Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
Haluk ile müthiş bir süreç başladı
0:00 / 0:00

Ezel Akay...
Ülkemizin güzide üniversitelerinden biri olan Boğaziçi Üniversitesi'nin mühendislik fakültesinden mezun olduktan sonra sanata daha yatkın olduğunu söyleyen iç sesini dinleyerek ABD'de Villanova Üniversitesi'nde tiyatro öğrenimi gördü.
Bir süre ABD'de tiyatro oyunlarında sahneye çıktıktan sonra bu kez sanatın üretici kısmında da yer alması gerektiğini söyleyen iç sesine bir kez daha kulak vererek döndüğü Türkiye'de, 1996 yapımı 'Tabutta Rövaşata' ile sinema sektörüne girdi.

Yapımcılar; sermaye sahibi, cebinde çekmeye yeltendiği filmin giderlerini karşılayacak kadar parası olan kişilerdir.
Ne var ki Ezel Akay'ın cebinde o kadar parası yoktu.
Karşılayabildiğini karşıladı, karşılayamadığını dayanışma organizasyonu çerçevesinde halletti.
Örneğin, kiralayacak kadar parası olmadığı için kamerayı ödünç aldı.
Oyuncuların da kamera arkasında çalışanlarının da dayanışma çerçevesi içindeki fedakarlıklarıyla tamamlanan 'Tabutta Rövaşata' Türk sinemasının en çok beğenilen, yurt içinde ve yurt dışında en çok ödül kazanan filmlerinden biri oldu.

Anlatmak istediklerini beyazperdeye yansıtabilmesi için paraya ihtiyacı vardı. Amacı uğruna reklam filmi yönetmenliği de yapmaya başlayan Ezel Akay, ürünlerin tanıtılmasında ziyadesiyle başarılı olunca o sektörde yetkin bir konuma sahip oldu. Bunun sonucunda da günümüze kadar yaklaşık bin reklam filmi yönetti.
Kazandıklarını, yapımcı olarak sinemaya aktaran Ezel Akay, kariyerine 'Neredesin Firuze' ile yönetmenliği, 'Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?' ile ise senaristliği de ekledi.

Ezel Akay, günün sonunda hikâyelerinin anlatılmaya değer bulduğu filmlere yapımcı olarak para yatırırken senaryosunu yazdığı, yönettiği filmlerle kendine özgü bir anlatım tarzı oluşturdu.
O filmlerden biri '9 Kere Leyla'...
Başrollerini Haluk Bilginer, Demet Akbağ, Elçin Sangu, Fırat Tanış ve Alican Yücesoy'un paylaştığı film, aslında gösterime martta girecekti. Ne var ki pandemi nedeniyle izleyiciyle sinema salonlarında buluşamaması üzerine '9 Kere Leyla', Netflix'te yayınlanmaya başladı.
Ezel Akay, '9 Kere Leyla' merkezli röportajda Habertürk'ten Mehmet Çalışkan'ın sorularını cevapladı.

'9 Kere Leyla'yı izleyiciyle dijital platformda buluşturdunuz. Dijital platformların Türk sinemasına etkisinin ne olduğunu / olacağını düşünüyorsunuz?
Elbette dijital platformlar kendilerine has eşsiz bir güce sahip. Sinema perdesinin büyüsüne hiçbir zaman sahip olamayacaklar ama sundukları konfor ve zamansızlık çok önem taşıyor. Türkiye sinemasının geleceği açısından da iyi ki varlar. Yoksa şöyle bir dönemde filmi vizyona sokmak için belirsiz bir tarihe kadar beklemek zorunda kalacaktık. Hem de maddi ve manevi olarak çökmüş bir biçimde...

Haluk Bilginer - Demet Akbağ

'9 Kere Leyla'nın hikâyesinin çıkış kaynağı; hayal ürünü mü, gözlem mi?
Artık aramızda olmayan Tayfun Türkili'nin '9 Canlı' isimli tiyatro oyunundan serbest bir uyarlama. Ancak senaryomuz oyunun çok ötesinde bir yere taşındı. Gençliğinin son demini yaşayan 'Adem'in genç sevgilisiyle birlikte olabilmek için karısından kurtulmaya çalışmasının hikâyesi... Ama alttan alta bir 'erkek hayvanı' belası 'Adem'in macerasını karmakarışık ediyor. Kara komedi tanımı biraz eksik kalır. Ama umut ediyorum ki bu 'eğlenceli trajediyi' izleyiciler tartışmaya ve kıkırdamaya değer bulur.

'9 Kere Leyla'nın hikâyesini yazarken karakterleri, hangi oyuncuların canlandırması gerektiğini düşünmüş müydünüz yoksa oyuncuların kimler olacağına senaryo yazımının bitiminden sonra mı karar verdiniz?
Aslında senaryo sürecinde aklımda çok fazla isim yoktu. Daha çok senaryoya odaklandığım bir dönemdi. Çünkü kısa süren bir hazırlık dönemine hızla yetişmek zorundaydık. Filmin çekim aşamasından önce isimler netleşti. Aklımda ilk olarak Uğur Yücel vardı. Türkiye sinemasının bence en karizmatik aktörü, ışıltısına kapılmamak mümkün değil. Ancak yoğunluğu vardı ve bir araya gelemedik. Sonra Demet Akbağ ile çalışmayı istedim. Demet, her yönden özel bir isim. Elçin Sangu, Fırat Tanış ve Alican Yücesoy da filmde müthiş zevkle çalıştığım isimler oldu.

