Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Dünyada neler oluyor? Bu soruyu sadece bir noktadan bakarak cevaplandırmak çok zor. Çünkü bu soru bölge bölge, ülke ülke neler olduğundan tutun da dünya sistemine, oradan uluslararası ilişkilere kadar çok karmaşık bir yapıyı kapsayacak kadar geniş bir alanda meydana gelen değişmeleri anlamadan cevaplanacak gibi değil.

        YENİ EĞİLİMLER

        Bizim burada üzerinde durmak istediğimiz husus, Obama’yla birlikte ABD’nin dünyada meydana gelen değişmeler karşısında yaşadığı çelişkilerle sınırlıdır. Hemen hatırlatalım ki, bugün ABD iki kutuplu dünyanın sona ermesiyle yaşadığı heyecandan, tek kutuplu bir dünyanın patronluğuna soyunmanın yarattığı psikolojiden oldukça uzak bir noktada bulunmaktadır. 1990’ların başından başlayarak bugüne ulaşan zaman diliminde ABD tek kutuplu bir dünya kurma arayışından, kısa sayılacak bir sürede yani 20 yılda bu işin mümkün olmadığını görerek vazgeçmiştir. Bugün Obama’nın önünde ciddi sorunlar bulunmaktadır. Bunlar arasında krizin yarattığı ekonomik ve toplumsal sorunların yanı sıra, artık sürdürülemez olduğu ortaya çıkan dış politika yöntemleri ve araçlarından da söz edebiliriz.

        Sanırım Obama’nın bugünlerde canını sıkan, yaşadığı aktüel sorunların gerisinde daha kalıcı ve ağırlıklı olarak duran, dolayısıyla çözümü daha problemli olan konular, ABD yönetimini daha çok düşündürmektedir. ABD’nin tek kutuplu dünyanın kurulmasına yöneldiğinde takip ettiği politikalar bugün kendisi için ayak bağı haline gelmiştir ve bunlar Obama’nın önünde bir çelişkiler yumağı olarak durmaktadır.

        Hatırlayalım, 1990’ların başında soğuk savaşın bitmesi ve iki kutupluluğun çökmesiyle ortaya çıkan tabloda neler olduğunu: Birincisi ABD artık rakipsiz kalmıştır ve bunu ideolojik olarak Fukuyama’nın seslendirdiği “tarihin sonu” tezi en iyi şekilde ifade etmektedir. İkincisi; neoliberalizm, ABD kapitalizminin bütün dünyaya ihraç ettiği yeni bir ekonomi/politik model haline gelmiştir. Üçüncüsü; ABD uluslararası sorunları çatışma politikalarıyla yani güç kullanarak çözmeyi uluslararası ilişkilerde etkili bir yöntem olarak benimsemiştir. Bu baba Bush’un da, neo-con denilen anlayışında benimsediği bir yöntemdir. 20 yıllık dış politika arayışı ve iktisadi uygulamaları iki şey göstermektedir. Dış politikası Irak Savaşı ve işgaliyle yaşanan olaydan sonra, ikincisi ise yaşanan ekonomik kriz nedeniyle ortaya çıkan tabloyla sürdürülemez durumdadır ve ikisi de bir dönemin sonuna gelindiğini göstermektedir.

        ORTAYA ÇIKAN ÇELİŞKİLER

        Bu 20 yıllık süre içerisinde çok şey değişmiştir: Rusya büyük bir toparlanmayı gerçekleştirmiştir. Devlet önceliğinde kurulan kapitalist mekanizmanın, ülkenin doğal kaynaklarına dayanan yeni bir birikim modeliyle finanse edilmesi başarıyla uygulanmıştır. Asya’da büyük bir dönüşüm gerçekleşmiştir. Bir taraftan Çin ekonomiden teknolojiye kadar 20 yıl önce kimsenin düşünmediği büyük hedeflere ulaşırken, Hindistan bilhassa bilişim endüstrileri başta olmak üzere kalkınmasında çok ileri bir aşamaya yönelmiştir.

        Diğer bir gelişme bölgesi, Türk ve İslam coğrafyasıdır. Ortadoğu’dan Türkiye’ye, İran’dan “Turan”a kadar koca bir coğrafya harekete geçmiştir. Kısaca, söylemek gerekirse bugün çok kutuplu bir dünyanın şekillendiği gözlenmektedir.

        “Obama’nın karşı karşıya bulunduğu durum aktüel sorunların ötesine geçmiştir” derken vurgulamak istediğimiz husus şudur: Obama karşısında olan tek kutuplu siyasetin politika araçları olan “müdahale”, “savaş” ve “neoliberalizm”in kriz yaratan uygulamalarından nasıl vazgeçecek ve bunların yerine neyi ikâme edecek?

        Bunlardan vazgeçmeden, yerine yeni politikalar üretmeden içinde bulunulan durumdan çıkmak oldukça sorunludur. ABD’- nin yeni bir dış ilişkiler yaklaşımını benimseyip benimsemeyeceği herkesten önce Türkiye’yi, İran’ı, İsrail’i daha fazla ilgilendiren bir husustur. Obama çelişkileri aşıp dünyayla yeni bir ilişki kurma durumunda.

        Diğer Yazılar