Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

2022-2024 dönemini kapsayan üç yıllık Orta Vadeli Program yayımlandı. 2001 krizi sonrası reformlarla getirilen Orta Vadeli Program, 2006’dan bu yana düzenli yayımlanıyor. Amacı da kamu kesiminin bir yıllık olarak sürdüğü ekonomik program ve tahminleri 3 yıla çıkarmak suretiyle ekonomideki belirsizlikleri azaltmaktı.

Zaman içinde programı hazırlayan kurumlar değişti ve son programı da Hazine yerine Cumhurbaşkanlığı yayımladı.

YOKSA ÜÇ DEĞİL TEK YILLIK MI?

-Geçmiş yıllara göre daha az iddialı görünen bu programın tartışılması ve etkisi de herhalde kısa süreli olacak. Çünkü zaman ilerledikçe konulan hedefler ve tahminlerde sapmalar meydana geldiği ve programın hızla eskidiği geçmiş yıllarda anlaşıldı.

-Hazırlayanlar da böyle düşünüyor olmalı ki, rakamların küsuratını dahi dikkate almamışlar, epeyce yuvarlanmış sayılarla karşılaşıyoruz. Büyümede, ihracatta, ithalatta, cari işlemler dengesinde böylesi yuvarlatılmış ve sonu sıfırla bitenlerin sayısı geçmiş yıllara göre artmış.

-İlk bakışta 3 yıllık olarak hazırlanan Orta Vadeli Program giderek gerçekte daha kısa vadeye ve bir yıla döndürüldüğü görülüyor. Edindiğim izlenim 2022’yle sınırlı olmak üzere sadece bir yıllık rakamların üzerinde çalışıldığı, sonraki yılların fazla önemsenmediği, hep pozitif rakamlarla ilerletildiği şeklinde.

-Yoksa 2024 yılında ihracat artarken, ithalat hız kesecek ve cari açık 10 milyar dolarlık düzeye nasıl ineceğinin ikna edici bir yanıtı yok. Döviz kurundaki artış da enflasyonun altında kalacak şekilde seyredecek. Böyle olursa ithalatın önünde kim duracak ve dış ticaret açığı nasıl olacak da büyümeyecek?

TEK SAYFALIK YEŞİL DÖNÜŞÜM

-Kaldı ki 2024’ü de içeren bir programda ekonomide yeşil dönüşüme tek sayfa yerine çok daha fazla yer ve önem verilmeliydi. Hatta 3 yıllık Orta Vadeli Programın bel kemiğini yeşil dönüşüm oluşturmalıydı. Çünkü zaman giderek daralıyor, AB yeşil mutabakatı 2026 yılında yürürlüğe koyacak.

-Yol haritası şimdiden ortaya konulmalı, dönüşecek sektörler belirlenmeli, finansal kaynağın büyüklüğü tespit edilmeli ve nereden bulunacağı belirtilmeliydi. Bu konu öyle bir sayfa ayrılarak geçiştirilmemeliydi. Ama anlaşılan bu konuda fikri hazırlık ve siyasi irade oluşumu henüz tamamlanmış değil.

-2021 yılında yaşanan olaylardan ve Birleşmiş Milletler’in yaptığı tespitlerinden sonra yeşil dönüşümü programların ve hükümet icraatlarının odak noktasına yerleştirmeyen ülkeler geç kalacaklar ve lig düşecekler.

ENFLASYONDA SON SÖZÜ KİM SÖYLER?

-2022-2024 Orta Vadeli Programı tahminler ve hedefler konusunda devlet kurumları arasında en azından program hazırlanırken bir eşgüdüm eksikliğini de gösterdi. Programda enflasyonun bu yıl sonunda yüzde 16.2 olması bekleniyor ki, TCMB tahmininin 2.1 puan üstünde. Daha gerçekçi bir tahmin.

