Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
AA

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı İhsan Şener, parlamenter sistemin ekonomik olarak refah, siyaset olarak istikrar üretmediğini ve 10 yılda bir darbe yapıldığını belirterek, "Parlamenter sistemde, 100 yıllık tecrübeden bahsedilir. Halbuki 100 yıllık sistem içinde parlamenter sistemin sağlıklı olarak hizmet verdiği yılları toplasak 30 yıl civarında tutuyor." dedi.

Şener, Canik Belediye'nin Canik Kültür Merkezinde düzenlenen "Yeni Türkiye Yolunda" konulu konferansta yaptığı konuşmada, Türkiye'de yeni bir sistem inşa edilmesi gerektiğini dile getirdi.

Türkiye'de bazılarının "Başkanlığa ne gerek var, bu konuyu mu tartışacağız?" yönünde açıklamalarda bulunduğunu belirten Şener, "Bu sistemin tartışılması lazım. Bir sistemin başarılı ya da başarısızlığını neyle ölçebiliriz? Ürettikleri ile ölçebiliriz. Parlamenter sistemde, 100 yıllık tecrübeden bahsedilir. Halbuki 100 yıllık sistem içinde parlamenter sistemin sağlıklı olarak hizmet verdiği yılları toplasak 30 yıl civarında tutuyor. Artısı eksi olabilir. 30 yıl sağlıklı işleyen bir demokrasi ve parlamenter sistem var. Halbuki 100 yıllık sistemin 30 yılı verimli 70 yılı verimsiz geçti demektir." diye konuştu.

"SİSTEM DARB ÜRETİYOR" 

Almanya'nın 1945 yılında yerle bir olduğunu ancak kendisini toparlayarak dünya ekonomisinde önemli bir yere geldiğini vurgulayan Şener, şöyle konuştu:

"Türkiye 50 yıldır hala da Almanya'nın abiliğini yaptığı Avrupa Birliğine, yeni Avrupa'ya girebilmek için çaba gösteriyor, her gün yeni kaprislerle karşımıza çıkan bir yapı. Onlar kişi başına 40 bin, 50 bin dolar Gayri Safi Milli Hasılaya sahip çıkacak, biz 10 bin dolar. Sayın Cumhurbaşkanımızın başbakanlığına kadar bu 3 bin doların üzerine çıkmamıştır. Ondan sonraki dönemde 10 bin ile 11 bin dolara ancak getirebildik, tek parti iktidarında. Bunun yaklaşık 10 yılı hem cumhurbaşkanı hem de başbakan aynı partiden olduğu dönemdir. Demek ki sistem ekonomik olarak refah üretmiyor, siyaset olarak istikrar üretmiyor. Çünkü 10 yılda bir darbe yapılıyor. Peki darbe üreten, refah seviyesini insanların yükseltmeyen bu iki başlı sisteme sahip çıkanların gerekçesi nedir o zaman? Bunun üzerinde iyi durmamız lazım."

"MİLLETTEN KAÇIYORLAR"

Milleti rahatlatacak değişikliklere ihtiyaç olduğunu belirten Şener, "Buna karşı çıkanların temelinde yatan sebep aslında şu; Bu milleti, iyiye, güzele, hayırlıya layık görmüyorlar. Bu milletin refah içinde yaşamasını arzu etmiyorlar. Bütün mesele bu." diye konuştu.

Şener, şöyle devam etti:

"Millet çile çeksin, onlara muhtaç olsun ve siyasette bir şey üretmesin, 10 yılda bir siyaseti, sivil ve askeri bürokrasi al aşağı etsin, terbiye etsin, askeri cunta yeni sivil idare edecek yönetimi belirlesin, iktidarı onlara versin, onlar da Türkiye'yi idare etsinler. Millet nerede? Millet yok. Meseleleri bunların millet değil, milletten kaçmak. Madem millet 'Cumhurbaşkanlığı sistemini istemiyoruz' diyecek, 'Bu sistem değişikliğine bu millet onay vermez' diyorsunuz, anayasa değişikliğini millete götürüp onların red etme imkanı var iken, şimdi neden Anayasa Mahkemesine gidiyorsunuz, milletten kaçmak için. Artık millet kendi istikbaline el koymuştur. Cumhurbaşkanını halkın seçmesiyle birlikte kendi liderini, başkanını seçme hakkını eline almıştır. Bu vesayet sistemine 'dur' demiştir. İnşallah nisan ayında içinde de tamamen vesayeti ortadan kaldıracak ve ufkunu açacaktır."

