Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
AA

Doğum anından itibaren her yaşta karşılaşılabilen travmatik beyin hasarına yol açan sebepler arasında trafik ve iş kazaları, yüksekten düşme, spor yaralanmaları, darp, ateşli silah yaralanmaları ve doğum travmaları gibi durumlar bulunuyor.

Sakatlığa ve ölüme yol açabilen travmatik beyin hasarı, dünyada her yıl ortalama 70 milyon kişiyi etkilediği için "sessiz salgın" olarak da adlandırılıyor.

Travmatik beyin hasarı sonrası ortaya çıkan durumlardan biri ise ani koku kaybı-koku körlüğü (posttravmatik anosmia) oluyor. Travma esnasında hafıza kaybı yaşanması ve kişinin o anı hatırlayamaması halinde koku kaybına uğrama riski daha da yükseliyor.

- Kafa travması öyküsü olan 52 vaka incelendi

Bu durumdan hareketle Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Acıbadem Hastanesi Kulak Burun Boğaz, Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Aytuğ Altundağ ve adli tıp, nöroloji, radyoloji, kulak burun boğaz alanından uzmanlar da dünyanın yüzde 1'lik kısmını etkileyen travmatik beyin hasarı sonrasında yaşanabilen koku kaybı üzerine bir çalışma yürüttü.

Ekip bu çalışmada, koku kaybının tedaviye cevabını belirleyecek ve hasta takibinin daha sağlıklı yapılmasını sağlayacak "Takip Skor Sistemi"ni geliştirdi.

Sistem, 1,5 yıllık kafa travması öyküsü olan ve bu travmaya bağlı olarak koku kaybı yaşayan 52 vakanın beyin-burun bölgelerindeki travma alanlarının sınıflandırılmasıyla oluşturuldu.

Koku egzersizi tedavisi verilen hastalardan 16'sının cevap verdiği, 36'sının ise tedaviye yanıt vermediği belirlendi.

Bu sistemde koku soğancığı hacmi, koku alanı derinliği, burun-beyin bağlantı noktasındaki kırıklar, beyin dokusunda erime ve yumuşama, beyinde geçirilmiş kanama sonrası belirli bölgelerde demir birikimi gibi bulgular baz alındı. Her bir hasar bulgusuna 1 puan verilirken, puanlar ne kadar yüksek çıkarsa tedaviye yanıt o kadar düşük saptandı.

Türk bilim insanlarının "Kafa Travmaları Sonrası Oluşan Koku Duyusu Kaybının Tedavisinde Kullanılan Koku Egzersizi Tedavisine Yanıt İçin Takip Skor Sistemi" başlıklı bu araştırması, Amerika'da kulak burun boğaz alanında içeriklere yer verilen "The Laryngoscope" adlı aylık hakemli dergide yayımlandı.

- Travma sonrası koku kaybı, tedaviye cevabın en zor alındığı hastalıklardan

Prof. Dr. Aytuğ Altundağ, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Dünya Sağlık Örgütü tarafından "sessiz salgın" olarak tanımlanan, yaygın görülen bir problem ve 35 yaş altındaki sakatlıklar ile ölümlerin en sık nedeni olan travmatik beyin hasarının hafif-orta-ağır şeklinde derecelendirildiğini aktardı.

Travmatik beyin hasarının KBB açısından oluşturduğu problemler üzerine yaptıkları incelemeden bahseden Altundağ, kafa tabanındaki kırığın yerine bağlı olarak pek çok sıkıntı yaşanabildiğini ancak kendileri için en önemli ve tedavisi en zor hastalıklardan birinin travma sonrası kalıcı koku kaybı olduğunu ifade etti.

Altundağ, KBB pratiğinde takip ve tedavisiyle yoğun uğraşılması gereken bu durumun tedaviye cevabın da en zor alındığı hastalıklardan biri olduğunu dile getirdi.

Koku kaybının yaşanmasında kafa travmasının şeklinin çok önemli olduğunu söyleyen Altundağ, şöyle devam etti:

"Özellikle arkaya düşmeler, kafa arkasından alınan travmalarda çok daha fazla oluyor. Çünkü bir beyin sarsıntısı oluyor ve koku soğancığını besleyen damarlar ile koku sinirinde zedelenme çok daha sert oluyor. Bununla birlikte eğer kişi travma anını hatırlamıyorsa olay sonrasında koku kaybı çok fazla olabiliyor. Genellikle acilde, eğer hastanın çok acil bir durumu olmuyorsa bu durum değerlendirmelerde gözden kaçabiliyor. Hasta günlük hayatına döndüğünde, hastaneden taburcu olduğunda koku alamadığını fark etmeye başlıyor. O yüzden bizim için en önemlisi şu; hafif travmalarda bile kalıcı koku kaybı olabilmekte."

