Gece bülbüllerini susturmanın 6 yolu!
GEÇEN haftaki "gece çalışmak zorunda kalanlar" ve "uykusuzluk"la ilgili yazımdan sonra ilginç mesajlar aldım. Gece uykusuzluğunun getirdiği sağlık sorunlarını okuyan özellikle kadın okurlarımızdan horlamayla ilgili gelen şikâyet sayısı oldukça kabarık.
Her birinin hikâyesi farklı olmakla beraber hemen hepsi eşlerinin horlamasını şu anda kendilerinin yaşadıkları çeşitli hastalıklara sebep olarak gösteriyor. Bilimin son yıllarda getirdiği bir çözüm olup olmadığını soruyor.
Bu konuda yazılıp çizilen sayısız bilimsel makale var elbette. Fakat bunlar içerisinde Chicago'da Rush Üniversitesi doktorlarının halkın da anlayacağı dilde yazdıkları makaleler en çok okunanlar olarak biliniyor.
İki hafta önce Amerika'nın Fox televizyon kanalına konuk olarak davet edilen bu araştırma ekibinin espriler ve şakalarla karışık yaptıkları açıklamalar ilgiyle izlendi. Program boyunca "horlayan eş" yerine "gece bülbülü eşler" terimi kullanıldı.
Rush Üniversitesi'nde yapılan istatistiki araştırmalara göre, hızla artan boşanma sebeplerinin ana suçlusu aslında horlama. Çünkü uyku bozukluğuyla ortaya çıkan fizyolojik ve psikolojik sorunlar evlilik süresince karşılaşılacak problemlere olan tepkinin şiddetini değiştiriyor.
Gece huzur içerisinde uyuyup dinlenmiş olarak güne başlayan eşler, negatif olaylara daha az tepkililer. Madem insanların % 50'ye yakın bir çoğunluğu en azından belli bir yaştan sonra horlamaya başlıyor, evliliği tehdit eden bu hiç de "seksi" olmayan sorunla nasıl başa çıkmalı? Uzmanlar tavsiyelerini 6 başlık altında topluyor.
1. Eşinizle konuşun: Horlayan eşi suçlamak sadece kişide negatif reaksiyon doğurur. Konuyu açmanın en güzel yolu, horlayan kişinin kendi sağlığıyla ilgili bir check-up'a girmesini tavsiye etmektir. Çünkü horlamak kalp hastalıklarının, gelebilecek felcin, Parkinso'nun, yüksek tansiyonun ve uyku apnesinden (nefesin kesilerek oksijensiz kalması) kaynaklanan diğer hastalıkların bir alarmı olabilir. Uyarınızı gece ya da sabah uyanır uyanmaz değil günün keyifli bir anında dozunu ayarlayarak şakalarla yapın.
2. Birlikte karar verin: Horlamak kişisel değil bir evlilik sorunudur. Bu yüzden önerilen çözümlere birlikte bakarak karar vermek gerekir. Alınacak kararlar sırasında "Bana ne" ve "Sana ne" terimlerini "konuşma sözlüğünüzden" tamamen çıkarın. Bir uzman hekime danışarak birlikte uygulayabileceğiniz çözümü seçin.
3. Hayat kalitenizi değiştirin: Birlikte spor yapmaya başlayın. Vakitsizlikten şikâyetçiyseniz akşam yemeklerinden sonra televizyon önünde mayışıp yatmak yerine çoluk çocuk 30 dakika yürüyüşe çıkın.
4. Yatak odalarınızı asla ayırmayın: Yatakları ayırmak demek, horlayan eşi sağlık sorunlarıyla baş başa bırakmak demektir. Bu duygunun getireceği tek sonuç, eşler arasındaki sıcaklığın yok olması, olası çözümlerin uygulanması için motivasyonun ortadan kalkmasıdır.
5. Akşam yemeklerinizde devrim yapın: Akşam yemeklerinizi pişirirken sadece zeytinyağı kullanın. Düşük enerjili yiyecekler seçin. Son lokmayı yedikten sonra 3 saat geçmeden yatağınıza gitmeyin. Akşam yemeği sonrası içki ve sigara alışkanlığınızı azaltarak yok etmeye çalışın.