"3-5 KURUŞLUK BU SOYTARILARA HADDİNİ BİLDİRECEKTİR"

Fitch'in Türkiye'nin kredi notunu durağandan negatife indirmesine tepki gösteren Şener, sözlerini şöyle tamamladı:

"Şu anda kuşatılmış bir ekonomik savaş halindeyiz. Ekonomik terör devrededir. Fitch denen değerlendirme kuruluşu, Yahudi kuruluşudur. Sermayenin hangi ülkeye karlı gideceğine rehberlik etmek için kurulmuş başlangıç olarak danışmanlık şirketleridir. Şimdi Türkiye'nin notunu eksiye, çarpma olarak düşürdü. Ne dedi, 'Referandumda evet çıkarsa biz bunu düşüreceğiz.' Balyozu kaldırdı, 'Kafanızı kıracağız, eğer siz evet derseniz.' Kim diyor bunu, bir Yahudi değerlendirme kuruluşu diyor. Bu millet savaş uçaklarına, helikopterlere, tanklara elinde bayrakla meydan okuyup karşı çıktı, zaferini ilan etti. 3-5 kuruşluk bu soytarılara haddini bildirecektir, buna hiç tereddütümüz yok."

Fitch Ratings dün akşam piyasalar kapandıktan sonra yaptığı açıklama ile Türkiye’nin yabancı para cinsinden uzun vadeli kredi notunu "yatırım yapılabilir" seviye olan "BBB-"den "BB+" seviyesine düşürdü ve not görünümünü “durağan” olarak belirledi.

Türkiye'nin notunu 5 Kasım 2012 tarihinde "yatırım yapılabilir" seviyeye yükselten Fitch Ratings, 19 Ağustos 2016 tarihinde ise not görünümünü "negatif"e çekerek not indirimi sinyali vermişti.

Analistler, Fitch Ratings'in kararının piyasalar tarafında beklendiğini ve son bir kaç haftadır fiyatlanmaya çalışıldığını belirterek, bu nedenle etkisinin kısa süreli ve sınırlı olabileceğini kaydetti.

Not değişikliklerinin ülke varlıkları üzerinde etkisinin kaçınılmaz olduğunu dile getiren analistler, buna karşın piyasalar açısından "not yükselebileceği" beklentisinin etkilerinin, düşmesinin etkisinden çok daha fazla olduğunu kaydediyor.

Bundan sonraki süreçte ekonomi yönetiminin gerçekleştireceği reformların ve bunların orta uzun vadede sağlayacağı "not artırımı" beklentisinin piyasaların lokomotifi olabileceğine değinen analistler, anayasa değişiklik referandumunun gerçekleştirilmesiyle de siyasal belirsizliğin ortadan kalkacağını ifade etti.

"S&P ESKİ REFLEKSLERİ İLE GÖRÜNÜMÜ NEGATİFE ALDI"

AA muhabirine konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ziraat Bankası Ekonomisti Bora Tamer Yılmaz, dün Fitch'in, Türkiye'nin kredi notunu bir kademe indirerek yatırım yapılabilir seviyenin altına getirirken, görünümü durağan açıkladığını hatırlattı.

Böylece Fitch'in notunun da Moody's ile aynı seviyeye geldiğini söyleyen Yılmaz, "Bunlara karşın S&P, takvimde yer almadığı halde istisna kuralına dayanarak, ki bu tip kurallar çok ciddi açıklamalar gerektirir, Türkiye'nin görünümünü negatife indirdi. Böylece S&P, Türkiye’yi diğer iki kredi kuruluşuna göre bir kademe aşağıda notlarken, görünümü de olumsuzlaştırdı." dedi.

Yılmaz, S&P'nin 15 Temmuz sonrasında da acele hareket ettiğini ve gelişmelerin etkilerini görmek için yeterli zaman tanımadan görünümü negatife indirdiğine dikkati çekti.

Ardından kasım ayında ekonomi yönetiminin ülke dış dengesine yönelik attığı olumlu adımlara istinaden görünümü durağana yükselttiğini anımsatan Yılmaz, "Şimdi yeniden eski refleksleri ile görünümü negatife aldığını takip ediyoruz. Piyasa, S&P'nin alelacele reflekslerine alışık olduğu için S&P'nin açıklamaları piyasa üzerinde etkili olmadı." diye konuştu.

