Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Kültür-Sanat Sinema 2010'lu yılların en iyi 15 korku filmi
        22

        Açılışta gördüğümüz büyük resim, filmin duygusunu önceden haber veriyor.

        Hiç de korkutucu görünmeyen bir renk paleti ve ferah bir grafik tasarımın içindeki tuhaf tekinsizlik... Filmin büyük bölümü, yaz mevsiminde güneş altındaki İsveç kırlarında geçiyor. Baharın gelişi ve doğanın yeniden doğumunun kutlandığı törenlerde beyaz, saflığı, masumiyeti temsil eder. Burada ise deliliği, fanatizmi ve şiddeti temsil ediyor. Açılışta ise kar, kış ve karanlık hissi var... Ari Aster kamerasını çok hareketli ve hızlı kullanmıyor. Kısa planlardan oluşan ritmik kurguya başvurmuyor. Tam aksine, çekimlerini uzun tutuyor. Kadraj düzenlemelerini, grafik dili ve resimselliği öne çıkaran sakin bir tarzı var. Başları belaya giren gençleri konu alan filmlerde genellikle grubun iyileri ve kötüleri vardır. Burada ise kötülükten ziyade zaaflar ve zayıflıklar var. Ari Aster, zayıf, sorunlu insanların dinsel fanatizm karşısında hiçbir şansı olmayacağını vurguluyor. Hatta “Kurban olmayı bazen kendimiz seçeriz” demeye getiriyor.

        23

        4. The Witch: A New England Folktale 2015
        Yönetmen: Roger Eggers

        Film, 1630'ların New England'ından bir dinsel fanatizm öyküsü anlatıyor. 1630'lu yılların New England'ı... Dindar baba, ailesiyle bağlı bulunduğu cemaatten koparak tüm insanlardan uzakta, ormanın ıssızlığında yeni bir hayat kuruyor ama bir süre sonra uğursuzluklar başlıyor... Eggers'in kurduğu gerilim atmosferine hayran kalmamak mümkün değil. Orman son derece tekinsiz bir dünya olarak çiziliyor: Sesler ürpertici ama neler olup bittiğini anlamak pek kolay değil... Filmin hangi noktasından itibaren olup bitenleri karakterlerin zihninin içinden algıladığımızı çözemiyoruz. Tek anladığımız, olayların giderek kontrolden çıktığı...

        24

        Kötülüğün, tehdidin kaynağının belirsizliği giderek daha rahatsız edici bir hal alıyor... Alt metinleri itibarıyla, keskin bir püritanizm, dini fanatizm ve batıl itikat eleştirisi içeren film, çocukların bağnazlığın esiri olmasını anlatıyor aslında. Filmin olayları, çocukların algıladığı gibi yansıtması boğucu ve rahatsız edici. Son 10 yılın en orijinal korku filmlerinden biri...

        25

        3. O 2017
        (It) Yönetmen: Andy Muschietti

        Okulda zorbalıkla yüz yüze gelen, dışlanmış çocuklar ve onların bilinçdışındaki en derin korkularını açığa çıkaran Palyaço Pennywise'in hikâyesi... Film zorbalığa zemin hazırlayan korku ve kendine güvensizlik duygularına odaklanıyor. Zorba çocukların lideri Henry ile palyaço arasında gözden kaçırılmaması gereken bir paralellik var. İkisi de korkudan besleniyor. Kötülüğün asıl kaynağı olarak ise ırkçılığı, ayrımcılığı ve azınlıklara yönelik şiddetiyle ABD'nin geçmiş günahları işaret ediliyor. Çocuklarına karşı duyarsız yetişkinleri ve zalim babaları unutmayalım... Palyaçonun kasabanın tüm o kanlı geçmişinde kendine hep bir yer bulması ve yetişkinlerin film boyunca genellikle karanlık kadrajlar içinde görüntülenmesi tesadüf değil.

        26

        Sonuçta film, zorbalığa daha geniş bir açıdan bakıyor; çocukların bilinçdışı korkularıyla ABD taşrasının karanlığını bir araya getiriyor. Gerilim sahnelerinin çoğunun gündüz girilen karanlık mekânlarda geçmesi filme özel bir hava veriyor. İyi çekilmiş korku sahneleri bir yana, yönetmen Andy Muschietti çocukların dünyasını, aralarındaki ilişkileri anlatırken de iyi bir iş çıkarıyor.

