Koronavirüs dünyanın tek ortak gündem maddesi olmayı sürdürürken kendisinde belirti olduğundan şüphelenenler test yaptırmak için hastanelere koşuyor. İçinde bulunduğumuz koşullarda hastalık belirtileri olan kişi, eşi veya bir yakınıyla test için hastaneye başvurduğunda eğer gerekli görülürse o hastaneye yatırılıyor. Test sonucunun alınması uzun sürebildiği için şüpheli kişi ile birlikte hastaneye gelenler; araçlarıyla, otobüs, metro ve taksiyle geri dönüyor ve eğer kendilerinde virüs varsa bunu yaymaya devam ediyor.

Bu noktada gündemimize “sürveyans” (Taşıyıcıları izlemek, bulmak ve arkasından da teste tabi tutmak) kelimesi giriyor. Sürveyans kapsamında ciddi bir vaka takibi sisteminin varlığı bu kişilerin de evlerinde izolasyona alınmasını gerektiriyor. Bu süreçte yapılması gerekenin hastanedeki şüpheli vakanın ve kendisiyle temas etmiş olanların son 5 gün içinde temas ettiği kişilerin bulunup onlara da zaman geçirmeden test yapılması olduğu belirtiliyor. Böylece sonucun pozitif çıktığı kişilere yine aynı sistemle yaklaşılarak, toplumda virüsü taşıma olasılığı olan kesimler taranmış ve izole edilmiş oluyor.

Konuyla ilgili önemli bilgiler veren Toplum Sağlığı ve Genom Bilim Uzmanı Dr. Serdar Savaş, “Türkiye koşullarında sürveyans yapmadan evde kalmak veya evde kalmadan sürveyans yapmak beklenen sonucu vermeyecektir” diyor.

BAŞARILI MÜCADELE VEREN ÜLKELERİN YÖNTEMLERİ

Dr Serdar Savaş; “Koronavirüs ile mücadelede her ülke yöntemini kendi koşullarına göre belirliyor. Çin, insanları tamamen ve kesin bir şekilde eve kapatarak virüsün bulaşmasını engellediği için şu anda yeni yerel vakası yok. Güney Kore geniş kapsamlı bir test uygulaması ile yüz binlerce insanı tarayıp virüs taşıyanları yakalıyor ve onları karantinaya alarak virüsün geçişini engelliyor. Singapur çok etkili bir sürveyans sistemi uyguluyor ve bir vaka yakaladığında, o vakayla temas edenleri ve temas edenlerin temas ettiklerini bile bir dedektif gibi arayıp ortaya çıkarıyor. Daha açık bir anlatımla, bireyin bindiği taksiyi kamera kayıtlarından tespit edip şoförü dahi karantinaya alıyor. Rusya’da Singapur’a benzer önlemler uyguluyor. Rusya’nın Sovyetler Birliği’nden kalan ‘Semashko’ modelinin ‘Sanepid’ sistemi bunu yapmak için gerekli altyapıyı sağlıyor. Almanya ise çok iyi hastane ve yoğun bakım yatağı kapasitesi ile ventilatör üretimi teknolojisine güvenerek insanların hastanede bakımlarını sağlayacak modele güveniyor. Bu sistem sayesinde ne Çin gibi aşırı kısıtlayıcı, ne Güney Kore gibi yüksek sayıda test ne de Singapur veya Rusya gibi vaka ağı uygulaması yapmıyor” diyor.

TÜRKİYE’NİN STRATEJİSİ NE?

Türkiye, ithal vaka önleme ve gelebilecek ithal vakaları izole etme konusunda zamanında ve etkili önlemler almasıyla dikkat çeken ülkeler arasında yer alıyor (Umre dönüşü ülkeye giriş yapan bir kafile hariç) Okulları ve üniversiteleri kapatmak yerinde ve zamanında atılmış bir adım olarak görülüyor ve bu şekilde ciddi zaman kazanılmış oluyor. Ancak sonrasında strateji oluşturmakta biraz zaman kaybedildiğine inanan Dr. Serdar Savaş, “Şu anda ilk adımlarla kazandığımız zamanı harcıyoruz diye düşünüyorum” diyor.