"KREDİ NOTLARINDA HIZLI HAREKETLER KOLAY GÖZLENMİYOR"

Bora Tamer Yılmaz, Fitch'in ise beklendiği gibi notu bir kademe indirdiğini ve önceki hafta Fitch yetkililerinin değerlendirmeye ilişkin riskleri açıkça ifade etmelerine piyasanın tepki vermediğini ifade etti.

Benzer ülkelerde ikinci not indiriminden sonra piyasalarda toparlanma gözlemlendiğini belirten Yılmaz, bu nedenle piyasa beklentisi dahilinde bir kademe not indiren ve görünümü de beklendiği gibi durağan seviyesinde açıklayan Fitch kararına piyasada biraz daha toparlanma tepkisi görme şansının bulunduğunu kaydetti.

Yılmaz, Fitch'in kendi çalışmasına göre ülkelerin kredi notlarını "6,1 yıl içerisinde" geri kazanabildiklerini söyledi.

Türkiye'nin Moody's ve Fitch tarafında "durağan" görünüme sahip olunduğunu ve aynı zamanda ülkelerin kredi notunun artmadan önce 13 ay boyunca "pozitif"görünümde takip edildiğini dile getiren Yılmaz, bu nedenle kredi notlarında hızlı hareketlerin kolay kolay gözlenmediğini vurguladı.

"NİCEL VERİLERDEN ÇOK NİTEL DEĞERLENDİRMELER ARTTI"

Yılmaz, iki konuya dikkati çekmek istediğini belirtirken, bunun ilkinin kredi derecelendirme kuruluşlarının açıklamalarında nicel verilerden çok nitel değerlendirmelerin arttığını gözlemlemlediklerini ifade etti.

Türkiye'nin yönetim sistemi ve kurumsallaşma ile ilgili subjektif nitel değerlendirmelerin kredi notu üzerinde baskıya neden olduğunu aktaran Yılmaz, şöyle devam etti:

"Bu konuda Cumhurbaşkanı Sözcüsü Sayın İbrahim Kalın'ın kitabına atıfta bulunmak isteriz. Her ülkenin kendine özgü uzun yüzyıllara dayalı bir kültürü ve bu kültürün sonucunda ortaya çıkan yönetim sistemi bulunuyor. Gelişmiş ülkeler arasında da birbirinin aynı iki ülke bulamayız. Örneğin İngiltere'nin yazılı bir anayasası yoktur. Ancak kimse İngiliz hukuku hakkında şüpheye düşmez. Türkiye'nin de 19. yüzyıl başında başlayan reform süreci dahilinde özellikle 2000'li yıllarda attığı adımlarla kazandığı kurumsallaşma kültüründen taviz vereceğini düşünmüyoruz. 'Muasır medeniyet' hedefinde ilerleyen bir ülkenin başka ülkelere göre farkları olabileceğini ancak temelinde kurumsallaşmanın esas bulunduğunu anlatabilmemiz gerekecek."

Yılmaz, ikinci olarak Fitch'in kararında güçlü maliye yapısından bahsettiğini ifade etti.

Nihayetinde kredi notlarının ülkelerin borç sadakati ile ilgili olduğuna dikkati çeken Yılmaz, Türkiye'nin de finansal istikrarını koruyarak geçmişinde borçlarını ödediğini belirtti.

Yılmaz, "Ekonomide 'hücum' anlayışı dahilinde alınan mali teşviklerin etkisiyle önümüzdeki dönemde çarpan etkisini gözlemleyebiliriz. İstihdamı artırıcı uygulamalarla ekonomideki toparlanmanın güçlenmesiyle önümüzdeki yıl kredi notu görünümlerinde değişiklik gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini takip edeceğiz." diyerek sözlerini tamamladı.

"KARARIN PİYASALAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ SINIRLI"

Finansinvest Başekonomisti Burak Kanlı ise Fitch'in not indirimiyle, son yatırım yapılabilir seviyedeki notun da kaybedilerek 2013 yılı öncesine dönüldüğünü ifade etti.

TCMB'nin piyasaya uzunca bir sure "unortodoks politikaları artık sonlandırıyoruz" mesajı verdikten sonra aniden şu ana kadarki en karmaşık politika çerçevesine geçmiş olmasının not indirimi olasılığını artırmış olduğunu belirten Kanlı, not indiriminin piyasa tarafından beklendiğini ve bu yüzden piyasalar üzerinde etkisinin sınırlı kalacağını aktardı.