        27

        2. Kapan 2017
        (Get Out) Yönetmen: Jordan Peele

        Genç fotoğrafçı Chris, sevgilisi Rose'un ailesini ziyarete gider. Ailenin konukseverliği, sadece Chris'i değil, bizi de rahatlatmaz. Ormanın içinde, dış dünyadan izole edilmiş o büyük evde Chris, Armitage Ailesi'nin gücü karşısında kendini yalnız ve savunmasız hisseder. Ailenin liberal söylemi, derinlerdeki ırkçılığı örtbas edemez. Ayrıca Afrika kökenli bahçıvan ve hizmetçiyle birlikte bütün evde kölecilik dönemini hatırlatan bir ortam vardır. Annenin ipnotizmacı bir psikoterapist olması Chris'i daha da rahatsız eder. Kendini güvende hissetmez. Üstelik ailesiz büyümüş, çocukken travma geçirmiş biridir. Tıpkı yolculuk sırasında kazaya kurban giden geyik gibi, olmaması gereken bir yerde olduğunu düşünür.

        28

        Hikâye günümüz ABD'sindeki ırk ayrımcılığından ve beyazların Afrikalı Amerikalılar üzerindeki bedensel sömürülerinden kaynaklanan sorunlar üzerinden şekilleniyor. Jordan Peele, ilk yönetmenliğinde derinlerdeki korkuları açığa çıkarabilme ve filmin görsel malzemesi yapma konusunda gerçekten iyi iş çıkarıyor. Chris'in aklından geçen korkuları hissetmemiz için sakin bir tempo tutturuyor. Korku gerilim türünün karanlığı yerine aydınlık, canlı ve sıcak renkleri kullanıyor. Kadrajlar da dikkat çekici. Yakın yüz planlarıyla gerilim yaratmayı iyi biliyor. Chris'in anne ve babayla ilk kez tanıştığı sarılma sahnesini uzaktan çekmesi de yerinde bir fikir. Böylelikle seyircinin kuşkularını artırıyor. Son olarak, “Kapan”ın ince bir mizahla gerilimi iç içe geçirmeyi başardığını belirtelim.

        29

        1. Peşimdeki Şeytan 2014
        (It Follows) Yönetmen: David Robert Mitchell

        David Robert Mitchell senaryoyu gençken gördüğü bir rüyadan esinlenerek yazmış: Aniden ortaya çıkan bir insan onu takip ediyor. Takipçinin kimliği değişse de amacı hep aynı: öldürmek. Rüya kuşkusuz ölüm korkusuyla ilgili. Ancak asıl önemli olan, rüyanın çocukların ebeveynlerin güvenlik çemberinden çıktığı, cinsellikle tanıştığı ve büyüme sancılarını derinden hissettiği bir dönemde görülmesi... “Peşimdeki Şeytan”, aile evinin dünyanın en güvenli yeri olmadığını anladığımız, artık canavar ya da yaratıklardan değil hayatın kendisinden korkmaya başladığımız gençlik dönemimizin endişelerinden yola çıkıyor. Çocukluk düşlerini ve masumiyeti kaybetmenin yanı sıra onları bekleyen gerçek hayat da korkutuyor gençleri.

        30

        Her sabah erkenden kalkan, sürekli çalışan yorgun anne – babalar; terk edilmiş banliyö semtleri ve boş büyük binalarıyla ekonomik durgunluğu simgeleyen tekinsiz Detroit sokaklarını unutmayalım. David Robert Mitchell, büyük ölçekli genel planları tercih ediyor. Carpenter'ın “Halloween”deki geniş ekran karanlık çerçevelerinden ilham alan Mitchell, takipçilerin gündüz vakti uzaktan küçük figürler olarak belirdiği, alan derinliğine sahip planlarla filme özel bir görsel üslup kazandırıyor. Bir noktadan sonra çerçevede beliren her insandan kuşkulanmamızı istiyor. Sürükleyici hoş melodiler ile distorsiyon ve gürültü arasında gidip gelen, Disasterpeace imzalı elektronik müzikler de en az atmosfer kadar etkili.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