İŞTE YAPILMASI GEREKENLER!

“Ülkemiz koşulları, örneklerini verdiğim ülkelerin yöntemlerinden sadece birini seçmek için uygun değil. O nedenle kendimize has bir strateji uygulamalıyız. Bu stratejinin esasları şunlardır” diyen Savaş bazıları uygulanan bazılarını ise uygulanmak zorunda gördüğü önerilerini şöyle sıralıyor:

*Okullar ve üniversiteler sezonu kapatmalı.

*Eczane, market, ulaşım hizmetleri gibi çalışması zorunlu olan sektörlerde 20-40 yaş arasındaki sağlıklı bireylerin görev yapmasına öncelik verilmeli.

*İnsanların bir araya geleceği her türlü etkinlik yasaklanmalı.

*65 yaş üstü dışarı çıkmamalı.

*4-5 günlük sürelerle (en fazla 7 güne kadar) sokağa çıkma yasağı konulmalı, yasak arada 1-2 gün kaldırılarak insanların ihtiyaçlarını gidermesi sağlanmalı. Bu durum enfeksiyon kontrol altına alınıncaya kadar devam etmeli.

*Sokağa çıkma yasağı olan günlerde sürveyans çalışmaları çok yoğun sürdürülmeli.

*Bilim kuruluna ilave olarak bir “Sürveyans Koordinasyon Merkezi” kurulmalı.

HASTALIĞIN BULAŞMA HIZI DÜŞÜRÜLMELİ

Alınan ve alınacak önlemlerle, hastalığın bulaşma hızı düşürülüp yukarıya çıkan hastalık artışını düz bir platoya çevirip sağlık hizmet sisteminin aşırı yüklenmesinin engellenebileceği düşünülüyor. İnsanların evde kaldığı süre içinde hastaneler hizmet verdikleri vakaları taburcu etmeye çalışacak ve dışarı çıkılan günlerden sonra gelecek yeni hastalara hazırlık yapma fırsatı bulacakları için evlerde kalınan günlerde sürveyansın yoğunlaşacağına ve izolasyon uygulamasının daha etkili olacağına dikkat çekiliyor.

TÜRKİYE’DE RİSK ALTINDA 5-6 MİLYON KİŞİ VAR

Türkiye’de risk altında 65 yaş üstü 5-6 milyon kişi bulunuyor. Bunların yüzde 10’unun hastalığa yakalandığı ve yine yüzde 10’unun gerek hastalıktan gerekse sağlık hizmet kapasitesinin yetmemesinden dolayı yaşamını kaybedeceği varsayıldığında 50-60 bin kişinin yaşamını yitirebileceği düşünülüyor. Dr. Serdar Savaş, “Kendimizi bundan daha vahim tablolara hazırlamamız gerekiyor. 30 Mart itibarıyla bu önlemlerin ciddi şekilde uygulanması sonucu ülkemiz 300 gün içerisinde süreci 750-1000 arası can kaybıyla atlatabilir” diyor.

PANİK YOK ÖNLEM VAR

Hastalığı herkes geçirebilir ama öldürücü etki en çok 80, sonra 70, en sonra da 60 yaş üzeri ve yandaş hastalığı olanlarda görülüyor. Çocukların, gençlerin ve herhangi bir yandaş hastalığı (koroner damar hastalığı, yüksek tansiyon, KOAH, kanser, diyabet vb) olmayan 50 yaş altındaki kesimin böylesi ölümcül bir risk taşımadığının bilinmesi gerekiyor. Buna karşın ölüm riski olmayan bireylerin de sosyal temastan kaçınması, zorunlu haller dışında kitle ulaşım araçlarında ve kalabalık yerlerde bulunmaması büyük önem taşıyor. Bunun gereksiz korkular yaratarak değil, akılcı şekilde davranarak başarılacağına inanılıyor.

 

24 SAATGÜNÜN ÖZETİ
24 saat
24 saat günün önemli haberleri ve gelişmeleri