Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Milliyetçilik ve muhafazakârlık arasındaki ilişkilerin tarihsel ve toplumsal yapıların değişme süreçleri tarafından belirlendiğini söyleyince çeşitli çevrelerden ‘nasıl olur, bunlar farklı ideolojiler değil mi?’ sorularıyla karşılaşıyorum.

        Bu soruyu cevaplandırmak için öncelikle muhafazakârlığın bir tutum, milliyetçiliğin bir ‘ideoloji’ olarak anlaşılması gerektiğini belirtmekte yarar var. Muhafazakârlık bir tutum olarak farklı tarihlere sahip toplumların, farklı gelenekleri, değerleri, alışkanlıkları ve benzerlerini muhafaza etme, koruma davranışı olarak görülebilir.

        İnsan Neyi Korumak İster?

        Aslında her toplumda muhafazakâr ve yenilikçi tutumlara rastlamak mümkündür. Yine her toplumda muhafazakârlığın ve yenilikçiliğin toplumun sürekliliğine katkı yaptıklarını tespit etmek de, görmek de çok zor değildir.

        Her toplumsal durum içinde, mevcudu yeterli gören sahip oldukları statüleri, imkânları veya konumlarını sürdürmek isteyenler bulunabilir. Yine her toplumsal durumda alışkanlıklarını, dünya görüşlerini, anlam sistemlerini ve bunlara soyut ve sembolik unsurlar katan değerleri sürdürmek isteyen insanlara rastlamak da mümkündür.

        Bunlara rağmen aynı toplumsal durum içinde yer alan insanlar, toplumsal gruplar arasında statüsünü değiştirmek isteyen, durumundan memnun olmayan, konumunu değiştirme çabasına yönelen insanlara da rastlayabiliriz. Bunlar arasında yeni fikirler, yeni tasavvurlar, yeni teknolojiler, yeni siyasal örgütlenme modelleri talep eden veya bunları ortaya atan yenilikçileri görmek de mümkündür.

        Yenilikçi ve muhafazakâr tavırlarının zaman zaman büyük gerilimlere ve çatışmalara yol açtığı, çeşitli tarihsel olaylardan bilinmektedir. Mesela skolastik düşünce biçiminden, rasyonalizme geçiş, fikrî düzeyde bu çatışmanın en çok bilinen örneklerinden birisidir. Bununla birlikte tarihsel olarak muhafazakarlar ve yenilikçiler arasında sadece çatışmadan bahsetmek gerçeğin bütününü yansıtmaz. Bazı durumlarda muhafazakarlar, yenilikçilerin getirdikleri ‘yeni olan’ la uzlaşır ve bu yeniliklerin toplum tarafından benimsenmesini kolaylaştırabilir. Böylece toplumsal süreçte kesinti veya kopmalara sebep olmadan, süreklilik içinde toplumsal gelişmeye katkı yaparlar.

        Yine bazı durumlarda muhafazakarlar; inançlar, metafizik değerler v.b. konularda muhafazakar bir tutum içerisine yönelirken, teknik ve ekonomik alanda yenilikçi ve değişimci bir rol üstlenebilirler.

        Milliyetçiler Neyi Korur?

        Milliyetçilik bir ideoloji olarak, ilk ortaya çıktığı zamanlardan itibaren yenilikçi bir anlayışa sahip olmuştur. Hatta milliyetçiliklerin çeşitli toplumsal tarihlerde büyük değişimleri yarattığı, devrimlere yol açtığı görülmektedir. İmparatorluk yapılarının değişim çağında, milli devletlerin oluşma süreçlerinde milliyetçilik ideolojisinin bu rolünü fark etmemek mümkün değildir. Milliyetçiliğin modernleşme sürecinde tam anlamıyla yenilikçi bir misyonundan söz edilebilir. Öyle ki bütün geleneksel toplumların değişiminin arkasında böyle bir ideolojik dinamizmin etkileri açıkça görülebilir.

        Milliyetçilerin muhafazakârlaştıkları, muhafazakâr tutum takındıkları noktalar neresidir? Milliyetçi ideolojiler genel olarak bir ‘tarih bilincine’ ve ‘milli kültür’ kavramına sık sık atıfta bulunurlar. Her milliyetçilik ideolojisi böyle bir tasavvura, böyle bir algıya sahiptir. Bu milliyetçiliğin sadece romantizm boyutuyla ilgili değil, siyasal gerçekliğini anlamlı hale getirme ve inşa etmesiyle de ilgili bir zorunluluktur.

        Sahip olunan ‘tarihsel birikimi’ koruma tavrı, bir anlamda tarih bilinicinin ürünüdür. ‘Milli kültür’ diye tanımlanan davranışların anlam boyutuna sahip çıkma anlayışı, milliyetçilerin muhafazakârlaştığı noktalara tekabül eder. Bu sebepledir ki milliyetçilikle muhafazakârlık bir ideoloji ve tutum olarak çoğu kere birlikte var olabilirler.

        Diğer Yazılar