Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
DHA

Dicle Üniversitesi'nce kurulan komisyonun, Anadolu Selçuklu Devleti'nin kurucusu olan ve kazandığı savaşlarla Haçlı hareketini durduran Süleyman Şah'ın oğlu Sultan 1'inci Kılıçarslan ile kızı Saide Hatun'un Diyarbakır'ın Silvan ilçesindeki mezarlarının bulunması için yaptığı çalışmalar sonuç verdi.

DHA'nın haberine göre bu kapsamda komisyonda yer alanlar, elde ettikleri bulgularla ilçenin kuzeyindeki Orta Çeşme'de (Kaniya Navin) 4 Ocak'ta kazı çalışması başlattı.

8 gün sonra 2 mezara ulaşan kazı ekibi, burada elde edilen kalıntıları incelemeye aldı. İnceleme sonunda bu mezarların Süleyman Şah'ın oğlu Sultan 1'inci Kılıçarslan ve kızı Saide Hatun'a ait olduğu tespit edildi.

'EN ÖNEMLİ KAYNAK İBNÜ’L EZRAK'

Dicle Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Doç. Dr. Oktay Bozan, mezarların bulunmasında en önemli kaynağın 12’nci yüzyılda yaşayan tarihçi İbnü'l Ezrak olduğunu ve Sultan 1'inci Kılıçarslan'ın ölümünden 10 yıl sonra doğduğunu söyledi. Doç. Dr. Bozan, İbnü’l Erzak’ın o dönem Mervani Devleti'nin başkenti Silvan'da bulunduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"Bölge tarihini yazmış. Silvan ve Diyarbakır tarihi adlı eserinde bu olayı detaylı anlatıyor. Kubbetü's-Sultan'ın inşa edildiğini söylüyor ve akabinde bu ve başka kayıtlar Aksarayi ve Niğdeli Kadı Ahmet dediğimiz tarihçiler var. Dolayısıyla bunlar da bu veriyi teyit etmiş oldu. Sultan 1'inci Kılıçarslan'ın mezarının Silvan'da olduğunu tartışmasız bir şekilde bize göstermiş oluyorlar. Bundan sonra 1135'li yıllarda bu sefer kızı Saide Hatun oraya defnediliyor. Tarihi kayıtlar bize Sultan'ın ve kızının mezarının Silvan'da olduğunu böylece göstermiş oldu. Bu kapsamda Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakoç'un öncülüğünde kurulan komisyon önce tarihi kayıtları inceledi. Bunları bir araya getirdikten sonra baktık ki Sultan 1'inci Kılıçarslan'ın mezarı burada. Bu konuyla ilgili yapılan tez ve çalışmalar mezarın kesinlikle Sur dışında olduğunu gösteriyordu. Yani Silvan'ın dışında olması gerektiğini gösteriyordu ve komisyon olarak birkaç defa Silvan'a gittik. Buradaki mezarlıkları gezdik. Sultan ve kızının mezarını aradık. İki mezar olması gerekiyor, mezarların adlarının konmaması lazım. Silvan'ın hemen kuzeyinde eski adıyla Kaniya Navin yani Orta Çeşme dediğimiz yerde 2 mezar bulduk. Halk buraya 'ziyaret' adını veriyordu."

MEZAR ARAMASI HABERLERİNDEN SONRA GELEN MEKTUPTA YER BELİRTİLMİŞ

Bu konunun haber olması ve sosyal medyada paylaşılması üzerine kendisine bir mektup geldiğini anlatan Doç. Dr. Bozan, yazıda birçok tartışmayı ortadan kaldıran bilgiler yer aldığını dile getirerek, şunları söyledi:

"Mehmet Kurtarıcı isimli kişi, mektubunda 60 yaşında olduğunu belirterek, 10 yaşındayken babasıyla ziyarete gittiklerini ve babasının Kur'an-ı Kerim okuduğunu yazmış. Babasına, mezarın kime ait olduğunu sorduğunda babasının, ‘Evladım bu mezar Allah'ın aslanı 1'inci Sultan Kılıçarslan'ın mezarıdır. Yanındaki de onun kızının mezarıdır’ demiş. O yüzden mektubu yazma ihtiyacını hissetmiş. Biz 4 Ocak'ta kazmaya başladık. Tarihi veriler artık bizi oraya götürdü ve 8'inci günde 2 mezara ulaştık. Ulaşmış olduğumuz mezarların İslami usullere göre doğu- batı istikametinde defnedilmiş bir mezar çıkması bizim verimizi güçlendirmiş oldu. Fakat başka verilere de ihtiyacımız vardı. Bunların cinsiyetinin tutması lazım. Antropologlar çağırdık. Yaptıkları testlerde birinin kadın birinin de erkek olduğunu ortaya koydu. Bir de yaş tayinlerinin olması gerekiyordu. Sultan 1'inci Kılıçarslan, 30'lu yaşlarda hayatını kaybediyor. Hakikaten ölümü İslam tarihi açısından çok dramatik. İbnü’l Esir adında bir tarihçimiz var. Onun ölümünü Türklerin büyük matem günü olarak değerlendiriliyor. Kızının da 40'lı yaşlarda olması lazımdı. Yapılan analizlerde çıkan mezarın duvarlarında Selçuklu Dönemi'ni ifade eden süslemeler çıktı ve bunlar bizim beklentilerimizi karşılayacak durumdaydı."

İBNÜ'L EZRAK KİMDİR?

'Tarih-i Meyafarkin' adlı eseriyle tanınan İbnü’l Ezrak’ın, kaynaklarda 1116 yılında Silvan ilçesinde doğduğu, tam adının ‘Ahmed bin Yusuf bin Ali bin el-Ezrak’ olduğu, Bağdat’ta ünlü İslam alimi Ebu Mansur er-Rezzaz'ın yanında Kur'an ve tecvid dersleri aldığı, bunun yanı sıra Ebu Mansur el-Cevaliki'den de dil ve gramer derslerini aldıktan sonra tarihle ilgilendiği ve 1176 yılında yaşamını yitirdiği biliniyor.