Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Geçtiğimiz sene Nisan ayında Hunter Biden’ın MacBook Pro marka dizüstü bilgisayarının üzerine sıvı dökülüyor, bozuluyor. Hunter da tamir için pek çoğumuz gibi Apple mağazalarındaki “Genius”lardan birine değil, yaşadığı Delaware şehrindeki alelade bir bilgisayar tamircisine bırakıyor MacBook’u. Üzerinden aylar geçmesine rağmen de bilgisayarının ne tamir parasını ödüyor, ne de geri alıyor. Dahası, tamirci defalarca denemesine rağmen de bir türlü Hunter’a ulaşamıyor.

Kulağa son derece sıradan gelen bu bilgisayar tamircisi hikayesi belki de Amerikan seçimlerinin kaderinin değiştirecek. Çünkü o bilgisayarın sahibi Hunter başkan adayı Joe Biden’ın oğlu. Bilgisayarın sabit sürücüsünde yer alan bilgilerse Perşembe akşamı Trump’ın Biden’a televizyon tartışmasında saldıracağı malzemeleri içeriyor. Trump’ın seçim kampanyası şimdiden doğrudan Hunter Biden’ı hedef alan ilanlar yayınlamak için 55 milyon doları harcadı. Ortalık fena halde 2016 yılındaki Hillary Clinton’ın e-mail’leri skandalını andırıyor diye düşünüyorsanız yanılmıyorsunuz. Olayın aktörleri bile aynı. Dört sene önce Trump mitinglerinde kalabalık “Tutukla onu!” diye Hillary Clinton hakkında bağırıyordu, şimdi ayın sloganı Biden için atıyorlar. Muhaliflerse bir kez daha Rusya’yı işaret ediyorlar, sızıntılarla Amerikan seçimlerine müdahale ediyor diye.

GÖRÜNTÜSÜ BİLE ÇİRKİN

Hunter Biden haberi aslında bilmediğimiz bir şey değil. Gerçekten bir rüşvet ya da kirlilik olmasa da görüntüsü çirkin. Ama en ilginç kısmı bu haberin nasıl yayıldığı.

Bilgisayarda yer alan yazışmalara göre Hunter Biden babasının etkisini kullanarak kendisine Ukrayna ve Çin’de çıkar sağlamış. Pek tecrübesi olmadığı halde aylık yüksek maaşla yönetim kuruluna atandığı Burisma adlı enerji firmasının yöneticilerini babasıyla görüştürmeyi vaat etmiş. Hunter’ın yönetim kurulunda olduğu dönem Joe Biden da Başkan Yardımcısı olarak ABD’nin Ukrayna politikasını yönetmekle görevlendirilmiş, hatta ülkedeki bir savcının görevden alınmasına kadar karışmıştı. Biden sonradan yaptığı bir konuşmada savcının görevden alınmaması halinde Ukrayna’ya maddi yardımı kesme tehdidinde bulunduğunu övünerek anlatmıştı.

İddialara göre o savcı Burisma’daki yolsuzlukları araştırıyor, ucu da Biden’a dokunduğu için kellesi alınıyor. Gerçi Cumhuriyetçiler aylar boyunca Biden’ların Ukrayna işlerini didik didik etti, sonunda da akladılar. Ama herkesin üzerinde uzlaştığı konu Hunter’ın kimi ilişkilerinin görüntüsünün dahi şık olmadığı.

Burisma yöneticisi “babanla tanışma fırsatı için” teşekkür ediyor Hunter’a. Ama geçmişte mi tanıştırıldı, yoksa ileride mi bu fırsat tanınacak belli değil. Biden tarafı “resmen” böyle bir görüşme olmadığını söylüyor, ama bir şekilde karşılaşmış olabilme ihtimalini de göz ardı etmiyorlar. Olabilir, dünya liderleri sık sık rastgele birileriyle tanışıp fotoğraf çektiriyorlar.

Ama Hunter mesafeyi yönetemeyen, dengeyi tutturamayan biri olduğu sır değil. Joe Biden geçmişte resmi gezilere torunlarından birini almayı adet edinmişti, bir tanesine Hunter da katılmak istiyor örneğin. Çin’e gidiyorlar, orada kaşla göz arasında iş bağlamak için biriyle buluşuyor.

ÇOCUKLARA LAF SÖYLETMİYOR

Joe Biden’ın etrafındaki yakın ekibi de Hunter’ın bir yük olduğunu biliyor ama pek bir şey diyemiyorlar. Hunter’la ilgili ağzını açana ya bağırıyor Biden ya da öylesine bozuluyor, ağlayacak gibi oluyor ki karşısındaki konuyu uzatmak istemiyor. Biden seçim turunda da oğluyla ilgili laf atan seçmenlerle ağız dalaşına girdi, hatta bir tanesine “şişko” deyip şınav çekmeye bile davet etti. Ve, hayır, şaka yapmıyorum.

