Çoktan madara olmuş bir muhbirin portresi
AK Partililerden CHP’lilere, MHP’lilerden HDP’lilere toplumdaki herkesin müşterek nefretini kazanmış bir insan düşünün. 80 milyon içinde hiç kimse ona güvenmiyor ve sözlerine inanmıyor. Çünkü dara düşünce herkesi yarı yolda bırakmış, zor durumdakilere acımasızca tekme vurmuş. Yeri gelmiş şahsi menfaatleri için en yakınlarını ve hayatında sadece iyilik gördüğü dostlarını sırtından hançerlemiş, en samimi arkadaşlarına bile kasten kötülük yapmış. Kötülük yapmakla ve kötü insan olmakla gurur duyan bu patolojik şahsiyet utanmadan hâlâ, tüm Türkiye’ye defalarca madara olduğu halde ahkâm kesiyor.
5 sene önce bugünlerde ortalık yangın yeri iken Gezi’ye katılan gençlere övgüler yağdırıyordu, ama şimdi zayıf durumda oldukları için Gezicilerle dalga geçiyor, onları aşağılıyor. 3 sene önce bugünlerde HDP ve Selahattin Demirtaş’a sırf Erdoğan devrilsin diye destek veriyor, HDP propagandası yapıyordu, ama şimdi hapishanedeki Demirtaş’a ve HDP’ye vurdukça vuruyor. HDP’li Barış Atay’ı sırf kişisel nedenlerden gözaltına aldırtmak için kasten ihbarcılık yazısı yazıyor ve amacına ulaşıp Atay’ı yaka paça içeri attırınca da yalandan “Ben böyle istemiyordum” minvalinde şeyler söylüyor.
27 Ağustos 2015 tarihindeki yazısında Tayyip Erdoğan’a açıkça “Hırsız” diye hakaret ediyor. Erdoğan’ın “Çalıyorum ama çalışıyorum” dediği yalanını söylüyor. Erdoğan’ı destekleyenlere “Hırsız goygoycuları” diyor, ama şimdi Cumhurbaşkanı’na ve iktidara yaranmak için her şeyi yapıyor. İktidar mensuplarına “Emrinizdeyim” diye haberler gönderip diğer yandan da “Ya kazanırsa” hesabıyla Muharrem İnce’ye yanaşıyor. Kaybettiği gün İnce’ye ilk tekmeyi atacak kişi yine kendisi... Ancak beni esas rahatsız eden tüm bunlardan başka bir nokta, zira onun omurgasızlığını ve kötücüllüğünü herkes biliyor. Bence bunlardan da vahimi, ona sadece iyilik yapmış olanları, en yakınlarını sırf kişisel çıkarları için sırtından bıçaklamış olması.
Evet, 28 Şubat soruşturmasıyla ilgili hükümete yakın medyada çıkan haberlerin köşesinden reklamını dahi yaptı bu insan. İçinde tutuklanacaklar listesi olan bu haberleri normalleştirdi, yaygınlaştırdı. Korktuğu savcı ve polislerin hoşuna gitsin diye eski patronu Aydın Doğan’a, en yakın çalışma arkadaşlarına ve daha başka birçok kişiye böyle bir kazık atabildi. Muhbirlikten ve gammazcılıktan başka bir şey değildir bunun adı. Üstelik bu yazıdan sonra görüntüyü kurtarmak için “Aman ben böyle bir operasyonu da doğru bulmuyorum. Bunu da belirteyim” gibi bir toparlama yazısı bile yazmadı. Oysa daha 3 ay öncesine kadar Aydın Doğan’ın önünde düğmelerini ilikleyen sanki ondan başkası değildi. Kendi hesabınca önce zeminini hazırladığı tutuklamaları bekliyor, sonra da Barış Atay olayında olduğu gibi “Doğru bulmuyorum” diye yalandan bir yazı yazacak.
Türk basın tarihi çok sayıda kötü insan görmüştür ama bu derecesinin daha önce geldiğini sanmıyorum.
KARŞILIKLI TEHDİT DİLİ, SİYASİ ORTAMI ZEHİRLİYOR
MUHARREM İnce’nin kampanyasında çok başarılı olduğu ve toplumun çoğunluğu olan muhafazakâr kesime sıcak yaklaştığı yerler var. Fakat bir yandan da klasik CHP’li damarına hâkim olamadığı ve muhafazakâr kesimi ürküttüğü noktalar da mevcut. İnce’nin bir büyük yanlışı, bir anda bütün doğrularını götürüyor dindar kesim nezdinde. Samimi olmadığı ve taktik icabı muhafazakârlara hoş görünmek istediği algısı doğuruyor.
Mesela bizim programın bir yerinde kendini tutamadı ve açık açık Erdoğan’ın ve AK Partililerin vakti gelince hapse gireceğini ima etti. “Önce FETÖ’cüler içeri girdi, sonra onları devlet içinde bu konumlara getirenler içeri girecek” dedi. “60 generali eleyip Akın Öztürk’ün önünü açanlar cezaevine girecek” diye açık açık söyledi. Lamı cimi yok, bu tehdit dilidir. Üstelik bu tehdit dili İnce’ye oy kaybettirmekten başka hiçbir işe yaramaz.
Ben o yayında bu dilin çok hatalı olduğunu ve bumerang gibi CHP’liler aleyhine ters tepeceğini ifade ettim. İnce böyle yaparsa ister istemez iktidarın da sertleşeceğini ve 24 Haziran’a bu şekilde gitmemizin toplumsal ortamı zehirleyeceğini söyledim. Nitekim bakın İnce’nin bu tehdit dili üzerine iktidar kanadının en şahin kalemlerinden biri dün cevap olarak şu satırları yazdı:
Bu topraklarda liberal demokrasinin hüküm sürmesini isteyenler maalesef epey küçük bir azınlık. Hem iktidar hem anamuhalefet eğer güç ellerine geçerse karşı tarafı cezaevine tıkma amacı gütmeye devam ediyorlar. Mutedil ve özgürlükçü bakış bir türlü güçlenemiyor ülkemizde. Bu tehdit dili sürdükçe İnce’nin başörtüsü konusunda özgürlükçü söylemine de muhafazakâr kesim hiçbir şekilde inanmıyor ve körler-sağırlar diyaloğu kaldığı yerden maalesef devam ediyor...
- Benim için 10 Kasım2 ay önce
- Demirtaş çıkar mı?2 ay önce
- Öcalan Kandil'e 'takvimi öne alın' mesajı gönderdi2 ay önce
- Bir eşik daha aşıldı2 ay önce
- Vicdanlar kabul etmez!2 ay önce
- Köprüler yeniden kuruluyor2 ay önce
- "Bu Trump'ın değil, Blinken'ın planı!"3 ay önce
- Sabaha karşı 2'de Mısır'da kurulan masada neler yaşandı?3 ay önce
- Norman Finkelstein: Gazze soykırımı yalnızca bir devlet projesi değil3 ay önce
- Hamas ne diyecek?3 ay önce