- "Adli vakalarda yol gösterici olmasını istiyoruz"

Koku duyusunun geri gelmesinde travma derecesinin çok önemli olduğunu belirten Altundağ, "Zaten bizim çalışmamız da bunu ortaya koymayı amaçlıyordu. Travmaları koku alanına göre sınıflandırdık. Kendi koma skalalarına göre, klasik sınıflandırma değil yeni bir takip ve skorlama sistemi koyarak ne kadarının geri gelebileceğini öngörmeye başladık. Mesela, hafif travmalarda koku kayıpları daha yüksek oranda geri gelirken ağır travmalarda maalesef çok daha düşük, yüzde 6-8 oranında geri gelebiliyor. Bazen çoğunluğu geri gelmeyebiliyor. O yüzden ağır travmalardaki problemden ziyade hafif travmalardaki takibi daha önemsiyoruz." diye konuştu.

Prof. Dr. Altundağ, çalışma esnasında hastaların MR'larına baktıklarını, klinik takiplerini gerçekleştirdiklerini ve onlara koku testleri yaptıklarını anlattı.

Travma sonrası koku alamayan hastalar için en etkili tedavi yönteminin koku egzersizi olduğunu aktaran Altundağ, şöyle konuştu:

"Koku egzersizine olan cevapları ve iyileşme oranlarıyla hastaların travmalarının ve koku alanlarının şiddetlerini kıyasladık. Buna göre bir öngörüde bulunmaya çalıştık. Bunun adli vakalarda da yol gösterici olmasını istiyoruz. Çeşitli trafik kazaları ve karşılıklı anlaşmazlık durumlarında kişinin ne zaman koku duyusunun geri geleceğini öngörmek zor olduğu için mahkemelerde bu sıkıntı olabiliyor. O yüzden çok somut, sıklıkla karşımıza çıkan bir problem olduğu için buna faydalı olması amacıyla Takip Skor Sistemi'ni geliştirdik. Yurt dışında da bunun çok yaygın kullanılacağını düşünüyoruz."

- Koku kaybı yaşayanlar doktora başvurmak için beklememeli

"Takip Skor Sistemi'nin özellikle klinisyenler, bu alanda uğraşan doktorlar tarafından hastalara daha detaylı ve öngörülebilir bir bilgi verilmesi amacıyla kullanılabileceğini düşünüyorum." diyen Altundağ, klinisyen, radyolog, nörolog ve KBB uzmanlarının hastanın durumunu birlikte değerlendirmesinin de önem taşıdığını ifade etti.

Prof. Dr. Altundağ, çalışmalarının dünyadaki pek çok KBB hekimince takip edilen "The Laryngoscope"da yayımlanmasının, bu sistemin yurt dışında tanıtılmasına fayda sağlayacağını düşündüklerini belirterek, tıp dünyasına ve insanlara faydalı olması temennisinde bulundu.

Ekip olarak burun-beyin yolu üzerine sürdürdükleri çalışmalar kapsamında, koku yarığı ve kafa tabanındaki koku soğancığı arasındaki bağlantıyı çözmeye uğraştıklarını, burundan beyne olan tüm yolak üzerine uzun süredir çalıştıklarını anlatan Altundağ, şu anda hayvan deneyini yaptıkları bazı çalışmalar olduğunu, bu çalışmalar neticesinde tedavi modülleri geliştirmeyi, bazı ilaç tedavilerini burun-beyin yolunu kullanarak burundan direkt beyine ulaştırmayı hedeflediklerini dile getirdi.

Prof. Dr. Aytuğ Altundağ, çeşitli sebeplerle travmatik beyin hasarına uğrayan kişilerin, koku kaybı yaşadıklarını anlamaları halinde en kısa sürede KBB, nöroloji ya da radyoloji uzmanına başvurmaları gerektiğini belirterek, sözlerini şu önerilerle tamamladı:

"Travma sonrasında genellikle yapılan hatalardan biri kendi kendine beklemek oluyor. Beklemesinler. O ana ilişkin travmanın şiddetini mutlaka saptamak lazım. Bazen sonrasında da bu tür filmleri çekmek gerekiyor karşılaştırmak için. Erken dönemde koku egzersizlerini mutlaka uygulamalarını da öneriyoruz. Bu egzersizden tedavi olarak fayda gören hasta grubu var, fayda görmeyen hasta grubu var. Bizim en çok üzüldüğümüz hasta yıllar sonra geliyor. Yıllar süren bir beklemeye geçmesinler."