Organların anormal gelişmelerinde en sık karşılaşılan sağlık sorununun doğumsal kalp hastalıkları olduğu belirtiliyor. Habertürk’ten Ceyda Erenoğlu’nun haberine göre, bu hastalıklar; kalbin bölmeleri, damarları ve kapakları gibi fetal hayatta kalbin oluşumu sırasında ortaya çıkan doğumsal anomaliler olarak tanımlanıyor.

Doğumsal kalp hastalıklarının görülme oranı 1000 canlı doğumda 8 civarında olup bu oran anne veya babada doğumsal kalp hastalığı varsa yüzde 4'e kadar çıkabiliyor. Daha önce doğan çocuklardan birinde kalp hastalığı varsa oranın yüzde 2 civarında olduğu belirtiliyor. Bu nedenle anne, baba veya kardeşlerde doğumsal kalp hastalığı bulunuyorsa çocuklarda görülme oranının normalden oldukça yüksek çıkmasına şaşırmamak gerekiyor.

 

BİRDEN ÇOK NEDENİ VAR

Doğumsal Pediatrik Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Alpay Çeliker, doğumsal kalp hastalıklarının; Genetik, çevresel faktörler, beslenme, hamilelikte annenin geçirdiği hastalıklar ve sosyo-ekonomik düzey gibi birçok nedeni olabileceğini söylüyor.  Bazı ailelerde kalp hastalıklarının normalden fazla görülmesi genetik problemlere bağlı olarak gelişebiliyor. Son yıllarda doğumsal kalp hastalığının bazı gen bozukluklarına ikincil olduğunu düşündüren yeni bulgulara ulaşılsa da bugün için bunu tüm doğumsal kalp hastalıklarına genellemek mümkün olmuyor ve bu konuda çalışmalar halen devam ediyor.

40 CİVARINDA DOĞUMSAL KALP HASTALIĞI TİPİ BULUNUYOR

Yaklaşık 40 civarında doğumsal kalp hastalığı tipi bulunuyor. En sık görülen tipin, kalbin solundan sağına kan geçişine neden olan kalp bölmeleri arasındaki duvarlarda görülen deliklerin başını çektiği grup olduğu belirtiliyor. Kan oksijenin düşük olmasıyla karakterize olan morlukla giden hastalıklar da diğer büyük grubu oluşturuyor. Tüm hastalıklar içinde kalp karıncıkları arasında yer alan bölmede gözlenen delikler (ventriküler septum defekti) yüzde 35 oranla en sık görülen problem olarak dikkat çekiyor. Bunu kalp kulakçıkları arasındaki bölgedeki açıklık (atrial septal defekt) izliyor. Morarma ile giden doğumsal kalp hastalıklarının toplam sıklığının yüzde 15 civarında olduğu belirtiliyor. 

MUAYENE SIRASINDA DUYULAN ÜFÜRÜME DİKKAT!

Ağır kalp hastalıklarında doğum anında belirtiler olabiliyor. Bu hastalıkların bir kısmı çocuklarda mavi renkte cilt görünümüne neden olurken, önemli bir kısmında kalp hastalığının olduğu bile anlaşılmayabiliyor. Bazı çocuklarda; çabuk yorulma, gelişme geriliği gibi belirtiler ön plana çıkıyor. Normal muayene sırasında duyulan üfürümler tanının konmasına yol açan en önemli bulgu olarak görülüyor. Son yıllarda hamilelik sırasında uygulanan tarama yöntemleriyle doğumdan önce birçok kalp hastalığının tanısı konulabiliyor. Bazı durumlarda fetal ultrasonografi ve ekokardiyografinin rutin uygulanması bu  oranı daha da artırıyor.

AMELİYATSIZ ÇÖZÜM ALTERNATİFLERİ ARTTI

Tedavi altta yatan kalp hastalığının tipine bağlı olarak değişik zamanlarda gerçekleştirilebiliyor. Kalpten çıkan büyük damarların ters olması durumunda bu bebekler yaşamlarının ilk ayında ameliyatla tedavi edilirken, bazı kalp deliklerinin tedavisi için 3 - 4 yaşına kadar beklenebiliyor. Bu kararı verirken hastalığın tipi, çocukta oluşan belirtiler ve tedavinin başarılı olma durumunun göz önüne alınması gerekiyor. Prof. Dr. Alpay Çeliker, “Son yıllarda kalp cerrahisi ve girişimsel kardiyolojideki gelişmeler çok küçük bebeklerde önemli kalp rahatsızlıklarının başarı ile tedavi edilmesini sağlamaya başladı. Bugün birçok doğumsal kalp hastalığı balonlar, şemsiyeler ve tıkayıcı birtakım cihazların kullanılması ile ameliyat olmaksızın kateter yolu ile çözülebiliyor” diyor.

BALON MU ŞEMSİYE Mİ?

Ana atardamar (aort) ve akciğer atardamarındaki darlıklar balonla açılırken, kalbin kulakçıkları ve karıncıkları arasındaki delikler şemsiye benzeri cihazlarla başarı ile kapatılıyor. Bu yöntemlerin en önemli avantajlarının hastalığın vücutta kesi olmadan ve kalbin durdurulmasına gerek kalmadan tedavi edilmesini sağlamak olduğu belirtiliyor. Girişimsel yöntemlerin diğer faydaları ise hastanın hastanede sadece bir gün yatması ve kan verilme ihtiyacının olmaması olarak sıralanıyor.

YENİDOĞAN VE KÜÇÜK BEBEKLERDE MAVİ RENGE DİKKAT!

Yenidoğan ve küçük bebeklerde cilt, ağız içi ve dilde görülen mavi renk veya morarma, sık soluma, beslenirken çabuk yorulma ile aşırı terleme en sık görülen belirtiler arasında yer alıyor. Büyük çocuklarda ise yaşıtlarına göre çabuk yorulma, kilo ve büyüme problemleri gibi belirtilerle karşılaşılıyor.

ÖMÜR BOYU TAKİP HAYAT KURTARIYOR

Doğumsal kalp hastalığı nedeni ile çocukluk çağında ameliyat olanlar ve erişkin yaşta ilk defa teşhis konulan yetişkin hastaların, erişkin doğumsal kalp hastalıkları merkezinde izlenmesi büyük önem taşıyor. Bu hastaların ömür boyu takibi, ciddi hastalıkları erken teşhis ve tedavi etme olanağı sağlıyor. Yapılan araştırmalarda bu tür hastaların kardiyak sorunlarının 30-40 yaş dolaylarında ortaya çıkması ve gerekli tedavilerinin zamanında yapılmaması problemlerin ağırlaşmasına, hastaların hayatlarının tehlikeye girmesine veya yapılacak tedavinin etkinliğinin azalmasına neden oluyor. Bazı hastalıklarda ise cerrahi uygulamalar sadece “ palyatif ” özellik taşıyor. (tedavi veya tamir edici girişimler yapılamamış oluyor.) Bu hastaların çocukluktan ergenliğe geçişte bu tür kliniklere refere edilmesi ve izlemlerinde hiç aksama olmaması hayati önem taşıyor. 

24 SAATGÜNÜN ÖZETİ
24 saat
24 saat günün önemli haberleri ve gelişmeleri