerli bireysel yatırımcılar TL bazında 75 milyar liraya yaklaşan menkul değerleri devraldılar. Yerleşiklerin finansal varlıklarında bir genişleme ve büyüme de oldu.

-Ancak finansal varlıklardaki büyüme daha çok kur artışından, enflasyon artışından ve özellikle yurtiçi kredilerin büyümesinden kaynaklandı.

-Döviz mevduatlarındaki artışın büyük kısmı kur artışı sayesinde gerçekleşti. Ortalama dolar kurunun yılın ilk yarısında yüzde 16.5 artması, döviz hesaplarını durduk yerde bu oranda büyüttü. Üzerine 7 milyar dolarlık artış da geldi.

SİSTEMDEN KAÇINMA VAR

-Türk Lirası mevduatların ise kredi artışına paralel daha fazla artması gerekirdi. Çünkü yarı yılda kredi artışı 580 milyar lira ve bunun büyük çoğunluğu da TL bazında verilen kredi. Döviz de dahil edildiğinde ki, artışın büyük kısmı kurdan geliyor, toplam mevduat artışı 492 milyar lirada kaldı.

- Yılın ilk yarısında yüzde 23 artan krediler yoluyla piyasaya çıkan 580 milyar lira para ekonomi içinde tur atsa da, geceleri dönüp bankalarda park etmesi gerekirdi. Yeterince etmemiş ki, mevduatta aynı oranda artış yok, sistemden bir kaçınma söz konusu.

PARAYI KORUMA GÜDÜSÜ

-Bunu da koronavirüsün etkisiyle giderek artan güven kaybına ve 1980 sonrasının en yüksek negatif faizleriyle karşılaşmaya yorabiliriz.

-Türkiye’de para kazanmak, birikim sağlamak çok zordur. Ancak iş bununla bitmez. Belki bundan daha zoru kazanılmış parayı korumaktır. Bu koruma, yakın çevreden başlayarak, güç odaklarına ve kamuya kadar gider.

-Türk insanı için para çok değerlidir. Bir can bir de mal. Bir atasözümüz “Mal canın yongasıdır” der. Yani koruyucusudur. Şimdi yapılmakta olan da paranın korunmasından başka bir şey değildir.

ARSA VE ARAZİYE YÖNELDİ

-Parayı finansal sistem dışında park eğilimi ve enflasyondan koruma güdüsü, başta konut, arsa, borsa, altın ve otomobile talebi sıçrattı.

-Yılın ilk yarısı itibariyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın verilerine göre arsa satışları yüzde 28.2 artışla 120.407’den 154.926 adede çıktı.

-Yine arazi ve tarla satışları 153.827’den 182.618’e çıkarak yüzde 18.7 arttı. Paralar arsaya ve arazilere gitti denilebilir.

-Bir kısım insanlar karantina nedeniyle evlerindeyken, birileri de bu işlerin peşinde koşturmuş ve kafa yormuş anlaşılan.

KONUTTA BÜYÜK CANLANMA

-Konut kredilerinde ilk kez bu yıl yüksek oranlı bir sıçrama yaşanıyor. Konut kredi stoku 6 ayda 40.3 milyar lira artarak 239 milyar liraya yükseldi. Yarı yıllık artışı yüzde 20, geçen yılın ortasına göre de yüzde 32.4.

-Konut satışlarının özellikle haziranda çok hızlandığını biliyoruz. Rekor satış rakamları gelebilir.

-Bunun yanısıra konut fiyatları nisan ayında bile yüzde 1.7 artarak yıllık bazda reel 5.2 arttı. Artışın devamı mayıs ve özellikle haziranda gelebilir ve hızlanabilir. Para nereye yöneliyorsa fiyat artışlarına yol açıyor, amaçladığı kazancı da bu yolla sağlamış oluyor.

PARA OTOMOBİLLE UÇTU

-Konut ve arsa yanında otomobil yatırımları da çok rağbette. Ulaşım ihtiyacını karşılamanın ötesinde otomobil artık bir yatırım aracı.

-Çünkü büyük ölçüde fiyatlar dövize bağlı. Doların ilk yarıdaki ortalama artışı yüzde 16.5. Benzinli ilk el otomobilin aynı dönemdeki fiyat artışı TÜİK verisiyle yüzde 21.5, dizel otomobilin yüzde 37.3. Son bir yıllık artış benzinlide yüzde 33.3’ü, dizelde yüzde 46.5’i buldu.

-Birinci el piyasa fiyatları ister istemez ikinci el fiyatlarını yukarı çekti. İkinci el fiyat artışı C segmenti benzinli bir otomobil için yılın ilk yarısında yüzde 23’ü buldu.

-İkinci el otomobil ve hafif ticari araç satışları iki aylık karantinaya rağmen yüzde 12 büyüdü. Yılın ilk yarısı için ikinci el araç satışları geçen yılki 838 bin düzeyinden 939 bine yükseldi.

-Böyle canlılık ve böyle kazanç nerede var? Para otomobile uçtu, otomobil de parayı uçurdu. Böylesi bir kazanç altında var.

ALTININ KAZANCI DÜNYADAN

-Altın fiyatları dünyada dolar üzerinden belirleniyor. Türkiye’ye gelirken TL’nin değerinden de etkileniyor. Altın klasik bir yatırım aracı. Bu dönemde de hem fonlar aracılığıyla hem altın mevduatı hem de fiziksel olarak çok ilgi görüyor.

-Geçen yılın 6 ayındaki 5.3 milyar dolarlık altın ithalatı bu yılın aynı döneminde 9.7 milyar dolara yükseldi. Geçen yılın üzerine ek olarak 4.5 milyar dolarlık ithalat yaptık. Yine aynı dönemde yapılan ihracat çıkıldıktan sonra geriye kalan net 6.8 milyar dolarlık ithalat kalıyor.

-Pandemi döneminde Kapalıçarşı kapalı, düğün yok, turist yok, bu altınlar niye ithal edildiğinin yanıtını parayı koruma güdüsünde görüyoruz.

BORSAYA DA AYNI NEDENLE GELDİLER

-Negatif faizden kaçınma ve para kazanma güdüsüdür ki, bir kısım yerleşikleri borsada şansını denemeye itti. Borsadaki yatırımcı sayısını da altı ayda 370 bin veya yüzde 31 oranında artırdı.

-Bu yeni yatırımcı kitlesi de küçük hisse senetlerine girdi, para girişi ile fiyatlar sıçradı. Yine kendini besleyen bir hareket oluştu ve şimdilik realize edilmemiş, kağıt üstünde duran bir kar gözüküyor.

PARANIN KİMYASI BOZULDU

-Hemen hemen hepsi aynı nedenden. Paranın kimyası bozuldu bir kere. Bakalım nerede ve nasıl düzelir?

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00