Hayatımın sırrını çözdüm
ÇOK uzun zamandır, uçmayı unutup öylece bir duvara tünemiş, başının üstünde dönüp duran hemcinslerini şapşal şapşal izleyen kuş beyinli bir güvercin gibi hissediyorum. Ben duruyorum da sanki hayat sağımdan solumdan geçip gidiyor gibi! Oysa tek yapmam gereken kendimi boşluğa bırakıp birkaç kez kanat çırptıktan sonra süzülüp uçmak! Hepsi bu... Ama gelin görün ki güvercin olmak işin kolay kısmı; zor olan uçmak!
KİBİRİN TANIMI BENDE VÜCUT BULMUŞTU
Bir zamanlar çok yükseklerde uçardım ben! O kadar ki bulutlarda dolaşmaktan ayaklarım yere basmazdı. "İnanmazsanız bulutlara sorun" diyeceğim ama sizin o kadar yükseğe çıkabileceğinizi sanmıyorum... Herkese her şeye tepeden baktığım günlerim oldu sayısını unuttuğum! Ah nasıl kibirliydim bir bilseniz, şimdi size "Küçük dağları ben yaratmıştım" desem yarattığım büyük dağlara ayıp ederim; o derece işte anlayın artık...
KÜÇÜK BİR KAFEDE DÜNYAM ALTÜST OLDU
Kazanova'ya pabucunu ters giydirdiğim, Don Juan'ı sulu götürüp susuz getirdiğim o eski günlerin birinde burnum bir karış havada gezerken ben, tepe üstü çakıldım! Yeryüzündeki şehirlerin en kültürlüsünde, Alice'in harikalar diyarına gittiği tavşan deliğine birkaç yüz metre uzaklıkta küçük bir kafede dünyam altüst oldu. Başaşağı asılmış şarap kadehlerinin, birkaç dilim meyveli pastanın, gözlerini dikmiş beni izleyen kahve makinesinin ve bir tomar peçetenin şaşkın bakışları arasında kanatlarımdan vazgeçtim!
KANATLARINDAN VAZGEÇEN PENGUENLER
O gün, o kafede kim olduğumu unuttum. Hiç tanımadığım, ayakları yere daha sağlam basan bir adam oldum! İstediğim bu muydu peki? Emin değilim... Bence, gökyüzünden dünyaya bir kez bakan, bulutların içinden bir kez geçen biri asla yeryüzünde yaşayamaz! Ama nasıl olduysa oldu yeryüzüne mahkûm oldum ben. O gün bugündür yerden bir milim bile havalanmadım. Ne zaman uçmak gelse aklıma, bir şeyler tutup yere çiviledi beni. Binlerce yıl gökyüzünde uçtuktan sonra, birkaç balık fazla yemek için kanatlarından vazgeçen, koşmak isteyip de koşamayan aptal penguenler gibi kala kaldım hayatın ortasında...
AYAKLARIM YERDEN KESİLDİ BİRDENBİRE
Ama vazgeçmedim hiç, bir zamanlar kanatlarım olduğunu hiç unutmadım. Nereye gitsem ne yapsam içimden hep aynı şarkıyı söyledim: "Bir gün kanatlarımı yeniden büyüteceğim..." Geçenlerde yeryüzünde sürüne sürüne gezdiğim günlerden birinde, dünyanın en ayakları yere basan kentinde o unuttuğum hisle yeniden karşılaştım. Ayaklarım yerden kesildi birden! Yavaş yavaş yükseldim ağaçların arasından... İnsanlar, binalar küçüldü, bulutlar büyüdü gözümde... Daha önce uzun uzun oturup baktığım bir yerden dünyaya baktım yeniden. "Özlemişim" dedim kendi kendime, kanatlarımı sevdim...
GEÇENLERDEYAZGIMLATANIŞTIM BEN
"Ne kadar uzun ve karmaşıksa da her yazgı gerçekte bir tek an içerir; insanın kim olduğunu anladığı an..." diyen Borges'i düşündüm sağımda solumda uçup duran kuşlarla birlikte! Kim olduğumu unuttuğum, bilmem kaç yüzyıllık o kafeden binlerce kilometre uzakta bir başka kafede kim olduğumu anladım ben... Her köşe başında karşıma çıkan, ancak benim görmezden geldiğim, yüz vermediğim yazgımla tanıştım o gün... Bir bulutun üstünde konuştum onunla; ben ona ne istediğimi anlattım, o bana kim olduğumu söyledi. Sizi bilmem ama ben artık biliyorum, hayatımın sırrını çözdüm...