-Gelecek yılki enflasyon tahmini ise yüzde 9.8. Bu da TCMB’nin temmuz sonunda yayımladığı Enflasyon Raporu’nda 2022 sonu için öngördüğü yüzde 7.8’lik rakamın 2 puan üstünde bulunuyor. Hem bu yılki hem gelecek yılki enflasyon tahminlerinde Program ile TCMB arasında ciddi fark bulunuyor.

-Sonuçta yürütme gücü Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile kullanılıyor ve son sözü söyleyecek makam belli. Dolayısıyla diğer kamu kuruluşlarının metinde geçen hedeflere uyumu beklenir. Bu durumda Merkez Bankası’nın Cumhurbaşkanlığı’nın ortaya koyduğu programa uyması gerekecek. Yani enflasyon konusunda son sözü Merkez Bankası değil artık Cumhurbaşkanlığı söylüyor.

-3 yıllık Orta Vadeli Programa göre 2023 yılında yani 100. Yılda enflasyon yüzde 8.0 olarak tahmin edilmiş. Hedef olan yüzde 5’e ulaşmak bırakalım 2023’ü, 2024’te bile öngörülmedi. Kısaca enflasyonla mücadelede siyasi irade yeterince güçlü değil.

BU YILKİ KUR TAHMİNİ YÜKSEK Mİ?

-Yine programa göre bu yıl için öngörülen ortalama dolar kuru 8.2996. Eğer gerçekleşme böyle olursa geçen yılın 7.0390 ortalamasına göre dolar yüzde 25 artacak. Bu yüksek oranlı bir artış ve gelecek yılın enflasyonunu da yükseltici etki yapar.

-Halbuki yılın 8 ayında gerçekleşen ortalama kur 8.0446 düzeyinde ve yıllık 8.2996’nın tutabilmesi için son 4 ayda 8.84 ortalama kur gerekiyor. Kurdaki böylesi bir hızlanma ancak küresel bir fırtına çıkması halinde mümkün. Ya da Türkiye’ye özgü şok bir riskin gündeme gelmesiyle olabilecek bir durum.

- Ancak bu olaylar öyle öngörerek olan olaylar değil. Kaldı ki böyle bir tahmin yapıldıysa kur dışı verilerde daha ihtiyatlı gidilmesi gerekiyordu. Ama böyle bir iz yok.

-Normalde dışarıdan veya içeriden şok bir gelişme meydana gelmezse son dört ayda 8.84 ortalama kura varılamayabilir. Bu durumda 8.30’luk kur yerine diyelim ki 8.20’de gerçekleşirse GSYH da 801 yerine 810 milyar dolara çıkar. Kişi başına gelir de dolar bazında daha yükselir.

İHRACAT VE İTHALATTA REKOR YILI

-Bu yıl için ihracatın 211 milyar, ithalatın ise 258 milyar dolar olarak gerçekleşeceği tahmin edildi. Yıllık ihracat ağustos ayı itibariyle zaten 208.4 milyar dolara çıktı. Dört ayda herhalde 3 milyar dolar daha üzerine koyabilir.

-İthalat da 8 ayda 255.2 milyar dolara yükseldi. Her iki rakam da yukarı yönde geçilebilir. Özellikle yüzde 9’luk büyüme tahminine paralel ithalatın bu yıl 260 milyar doları aşarak tüm zamanların rekorunu kıracağını tahmin ediyoruz.

-Gerçekçi bulduğumuz bir tahmin ise büyüme hızının bu yıl yüzde 9 beklenmesi. Geçen yılın ikinci yarısında sırasıyla çeyrekler bazında yüzde 6.3 ve yüzde 6.2 büyüme vardı. Bu yıl her iki çeyrekte yüzde 5’er düzeyindeki büyüme yıllık büyümeyi yüzde 9.1’e taşıyor. Bizim tahminimiz büyümenin yüzde 9.5-10 ile biraz daha yüksek olacağı yönünde.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00