İç cephe çökerse telafisi olmaz
Kuru soğan 30 lirayı bulmuş. Marketlerde etiketler adeta havada değişiyor. İnternetten bir ürüne baktım, sayfayı açınca fiyatının arttığını gördüm. Sayfalar bile fiyat artış hızına yetişemiyor.
Et yemek, dar gelirli vatandaşımız için lüks değil, artık hayal oldu. ENAG’ı filan göz ardı ederek söylüyorum; enflasyon iyimser rakamlarla yüzde 90’a yaklaştı. Paramızın değeri sürekli düşüyor. Küçük Ramazan pidesi 10 liraydı, bu sabah simit aldım; 7.5 lira.
Halkımız iyice yoksullaştı; orta direk dibinden kırıldı. Çok büyük bir deprem felaketi yaşadık; yaraları sarmak bir yana sonraki nesillerde yaşanacak travmaları gidermek ayrı bir mesele…
Depremde on binlerce insanımızı yitirdik. Milyonlar mağdur oldu…
Bu şartlarda seçime gidiyoruz ve anket sonuçları cumhurbaşkanlığı seçiminde kafa kafaya bir yarış olduğunu gösteriyor.
Seçim sonuçları, hiç kimse için garanti değil. Halkın, toptan siyaset kurumuna güveni düşmüş; kandırılmak istemiyor…
Kritik zamanlarımız boşa geçiyor.
Seçim kazanmaya dönük ileri vaatler dışında ülkenin geleceğini ve nesillerini kurtarmaya dönük adımlar ve projeler maalesef gündeme getirilmiyor.
Bize gerekli olan tedavi edici ağır reçete ancak bunun yerine ağrı kesici bile vermemekteler...
Vatandaşımız her şeyin en iyisini hak ediyor ancak politik, ekonomik vaatler adeta işkenceye dönüştü. Birçoğu ya yüzeysel ya eksik ya da günübirlik. Hepsinin altını doldurmak mümkün değil.
Enflasyon 90’larda, faizler 9’larda… Kamu bankaları, memurlar için kişi başına 30 bin lira promosyon vadediyor. Bazı özel bankalar, “maaşları bende tut, 45 bin lira vereyim” diyor. Bu ortamda düşük maliyetli para çok kıymetli.
Büyük bölümü ithalat olmak üzere yılda 60 milyar metreküp doğalgaz tüketiyoruz. Vatandaşa bir yıl boyunca toplam ithalatın yüzde 10’u, 5 milyar metreküp doğalgaz ücretsiz verilecek.
Karadeniz’de bulunan doğalgazın bunun ne kadarını karşılayacağı belli değil. Büyük ihtimalle Rusya’dan dövizle alınan gaz vatandaşa ücretsiz verilecek.
Tasarruf sahipleri ve vergi mükellefleri; faturayı hepimiz karşılayacağız.
Faizler düşük kaldıkça konut fiyatları yükseliyor, kiralar uçuyor. Bu şartlarda ortalama bir çalışanın ev sahibi olması hayal...
Geniş halk kitlelerinin alım gücü düştüğünde kredi muslukları açılıyor, haneler daha da borçlu ve daha moralsiz duruma geliyor.
“Sana şunları vereceğim” derken, benden neler alıyorsunuz acaba? 80 milyonun geleceğini düşünen var mı acaba? diye soruyor vatandaş...
İçimizden, “Bana bir şey vermeyin; daha fazla almayın!..” demek geliyor. Sabit gelirlilerinin maaşlarının yarısı yıl bitmeden gitti.
Cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan, asgari ücreti 30 bin lira yapacağını söylüyor. Bu şartlarda hangi şirket 30 bin lira asgari ücreti ödeyebilir? Gerçekçi mi?
Hoş enflasyon böyle giderse asgari ücret 30 bin lira olabilir.
Kemal Kılıçdaroğlu, 300 milyar dolar kredi, yatırım getireceğini söylüyor. Hangi fon, Türkiye’ye bu kadar parayı verecek?
Adaylardan hiçbiri şu gerçeği söylemiyor: “Aslında deniz bitti. Hastasın, senin düzelmen için acı reçeteyi içmen lazım. Vücuttaki hastalığı, zehiri çıkarmamız, ateşi düşürmemiz lazım. Bu tedavi de süre alır, yatağa düşürür. İçeceğin acı ilaç nedeniyle ağzının tadı kaçar. Ama ilacı sabırla içersen zamanla iyileşirsin.”
Milletin kafası çok karışık…
Türkiye’deki siyasi kadrolar, dünyayı doğru okuyup ona göre aksiyon alabiliyor mu? Yoksa dar bir alanda iç siyasetin sığ gündemiyle mi oyalanıyoruz?
Bunun için dışarıda rehber aramaya gerek yok. Tarihimizde var; Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları bağımsızlık için savaşırken devletimizi de kurdu. Meclis’e, millet iradesine saygı gösterdi; demokratik cumhuriyeti yeşertti. O dönemde Hitler, Mussolini gibi liderlerin aksine Atatürk demokrasiden yana tavır aldı.
- YSK'nın bu kararı olmadı…2 yıl önce
- Partiler üstü bir mesele: Sığınmacılar2 yıl önce
- Yurt dışı oylar referans mı?2 yıl önce
- Kilitli sandığın maymuncuğu sığınmacılarda...2 yıl önce
- Sıkışan siyaset ve halkın adaleti2 yıl önce
- 19 Mayıs'tan çıkarılması gereken dersler2 yıl önce
- Mesele alınan mesajı vatandaşa geçirmekte2 yıl önce
- Yeni sloganlar maçı çevirir mi?2 yıl önce
- Küskün seçmen ve sandığa gitmeme tehlikesi!2 yıl önce
- Seçmenin kaygısı ve ikinci tur2 yıl önce