Ukrayna eski devlet bakanı Poroşenko: "Özgürlüğümüzü elektrikle takas etmeyeceğiz"
Ukrayna siyasetinin en etkili isimlerinden, Zelenski’nin selefi ve rakibi eski devlet başkanı Petro Poroşenko ile geçtiğimiz sene, Ukrayna Savaşı’nın ilk ayında Kiev’e gittiğimde bir röportaj yapmıştım.
Savaşın göbeğinde, Rus askerleri birkaç km ötedeyken çalışma ofisini karargah haline getirmiş, savaştan önce büyük husumet içinde olduğu Zelenski’ye destek açıklamaları yapmış ve Rusya’ya karşı tam bir Batı yanlısı olarak mücadeleye başlamıştı Poroşenko.
O röportajın içeriği donmamak için giydiğim Ukrayna askeri üniforması tartışması yüzünden kaynadı halbuki eski başkan orada 10 aydır dünyanın en güçlü ordularından biri olan Rus ordusuna karşı direnen Ukrayna ordusunu kendi döneminde nasıl eğittiğini anlatmış ve halkın direnişinin sebeplerini sıralamıştı.
Poroşenko’nun geçtiğimiz hafta sonu sessiz sedasız İstanbul’a geldiğini duydum. Ancak kendisi ile kontak kurduğumda Kiev’e dönmüştü bile.
Ben de savaş ikinci yılına girerken ABD ve AB arasında çeşitli diplomatik temaslar yürüten lider ile geçtiğimiz sene röportaj yaptığımız Kiev’deki çalışma ofisinden bağlantı kurmayı önerdim, kabul etti. Fakat bu kez şartlar daha zordu, artık düzeni binanın altındaki hangara taşımışlar, şehirde elektrikler tamamen kesik, kendi jeneratörleri ile ayakta kalmaya çalışıyorlar. Habertürk TV için de kameralar önünde yaptığımız bu röportaj esnasında elektrik birkaç kez gitti geldi.
Poroşenko o zor şartlar altında Ukrayna’daki son durumu, İstanbul ziyaretinin sebeplerini ve ABD’deki kritik temaslarını anlattı.
Petro Poroşenko: Sizi tekrar görmek çok güzel.
Burası sizinle geçen sefer konuştuğumuz yer.
Bizim kuvvetlerimizin Kiev’deki mücadelesi kesinlikle çok başarılı oldu. Sizinle konuştuğumuzda Rus güçleri evimden 5 km ötedelerdi. Elimizde silahlar vardı ve Kiev sınırlarında çatışmalar yaşanıyordu. Tüm ekibim burada savaşıyordu. Şimdi artık Bakmuth’da, Soledar’da, doğu ve güney bölgelerde mücadelelerine devam ediyorlar. Elimizden gelenin en iyisini olabilecek en yüksek bedelle, Ukraynalıların canıyla ödeyerek yapıyoruz. Ben burada konuşurken ekibim oralarda savaşmaya devam ediyor. Ruslar zafer kazandıklarını iddia etse de bu doğru değil.
Kiev’de koşullar çok zorlaştı. Elektriğimiz yok. Işığı jeneratörlerden sağlıyoruz. Burası bir gönüllüler merkezi. Buradan cephede savaşan askerler ve işgal altındaki siviller için gerekli malzemeleri topluyor ve gönderiyoruz.
Evet öyle. Elektrik yok, bazı bölgelerde su da yok, ısıtma da yok ve burası İstanbul gibi 12 derece değil, eksi 6, eksi 8 derece ısı. Koşullar çok zor. Elektriğimiz, suyumuz, ısıtmamız yok ama korkumuz da yok. Rusya’nın tehdidi ve şantajının son bulacağına eminiz. Putin’in altyapımızı vurması zafere olan inancımızı azaltmadı. Özgürlük ve demokrasiyi elektrik ve gaz ile değiş tokuş etmeyi asla düşünmüyoruz.
Putin’e güvenmeyin. Putin’in sözcüsüne güvenmeyin. Kamuoyunu manipüle ediyor ve asla doğruyu söylemiyor. Sorduğunuz soruya yorum yapamam ama Putin’e güvenmeyin diyorum.
Öncelikle bu adımın anlamını ve önemini görmek gerek. Kilisenin Moskova’dan ayrılması ve İstanbul’daki ekümenik Patrikhane’den Tomos belgesi alması tüm Ukraynalıları ve Ukrayna kiliselerini birleştirdi. Milli kimliği güçlendirdi. Evet birkaç gün önce İstanbul’daydım, Ekümenik Patrik Sayın Bartholomeos ‘un daveti üzerine geldim ve ona huzurunuzda teşekkür etmek istiyorum. 4 yıl önce attığımız adıma Ukraynalılar müthiş destek verdiler. Bugün Moskova kilisesine bağlı nüfus sadece yüzde 4. Düşünün sadece yüzde 4! Özellikle işgale uğrayan bölgelerde insanlar akın akın Ukrayna Kilisesine geldiler. Çünkü onlar Ruslaştırmanın nasıl bir şey olduğunu gördüler. 6 Ocak’ta Kiev’in en büyük kilisesinde Metropolit Epifani ilk töreni yaptı ve binlerce Ukraynalı kiliseye akın etti. Bunun bizim için anlamı büyük.