Haluk Bilginer'in projeye dahil olma süreci nasıl gerçekleşti?
Haluk Bilginer sadece sinemamızda değil dünya sinemasında da kendini ispatlamış eşsiz bir oyuncu. Onun filme dahil olmasıyla müthiş bir süreç başladı. Oynadı ve her sahne istediğim gibi oldu. Onunla çalışmak her zaman müthiş bir zevk. Haluk bir yönetmen için şans. 

'9 Kere Leyla'nın izleyicinin hayatına nasıl bir pencere açmasını umarsınız?
Bir kere kadına şiddete karşı bir bilinç oluşmasını arzuluyorum. Çok farklı yorumlar olacağına eminim. Hatta bazıları şimdiden saydırmaya başladı. Çok eğleniyorum. Umarım film izlerken eğlenmenin yanında başka fikir ve duygular da ilham eder. Bizi bu şiddet sarmalından kurtaracak bir ilham... İzleyenlerle film üzerine gerçekten konuşmak istiyorum. Bu film, kadın meselesinin ötesinde bir önem taşıyor. Toplumsal katmanları oluşturan şeyler üzerine konuşmak lazım.

Filminizin 190 ülkede aynı anda yayına girmesi sizi ne ölçüde heyecanlandırıyor? Nasıl tepkiler bekliyorsunuz?
Tabii ki bu ihtimal, bir hikâye anlatıcısı için çok büyük bir hediye. Tepkileri 'merakla' bekliyorum!:)

Mühendislik öğreniminin senaristliğinize ve yönetmenliğinize katkıları oldu mu / oluyor mu?
Mühendislik, problem çözme mesleğidir. Hikâyeler de aynı hayat gibi problemlerle doludur. Siz yarattığınız için çözmesi daha kolaydır, o kadar. Problem çözmek çok romantik bir maceradır! mühendisler de iflah olmaz romantiklerdir. Benim filmlerimin hepsini bu romantizm belirlemiştir:)

Tabutta Rövaşata'dan bugüne... Geride kalan 24 yılınızı nasıl yorumlayabilirsiniz, kariyerinizin bu döneminde kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
Çok heyecanlı ve telaşlı. Çünkü çekmecemde daha çekilmeyi bekleyen enfes hikayeler var. Onları yapmak istiyorum. 9 yılda çok şey biriktirdim.

Elçin Sangu

Kariyerinizin 24'üncü yılında mesleğiniz adına en önemli derdiniz nedir?
Destek sorunu en büyük sorunum. Bunca zaman para bulamamış olmak zaman zaman bir vazgeçişe sürüklüyor. Bu ülkede sanatçıya ölünce değer gösterme eğilimi var. Mesela elimdeki uluslararası nefis projeler Türkiye adına gerçekten önemli ama kaynak bulamazsam hiçbir anlamı olmayacak.

Hayatınızın 59'uncu yılında hayat adına en önemli derdiniz nedir?
Kendimi anlatabilmek:) Şaka bir yana sanatın iyileştirici gücünün ıskalanması. Daha pozitif bir bakış açısına ihtiyacımız var. Birbirimizi elimizle iteklemek yerine durup söylenenleri sakince dinlemek. Bunun eksik olması canımı acıtıyor. Daha çok dinlememiz lazım biz toplum olarak sadece konuşmaya odaklıyız.

O dertleri, dert olmaktan çıkarıp mesleğinize ve hayata 'katkı', 'fayda' haline dönüştürmek için neler yapıyorsunuz?
Olabildiğince gençlere ulaşmaya çalışıyorum. Onlardan gelen her türlü davete ücretsiz katılıyorum. Ve sanatın iyileştirici gücünü hikâyelerle anlatıyorum. Herkes iyi birer hikâye anlatıcısı haline gelirse bence pek çok şey kendiliğinden daha iyi olur.

Mesleğiniz ve hayat adına edindiğiniz en önemli öğreti ne oldu?
Hiç yılmadan devam etmek ve sevgiyi el üstünde tutmak.

Yapımcılık, senaristlik ve yönetmenlik... Bir arada yapmanın avantajları nelerdir? Hiç dezavantajı oldu mu?
Zaman yönetiminde bir dert yarattığı kesin. Ama sağladığı faydalar da tarifsiz kolaylık sağlıyor. Çünkü en alt kademeden başladığım bu süreçte bir film yapılırken nerede nasıl olması gerektiğini biliyorum.

Bildiğim kadarıyla reklam yönetmenliği konusunda rekortmensiniz? Öyle mi? Bu konuda bir araştırma ve bu özelliğinizi tescil ettirme adına girişimde bulundunuz mu?
Sanırım öyle. Sağduyu, 10 Bin Yüz Bin Baloncuk, İbrahim Tatlıses'in kamyon şoförü olduğu "Bence BMC" gibi filmlerle başlayıp bine yakın reklam filmi yönettim. Bu sene en son Mert Fırat'la bir reklam filmi çektim.


Bu haberin seslendirmesi Voiser tarafından yapılmıştır.