Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

YPG’liler bu aralar Amerika’ya ayılıp bayılıyorlar. Her fırsatta Amerika’ya ne kadar güvendiklerini, ne kadar inandıklarını anlatıyorlar. Yakın tarihten ders almayı becerememenin tipik bir örneği bu.

Bölgedeki her ülkenin, özellikle de ABD’nin sadece kendi ulusal güvenlikleri için hareket ettiği Suriye ortamı benzeri durumlarda, YPG’nin yaptığı gibi bir süper güce güvenerek yola çıkmanın ne kadar büyük bir hata olduğunu gösteren, Amerikan yönetimlerinin hiç ortaya çıkmamasını istediği bir belge bile var.

Amerika’nın Kürtlerle ilişki tarihi, aynı zamanda bir ihanetin de tarihidir. Bu büyük acımasız ihanet 1975 yılında yaşandı.

Bugün Başkan Trump’ın gayri resmi danışmanı olan ve ABD için gizli görevler üstlenen Henry Kissinger’ın planlayıp uyguladığı o ihanetin ortaya çıkmaması için, o dönemde işin peşinden giden gazeteci Daniel Schorr hapse atılmaya bile çalışıldı. Usta gazeteci Schorr, bu ihaneti 7 Nisan 1991 tarihinde Washington Post Gazetesi’nde “Background to Betrayal” (İhanetin Perde Arkası) başlığıyla yazdı.

Bugünlerde Fırat’ın doğusu ve YPG ile işbirliğinin yeni alacağı biçim üzerinde düşünmekte olan yönetim birimlerini izleyen ödüllü ulusal güvenlik yazarı arkadaşım, bu belgeyi bana yine hatırlattı. New York Times’ta Münbiç’teki YPG’lilerin Amerika’yı ne kadar sevdiği üzerine uzun bir propaganda yazısının çıktığı önceki gün, bu ihanet ve ortada bırakılma belgesini tekrar okumak bana çok iyi geldi doğrusu. Olan biteni anlatayım da şu andaki durumunu iyi zanneden YPG’nin aslında ne kadar da uçurumun kenarında olduğunu siz de göreceksiniz.

İŞTE İHANETİN BELGESİ

O tarihlerde Başkan Nixon ile Ulusal Güvenlik Danışmanı Henry Kissinger, iyi ilişki içinde oldukları İran Şahı’na yardımcı olmak için Irak’ta rejim aleyhine bir Kürt ayaklanması başlattılar. Amerika, İsrail aracılığıyla silah yardımı yaptığı Kürtlerin tamamen güçlenip yönetimi ele geçirmesini değil, sadece Irak yönetimini zor duruma sokmak ve istikrarı bozmak istiyordu.

Bu nedenle Kürtlerin defalarca yalvarmalarına rağmen onlara sadece ABD’nin amacına uygun düzeyde silah göndermekle yetinmiş. Bu operasyon o kadar gizliymiş ki bunu yönetimde sadece CIA Başkanı olan ve daha sonra İran’a büyükelçi atanan Richard Helms ile bu konuda özel olarak görevlendirilen Hazine Bakanı John Connally biliyormuş.

Yönetim, Irak operasyonu hakkında bilgi vermesi için John Connally’yi Tahran’a yollamış. Sonra 1975’in 5 Mart’ında İran ile Irak aniden anlaşınca Amerika’ya güvenerek yola çıkan Kürtler ortada kalıvermişler. Irak yönetimi, Kürtlerden ayaklanmalarının öcünü almaya başladığında binlerce Kürt ölmüş. 200 bini İran’a kaçmak zorunda kalmış.

SADECE ULUSAL GÜVENLİK OPERASYONU

Kissinger, “Bu bir ulusal güvenlik operasyonu, bir hayırseverin yaptığı yardım değil” diyerek Kürtlerden gelen yardım çağrılarını reddetmiş.

Mustafa Barzani, kanser tedavisi olması için CIA tarafından getirildiği Cleveland’daki Mayo Kliniği’nde bu ihanet hakkında konuşmamaya ikna edildi. 

“Eğer mümkün olsaydı 51’inci eyaleti olmak isterdim” diyecek kadar Amerika’yı seven Mustafa Barzani o günlerde neler hissetti, bunu belki sadece Mesud Barzani biliyor olabilir. CIA, Mustafa Barzani’yi merkezine çok yakın bir evde ölünceye kadar tuttu. Bu yakın tarihte yaşananlar, bence yakında yaşanacaklar için de birçok ipucu içeriyor.

Kendi ulusal güvenliği söz konusu olduğu takdirde Amerika bir dakika bile düşünmeden PYD/YPG’yi ortada bırakıverir. Arkasına aldığını sandığı güç nedeniyle kendisine pek güvenen PYD, aslında kendisinin sadece bir “ulusal güvenlik operasyonu aracı”ndan ibaret olduğunu unutmamalı.