Joe Biden’ın çocukları yumuşak karnı. İlk eşi ve kızını trafik kazasında kaybetti, Hunter ve oğlu Beau kılpayı kurtuldu arabadan. Geçtiğimiz yıllarda kendisinin bir kopyası olarak gördüğü, belki bir gün Amerikan Başkanlığı için yarışacağını tahmin ettiği oğlu Beau beyin kanserine yenildi. Biden birkaç trajediyi birden tek bir hayatta yaşadı; bu hep onun kuvveti hem de zayıflığı oldu. Kuvveti, çünkü seçmenin acılarını anlama konusunda empati kurabiliyor, herkesin derdini teker teker dinleyecek kadar tahammül sahibi. Zayıflığı, çünkü oğlunun kusurlarını göremiyor.

Kendisi görevdeyken farklı ülkelerde yönetim kurulu koltuklarına oturan Hunter’ın işleri hakkındaysa konuşmadığını söylüyor Biden. Sadece “Umarım ne yaptığını biliyorsundur,” demiş. Bunun doğru olduğuna samimiyetle inanıyorum. Ama bu zayıflığı yüzünden seçimi kaybederse suçlayacağı tek bir kişi var, kendisi.

Hunter Biden’ın dizüstü bilgisayar hikayesi Rupert Murdoch’ın sahibi olduğu New York Post gazetesinde çıktı. Güya Trump’a oy verdiği için kız arkadaşı tarafından terk edilen bilgisayar tamircisi MacBook’un kime ait olduğunu öğrenince sabit sürücünün bir kopyasını alıyor. Trump’a medyada haksızlık edildiğini düşündüğü için Rudy Guilliani’ye (Trump’ın Rusya ve Ukrayna istihbaratıyla ilişkili avukatı, eski New York belediye başkanı) bir kopyasını gönderiyor. Bilgisayardan eski danışman Steve Bannon’ın da haberi oluyor. Guilliani dosyaları Murdoch’ın sahibi olduğu Fox News’da bir dönem “Hannity” programında çalışan (Trump’ın medyadaki özel kalem müdürü denebilir), sonra da Post’a transfer olan bir gazeteciye veriyor. Haber de, güya kimi muhabirlerin adını koymak istememelerine rağmen, yayılıyor.

Bu isimler devreye girince ister istemez herkesin kafasında da Rusya’nın seçimlere müdahalesi mi sorusu beliriyor. Ama Hunter Biden’ı nasıl bir tip olduğunu bilince en basit açıklama en doğrusu bile olabilir diye düşünüyorum. Hiç komplo falan aramaya gerek yok. Bazen şuursuzluk veya kafasızlık da açıklayıcı olabilir. Böyle bir tip çünkü Hunter.

Ta geçen sene Temmuz ayında New Yorker’da Adam Entous imzalı uzun bir Hunter Biden röportajı çıkmıştı. Dün bir kez daha ayrıntılarıyla okudum, okudukça da bu kadar da şuursuz olamaz dedim. Ama, evet, bu kadar şuursuz bir tip Hunter Biden.

AİLENİN KÖTÜ EVLADI

Büyük aile trajedilerinde görmeye alıştığımız kötü evlat özünde. Türkiye’de olsa adı Efe de olabilirdi belki. Veya “Succession” dizisindeki Kendall. Aslında iyi okullarda eğitim gördü, ama hayatını kendi kendine mahvetmeyi başardı. Uzun yıllar alkol ve kokain bağımlısıydı mesela. Evsizlerin olduğu sokaklara gidip “crack” alacak kadar. Kanında kokain çıktığı için hayatını düzene sokmak için girdiği ordudan atıldı. Bir ara Washington’daki evinin bir odasını evsiz bir kadına verdi.

Onunla ilgili hikayeler hep böyle. Monte Carlo’da bir gece kulübünün tuvaletinde tanıştığı birinden aldığı kokain, Washington’da bir barda kapının önünde sigara içerken birisinin sigaranın içine sardığı kokain, litrelerce vodka, hayat kadınlarına harcanan paralar, birlikte olduğu kadınlara alınan hediyeler, boşanma dilekçesinde iddia edildiği gibi striptiz kulüpleri…

Dahası, Hunter Biden her türlü pisliği, şuursuzluğu, ahlaksızlığı kendisine hak görüp babacığının arkasını temizleyeceğinden emin bir şımarıklık içinde. Ölen kardeşi Beau’nun dul eşiyle birlikte olduğunda durumun tuhaflığının bile farkında değil; ya anlamıyor, ya da görmezden geliyor. Ancak etraftan sesler yükselmeye başladığında babasının kapısını çalıyor ve yalvarıyor, “Bir tek sen açıklama yaparsan bu durumu kurtarırsın,” diyor. Joe Biden’ın çocukları konusunda boynu kıldan ince; açıklama yapıp bu “sevgi bağından duyduğu mutluluğu” vurguluyor.

Yazıda daha neler neler var; kötü yatırımlar, kötü kararlar, babasının onayını alma çabaları, evli çiftlerin birbirlerini aldatmak için üye oldukları eş bulma siteleri… Ama özünde çaresiz, zavallı, belli ki de problemli bir kişilik Hunter. Gerçi hangimiz problemli değiliz ki?

Benim bu yazıdan çıkardığım sonuç şu: Hunter Biden tam da içinde hassas bilgilerin (ve çıplak fotoğraflarının) olduğu bilgisayarını alelade bir bilgisayar tamircisine bırakıp unutacak bir tipmiş gibi geldi.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00