Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Çok sayıda okumuş kişi, “ulus-devlet artık sona eriyor” dese de, dünya hiçbir zaman olmadığı kadar ulusların rekabet alanı. Hal böyle olunca, her ulus-devlet kendi geçmişini yeniden kurgulayarak bir propaganda alanı, bir övünme vesilesi haline getirmeye çalışıyor.İstanbul’daki “sayısız” üniversiteden birinin adı Piri Reis Üniversitesi. Diğer bir üniversite, Bahçeşehir Üniversitesi Medeniyet Araştırmaları Merkezi, Piri Reis’ten Kâtip Çelebi’ye Osmanlının Dünyaya Bakışı Harita Sergisi’ni Washington’da açtı. Açılış töreninde bir konuşma yapan Başbakan Erdoğan, “16. yüzyılda Piri Reis tarafından adeta uydudan çekilmiş gibi son derece şaşırtıcı bir doğrulukta hazırlanan haritaların, Kâtip Çelebi’nin eskiz çalışmalarının o dönemde Osmanlı Devleti’nin gücünü ve vizyonunu göstermesi bakımından son derece önemli olduğunu” bildirdi.

        Başbakanımızın zikrettiği iki Osmanlı “coğrafyacı”dan Kâtip Çelebi tam bir Doğu entelektüelidir. Kendi için, “600 kadar kitap ve resail telifine muvaffak olup” demektedir. Buradaki “telif” teriminin üzerinde biraz durmak gerekiyor. Osmanlıda “yazar” diye bir kategori olmamış, “müellif” olmuştur, yani telif eden. Telif, uzlaştırma, bir araya getirme, toplayıp yazma anlamına gelir. Öyleyse Osmanlıda bir eser yazmak, bu konuda daha önce yazılmış olanlardan bazı bölümleri bir araya getirmek ve bunlara açıklamalar eklemektir (şerh etmek). Bütün Osmanlı düşünce adamlarının en büyüklerinden olan Kâtip Çelebi de böyle yapmıştır, doğrudan kendi araştırmalarına dayanan hiçbir özgün eseri yoktur. Onun, ilk Osmanlı coğrafya kitabı sayılan Cihannüma adlı kitabı iki kere yazılmıştır. 1643’te başladığı ilk yazımda, Eski Yunan kaynaklarını kullanan klasik İslam coğrafya kitaplarını telif etmiş, ama 1654’te daha bu yazım bitmeden, Flaman coğrafyacı Gerardus Mercator’un Atlas Minor adlı eserinin eline geçmesiyle, esir düşüp Müslüman olduktan sonra Mehmet İhlasi adını alan Fransız bir mühendisin yardımıyla, Latince olan bu eserden yararlanarak Cihannüma’yı yeniden yazmıştır. Bu arada gene Mehmet İhlasi’nin yardımlarıyla Atlas Minor’u şerhli bir şekilde kısmen çevirmiştir. Sonuçta Kâtip Çelebi’nin “eskizleri” özgün değildir.

        Piri Reis’e gelince, acaba o ünlü Amerika haritasını nasıl yapmış olabilir? Bunun için öncelikle Amerika’ya gitmesi ve kıyıları bizzat dolaşması, kara içlerine girip ölçümler yapması gerekirdi. Ama Piri Reis Amerika’ya gitmemiştir. Zaten çok istese bile gidemezdi, çünkü o tarihlerde (1513), Osmanlı denizciliği Cebelitarık’tan Atlantik’e geçme tekniklerini bilmiyordu ve daha kötüsü, Okyanus’a açılabilecek evsafta gemisi ve denizcisi yoktu. Ama ortada olan haritanın nasıl yapıldığının açıklanması gerekiyor. Bunun cevabı son derece basit ve “şanlı geçmiş” meraklılarını üzecek nitelikte. Piri Reis, bu haritayı, başta Colombus’unkiler olmak üzere, Batılı denizci ve kartografların yaptıkları haritaları birleştirerek elde etmiştir. Zaten kendi de bu haritayı “20 kadar haritayı telif ederek” ortaya çıkardığını söylemektedir.

        Piri Reis’in haritası, “adeta uydudan çekilmiş gibi son derece şaşırtıcı bir doğrulukta” değildir. Çok fazla yanlış içermektedir. Birkaç tanesini örnek vermek üzere, haritanın ızgaraları yanlış yerleştirilmiştir, çünkü çok sayıda harita bir araya getirilince bu kaçınılmazdır. Colombus, Hindistan’a gittiğini sandığından Cipangu’yu (Japonya), haritasında Meksika Körfezi’nin karşısına koymuş, Piri Reis de bunu aynen tekrarlamıştır. Virgin adalarına iki kere yer vermiştir. Üstelik haritasında ciddi bir eksen kayması vardır, böylece Antarktika sanılan yer aslında Brezilya’nın güney, Uruguay ve Arjantin kıyılarıdır.Haritanın bazı yerlerinde açıklamalar İtalyanca, bazı yerlerinde Portekizcedir, yani köken haritada ne varsa aynen aktarılmıştır. Bunlar, sadece çok sayıdaki yanlışa örnek.

        Geçmişle övünebilmek güzeldir, ama hayali olanıyla değil, gerçeğiyle.

        makilicbay@haberturk.com

        Diğer Yazılar