Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

İstinye Park’a açıldığı günden beri gidiyorum. Hemen hemen her yerinde yemek yeme imkânım oldu. Pazar bölümünde bulunan makarnacı, etçi ve balıkçıdan tutun da yemek katında yer alan dükkânlara kadar. Hepsi kendi çapında başarılı. Geçtiğimiz günlerde uzun zamandır bir araya gelip laflayamadığım İstinye Park Genel Müdürü Tolga Engin ile buluşmaya karar verdik. “Oranın mülki amiri sensin. Nereye istersen oraya geleyim” dedim. Kendim gittiğimde genelde ya Masa’yı ya Borsa’yı ya da Günaydın’ı tercih ediyorum. Tolga, “Bu sefer seni değişik bir yere götüreceğim” deyince ben de merak ettim. “Go Meso diye bir yer var. Seni orada bekliyorum” dedi. Eski Go Mongo’nun yerinde açılan yeni bir konsept. Go Mongo miadını doldurunca aynı tarzda daha başarılı bir konsept yapmışlar. İçeriye girer girmez çok iyi bir yer olduğunu anlıyorsunuz. Sol tarafta seçeceğiniz etler, hemen yanında bir salata büfesi, salata büfesini geçtikten sonra kocaman bir açık mutfak sizi bekliyor. Her şey gözünüzün önünde yapılıyor. Konsept olarak tarihi İpek Yolu’nun üzerinde bulunan tüm pişirme tekniklerini, mutfaklarını toplamış bünyesinde. Moğol barbeküsünden Japonların yakitori ızgarasına, Çin’in wok ocağından Mezopotamya’nın taş fırınına uzanan pişirme teknikleriyle zengin bir mutfak var bünyelerinde. Mönüde yok yok.

TOROSLAR’DAN OTLAR

Biz o gün ortaya söyledik. Önce 2 çeşit peynir, Toroslar’dan getirdikleri otlar, kekikle hazırladıkları harçla yapılan mini pideler ve Konya’nın etli ekmeğinin üstüne kara incir soslu roka salatası koyarak hazırladıkları pide geldi. Ana yemek olarak süzme yoğurt, yeşil kakule, zencefil ve garam masala ile marine edilmiş kuzu but parçalarıyla hazırladıkları kuzu tikka ve naan ekmeği getirdiler. Kuzu tikkanın yanında gelen Vietnam noodle’la yemek faslını bitirdik. Tatlı olarak önden mangolu sufle ve hindistanceviziyle panelenip kızartılan vanilyalı dondurma aldık. Suflenin içindeki mango parçaları lezzeti artırmış. Sonra taze ananas yatağında ananas topları ve limonlu dondurmayla servis ettikleri tatlı geldi. Ananas topları wok tavada karamelize edilerek hazırlandığı için aroması ve lezzeti başkaydı.

ÇOK SEÇENEK VAR

Her şeyden büyük keyif aldım. O gün bütün Go Meso’ların genel koordinatörü gelmiş. Sohbet ettik. Açılalı yaklaşık 1 ay olmasına rağmen müşteri benimsemeye başlamış. Go Mongo’dan dolayı zaten ayak alışkanlığı var. Yeni konsept eskisinden daha iyi olmuş çünkü çok seçenek var. Bir de her şey gözünüzün önünde yapılınca çok keyifli oluyor. Bir usta noodle’ı bile sizin gördüğünüz yerde büyük bir özveriyle açıyor. Sonra kaynatıyor ve servis ediyor.

Böyle tuzak görülmedi

Dünyaca ünlü şef Gordon Ramsay, geçtiğimiz günlerde Londra’da Heddon Street Kitchen adında bir restoran açıyor. “Zaten adamın işi bu. Başka ne yapabilir?” diye saçma bir soru sorabilirsiniz. Buraya kadar her şey güzel. PR çalışması yapılıyor. Açılış tarihi belli olduğu gün rezervasyonlar yapılmaya başlanıyor. 1 günde mekân doluyor. Tabii ki yer dolu olduğu için arayanlara da “Yer yok” diyorlar. Tam açılış zamanı geliyor, son hazırlıklar yapılıyor. Şimdiye kadar açtığı tüm mekânların kapısında kuyruk olan Ramsay, hayal kırıklığı yaşıyor. Ne olduğunu anlamıyor. Mekâna sadece 40 kişi geliyor. Geriye kalan 100 kişilik yer boş kalıyor. Herkes sakin, herkes ne olduğu anlamaya çalışıyor. Sonra gerçek ortaya çıkıyor. Gordon Ramsay’in bir rakibi sahte rezervasyon yapıyor. O boş kalan yerler sanal rezervasyon olduğu için tabii ki gelmiyor. Sonra Gordon Ramsay gelen bütün müşterilere durumu anlatıp o gece orada olanlarla ilgileniyor. Yurtdışında yeme içme için neler yapılabileceğinin en güzel kanıtı bu. Çünkü adamlar işini ciddiye alıyor. Öyle bir yer açmak kolay değil. Bizde her köşe başında mekân olduğu için alışık hale gelmişiz. Tabii böyle yerlerde her şey çok pahalı. Çalışma saatleri inşaat için bile belli. O yüzden açılınca yerler çok önem kazanıyor. Gordon Ramsay kendisine bu oyunu oynayan rakibini bulacağını söylüyor. Bence bulmasına gerek yok. Bundan daha iyi bir reklam olur mu? Karşısındaki rakip işine sekte vurmak için böyle bir yola çıktı ama olay gazetelere düşünce mekânın açıldığını herkes duydu. Şimdi yeni mekânı ağzına kadar dolup taşıyormuş.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar