Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ‘Om’ kelimesiyle ilk, zavallı bir kurbağa olarak pamuk prensesleri şiirle tavlayabileceğimi düşündüğüm lise yıllarında karşılaştım.

        Beyaz atlı prens düşleri kuran prenseslere okumak için şairlerden şair, şiirlerden şiir beğenemediğim günlerde Asaf Halet Çelebi‘nin bütün şiirlerini topladığı kitabının kapağında karşıma çıkmıştı: ‘Om Mani Padme Hum’.

        Türk şiirinin en gizemci şairlerinden Asaf Halet, “Ben bir meyvayım / ağacım âlem ne ağaç ne meyva / ben bir denizde eriyorum / om mani padme hum...” diyordu.

        Neden bahsettiği hakkında en küçük bir fikrim olduğunu söyleyemem!

        Şiiri okuduğum bütün prenseslerin bugün, beyaz atlı prensesleriyle başka başka şatolarda yaşadığını, benimse zavallı bir kurbağa olarak bir başıma kaldığımı göz önünde bulundurursak onların da ünlü şairin ne dediğini pek anlamadıkları görülüyor.

        ‘Om mani padme hum’un ‘Lotus çiçeğinin içindeki mücevher’ anlamına geldiğini ve Budizm‘de çok önemli bir cümle olduğunu, söylendiğinde insanın içinde sevgi, merhamet gibi duyguları harekete geçirdiğini öğrendiğimde iş işten geçmişti...

        Neyse, konum benim başarısızlıklarla dolu aşk hayatım değil... (ki kitabını yazıyorum sekizinci ciltteyim!) Konumuz ‘Om’ sesinin önemi...

        ‘OM’ DİYE DİYE SAKİNLEŞ

        Hintli bilim adamları Ajay Anil Gurjar ve Siddharth A. Ladhake yaptıkları bir araştırmayla ‘Om’ sesinin insanı rahatlattığını ortaya çıkarmış. İki bilim adamı nasıl söylenirse söylensin ‘Om’ demenin insanı dünyevi bütün düşüncelerden uzaklaştırdığını ve rahatlattığını söylüyor. Biyofiziksel bir açıklama getirilememekle birlikte araştırmada 6 değişik şekilde çıkarılan ‘Om’ sesinin ritmik bir şekilde söylendiğinde vücuda enerji verip sakinleştirdiği iddia ediliyor.

        İki gündür, gençliğimde aşk hayatıma en küçük bir katkısı olmayan ‘Om’ kelimesinin ya da sesinin şimdi ruh sağlığımı nasıl düzelttiğine şaşırarak şahit oluyorum! İki gündür sinirimi zıplatacak, moralimi bozacak ne görsem, ne duysam, ne okusam başlıyorum “Om” demeye... Bir rahatlık, bir huzur sormayın gitsin!

        Mesela geçen akşam bir trafik öküzü sinyal vermeden şerit değiştirince az kalsın kaza yapıyordum. Öküz Bey’e tam okkalı bir küfür edecekken aklıma ‘Om’ geldi... Şöyle derin bir ‘Ommmmmmmm’ çektim. Sanki o an trafik açıldı, 10 şeritli bir yolda tek başımaymışım gibi hissettim.

        Meclis’teki Anayasa oylamasından, Hitler tartışmalarından bunaldığım bir anda televizyon karşısında hızlı hızlı kısa kısa “Omm... Omm... Omm..” dedim; dert üstü murad üstü bir adam oldum.

        Bu ‘om’ beni pamuk prenseslere ulaştırmadı ama bu kadar sık tekrar etmeye devam edersem yakında Nirvana‘ya ulaştıracak galiba...

        Ommmmm... Ommmmmmm... Ve yine Ommmmmmmmmmm...

        İki gündür gazetede “Om”layarak geziyorum... Size de tavsiye ederim...

        Mesela sen popçu kardeş! Albümün çıkmadan korsanı mı çıktı? Kızma, “Ommm”la geçer...

        Gazeteci kardeş! Haber mi atladın, küçük ayak oyunları yerine bol bol “Ommm” de rahatla...

        Ya da siz Behlül‘le Bihter‘in taktığı boynuzlar Orta Asya bozkırlarından görülen Adnan Bey’in hâlâ durumu anlamamasına deliriyor musunuz? Derin bir nefes alın “Om”layın geçer.

        Oyun içinde oyun çıkaracağım diye her hafta bir kısırdöngüye giren Ezel sizi canınızdan mı bezdirdi, “Mesele ha bire Ali’ye silah çektirip yerine koydurmakta değil, mesele Om’lamakta yeğen” deyin ommmm’layın...

        Anayasa oylamasında bir maddeyi geçiremedin mi? “Om”la, o da geçer...

        Şu ‘om’ nelere kadir bilemezsiniz...

        Diğer Yazılar