6. Hıncınızı horlayan eşinizden almayın: Yaşamınızdaki başka sebeplerden kaynaklanan negatif birikimleri dile getirmek için eşinizin horultusunu bahane ederek patlama noktasına gelmeyin. Hayatınızda diğer streslerinizin sebebini eşinizin kontrol edemediği horultusuna bağlamanız, ilişkinizi bitirmek için attığınız adım olabilir.
Horlamak, evlilikte karşılaşılan yüzlerce problemden sadece bir tanesi. Çoğu kişi evlilikte problemlerin çözülmesi için her iki tarafın kendisinden % 50 bir şeyler vermesi gereğine inanır. Ben aynı fikirde değilim. Evlilikte çıkan problemleri çözmek ve mutlu bir hayat sürmek için her iki taraf da kendisinden % 100 vermeli. Aksi takdirde önce sağlık, sonra evlilik bozuluyor.
UYKU sırasındaki solunum duraklamalarından kaynaklanan ve uyku düzeninin bozulmasına sebep olan uyku apnesi önlem alınmadığı takdirde ölümle sonuçlanabilmektedir.
Her ne kadar genelde horlayan erkeklerde, menopoza girmiş kadınlarda, yaşlılarda ve kilolularda daha sık rastlanmakta ise de bu sorun her yaştaki çocuklarda, genç ve zayıf insanlarda da görülmektedir. Teşhis için uyku laboratuvarlarında yapılan testler hem çok vakit alır hem de pahalıdır.
European Respiratory Journal isimli bilimsel derginin 25 Ekim tarihli sayısında yayınlanan makaleye göre, geliştirilen yeni teknikle bundan böyle uyku apnesi teşhisi hem çok kolay hem de çok daha ucuza olacak. Elektronik burun olarak adlandırılan bu aletle hastaların nefesleri analiz ediliyor.
Testin güvenilirliği % 93 gibi büyük bir oran olarak gösteriliyor. Aletin çalışma prensibi, uyku apnesi olan kişilerin boğazlarındaki kronik enfeksiyona bağlı olarak nefeslerinde bulunan uçucu organik bileşimlerin teşhisine dayanıyor. Araştırmayı yürüten Almanya'da Marburg Hastanesi'nden Dr. Timm Greulich'e göre, yaklaşık 2 yıl sonra bu alet daha geliştirilmiş ve daha çok sayıda hastada test edilmiş olarak dünya hastanelerinde kullanılmaya başlanacak.
Horlamaya bir tavsiye de 18. yüzyılda yaşamış hekimlerden: Pijamanızın tam arka kısmına (iki omuz arasına) bir tenis topu tutturun.
Horlayanlar için günlük boğaz egzersizleri
■ DİLİNİZİN ucunu dişlerinize dayadıktan sonra yavaş yavaş damağınızı yalarcasına arkadaki yumuşak dokuya doğru gidebildiği kadar götürün ve bunu 3 dakika süreyle dilinizi ileri geri hareket ettirerek tekrar edin.
■ Ağzınızı aynada küçük dilinizi görünceye kadar açın ve boğaz kaslarınızı 30 saniye süreyle kasıp gevşetmeyi deneyin.
■ Şarkı söylemek, horlamanıza sebep olan sarkık gırtlak kaslarınıza spor yaptırır.
■ Ağzınızı açabildiğiniz kadar açın, çenenizi gidebildiği kadar sağa götürüp 30 saniye bekleyin, daha sonra da sola götürüp bir 30 saniye de öyle bekleyin.
- Veda!9 yıl önce
- Demokrasi mi dediniz?9 yıl önce
- Bir ileri, bir geri...9 yıl önce
- Mutsuz bir dâhi: Einstein!9 yıl önce
- Görünmez kafesteki bizler9 yıl önce
- Uzayda bir ülke kursak...9 yıl önce
- Vücudunuzdan mesaj var!9 yıl önce
- 'Hava'nız yerinde mi?9 yıl önce
- Gıcırtısız geceler!9 yıl önce
- Müsaade edin yaşayalım!9 yıl önce