Kanlı, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Uzun vadede, dış finansman ihtiyacı yüksek gelişmiş ülkelerden biri olan Türkiye'nin yatırım yapılabilir seviyenin altına düşmüş olmasının kuşkusuz dış finansmanın maliyeti ve kalitesi üzerinde etkisi olacak. Bundan sonraki dönemde, kredi notumuzun artması, ancak Türkiye ekonomisinin var olan ciddi sorunlarını kabul edip, daha sonra da geçmiş tecrübelerin, analitik düşüncenin ve bilimin ışığında bunlara uzun soluklu ve kalıcı çözümler üreterek mümkün olabilir diye düş

"YATIRIMCILARA SATIN ALINACAK HİKAYE SUNMALIYIZ"

Deniz Özel ve Yatırım Grubu Yönetmeni Orkun Gödek de piyasa işlemcilerinin genelinde hakim olan bir beklentinin gerçekleştiği belirtti.

Konuyla ilgili çoğu kesimin tartıştığı konu başlıkları da farklı düşüncelerle rapor içerisinde kendisine yer bulduğunu ifade eden Gödek, yabancı para cinsinden notta 1 basamak indirim olurken, yerel para biriminde muhafazanın söz konusu olduğunu kaydetti.

Gödek, beklentinin büyük kısmının TL cinsinden varlıkların fiyatlamasında yer aldığını söyledi.

Bu noktadan sonra ilk etapta satış baskısı görülmesinin olası olduğunu dile getiren Gödek, "Ancak yeni duyulmuş, şok etkisi yaratmayan bir haber olduğu için uzun soluklu olmasını beklememek lazım. Ağustos ayından bu yana değerlendirilen senaryolardan birisiydi." dedi.

Orkun Gödek, özel kesimin dış borçlanmasında maliyetin bir miktar artabileceğini ve ülkede yapılması gereken reformların bilindiğini ifade etti.

TL'de stabilizasyonunun sağlanabilmesi ve politika başlıklarının da azalmasıyla birlikte yeniden hikaye yaratma çabasına girilmesininin gerekli olduğunu vurgulayan Gödek, "TL'de stabilizasyon için Merkez Bankasının attığı ve devam edeceğini bildiğimiz adımları var. Yatırım yapılabilir ülke notunu iki şirket nezdinde 3 yıl taşıdık ancak öncesinde 10 yıl boyunca da yatırım çekmeyi başarmıştık. Hatta notun arttığı dönem Fed’in normalleşme sürecine denk geldiği için tam olarak pozitif koşullardan da yararlandığımızı söyleyemeyiz. Önemli olan algı yönetiminde başarılı olmamız ve yatırımcılara satın alınacak hikaye sunmamız." diye konuştu.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, merakla beklenen Türkiye kararını açıkladı.

Bir diğer derecelendirme kuruluşu S&P'nin bu akşam sürpriz bir şekilde kredi notu görünümünü 'durağan'dan 'negatife' çekmesinin ardından Fitch de Türkiye'nin notunu düşürdüğünü açıkladı.

Fitch, Türkiye'nin BBB- olan ve 'yatırım yapılabilir' kategorisindeki notunu BB+'ya indirdi. Fitch notu düşürürken görünümü negatiften durağana çıkardı. 

Böylece Türkiye, 'yatırım yapılabilir' seviyede bulunan son notunu da kaybetmiş oldu. Piyasalardaki genel beklenti de Fitch'in not indirimi yapacağı yönündeydi.

1 DOLAR NE KADAR OLDU?

DOLARIN TEPKİSİ NE OLDU?

Karar öncesinde uluslararası piyasalarda 3.8680 TL'den işlem gören dolar karar sonrası 3.8804 TL'ye çıktı.

Not: BBB- ve Ba3 "Yatırım yapılabilir" kategorisinin en alt basamağıni ifade ediyor. Türkiye'nin kredi notu Fitch'in son kararıyla BBB-'den BB+'ya indi
Not: BBB- ve Ba3 "Yatırım yapılabilir" kategorisinin en alt basamağıni ifade ediyor. Türkiye'nin kredi notu Fitch'in son kararıyla BBB-'den BB+'ya indi