Ben Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ortada olduğunu söyleyemem. 5 yıl boyunca Türkiye ile çok olumlu, omuz omuza bir ilişki yürüttüm. Size şunu hatırlatayım, Rus saldırılarına ilk karşılık Türk Bayraktar silahları ile verildi. Türkiye Cumhurbaşkanı son olarak Putin’e güçlerini derhal Ukrayna’dan çekmesinin ateşkes için tek koşul olduğunu söyledi. Erdoğan, Rus savaş gemilerinin Boğazlardan geçişlerine izin vermedi. Biz karşımızda güvenilir bir ortak görüyoruz. Müzakereler Rusya çekilir çekilmez başlamalı ve Kırım üzerine müzakere etmeliyiz. Türkiye Kırım’ın yasadışı işgaline karşı da başından beri çok net tavır aldı. 2023’te bu savaş bitmeli ve Ukrayna’nın NATO üyeliği konuşulmalı. Şayet bu yıl Cumhurbaşkanı Erdoğan Kiev’i ziyaret ederse bunun anlamı çok büyük olur. Burada çok dostu var.
Öncelikle ben Batı’da bir yaptırım yorgunluğu olduğu tezine katılmıyorum. Bu doğru değil. Washington’da Pentagon, Milli Güvenlik Konseyi gibi yerlerde yaptığım görüşmelerde de barışın belli şeyleri yaparak sağlanabileceği konusunda fikir birliği içinde olduk. Nedir o şeyler? Ukrayna ordusuna silah temini, Rusya’ya ambargo ve yaptırımlar, Ukrayna’ya finansal destek ve gelecekteki NATO üyeliğinin önünü açmak. Rusya’nın Rus gazı olmadan Avrupa’nın donduğu, Rus gazına ihtiyacı olduğu masallarına bakmayın. Varil başı Rus gazı piyasa koşullarında 60 doların altında. Rusya’nın Batı’dan gazdan günde 1 milyar dolar kazanarak bu parayı Ukraynalıları öldürmek için kullanması kabul edilemez. Bunu önlemek sadece Ukrayna’ya destek değil, kendi güvenliklerine de yatırım demek. O yüzden benim bir şüphem yok, ABD Dışişleri Bakanlığı’nda da yaptığımız görüşmelerde zafer kazanana kadar yaptırım politikasının devam edeceğini teyit ettik.
Bize olan desteğe minnettarız ve bunun küresel barışa destek olduğunu bir kez daha hatırlatıyorum. Ukrayna’ya 38 milyar dolar desteği Rusların ordusuna yaptığı harcamayı göz önünde bulundurarak değerlendirin. Bugün Rus ordusuna Ukrayna’yı vurması için ayrılan bütçenin yılda binlerce milyar dolar olduğunu öğrendim. Bu Ukrayna’ya değil küresel demokrasi ve barışa karşı bir savaş. Putin’i durdurmak hepimizin görevi.
Maalesef Rusların elinde esir olarak tutulan 3 bin 500 civarında askerimiz var. 12 binde kayıp var ve bunların çoğunun hayatta olduğunu biliyoruz. Bu durumda haftada 50 kişi asla yeterli rakam değil. Elbette önemli ama yeterli değil. Birleşmiş Milletler ve Kızıl Haç gibi uluslararası organizasyonlardan daha aktif destek bekliyoruz. Bu konuda da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oynadığı önemli rolü hatırlatmak isterim.
Tünelin ucundaki ışık farklı faktörlere bağlı. İlki Ukrayna'nın bütünlüğü. İkincisi ordumuzun gücü. Üçüncüsü uluslararası koalisyonun Rusya ve Putin’e karşı tavrı. Bunlar hep birlikte dünyayı Putin’den kurtarabilir. Ben tünelin ucunda ışık görüyorum, umutluyum. Putin bu işin sonu olmadığını ne kadar erken görürse bu hem Ukrayna, hem dünya hem de aslında kendisi için çok daha iyi olacak.
Ben teşekkür ederim, sizi tekrar bekliyoruz…
- Benim için 10 Kasım2 ay önce
- Demirtaş çıkar mı?2 ay önce
- Öcalan Kandil'e 'takvimi öne alın' mesajı gönderdi2 ay önce
- Bir eşik daha aşıldı2 ay önce
- Vicdanlar kabul etmez!2 ay önce
- Köprüler yeniden kuruluyor2 ay önce
- "Bu Trump'ın değil, Blinken'ın planı!"3 ay önce
- Sabaha karşı 2'de Mısır'da kurulan masada neler yaşandı?3 ay önce
- Norman Finkelstein: Gazze soykırımı yalnızca bir devlet projesi değil3 ay önce
- Hamas ne diyecek?3 ay önce