Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
HABERTURK.COM

Gazete Habertürk'ten Nalan Koçak'a konuşan ABD’de Cumhuriyetçilerin önde gelen ismi Stephen Hadley, eski ABD Başkanı George Bush’un, ‘PKK’yı terör örgütü olarak gördüğünü, hem Türkiye hem de ABD’ye tehdit oluşturduğunu’ açıkladığını hatırlatarak, “Şu anda buna benzer bir açıklamaya ihtiyacımız var” dedi.

■Türk jetleri ilk kez Sincar’daki PKK unsurlarını hedef aldı. Bağdat, Erbil, ABD endişelerini dile getirdi. Tarafların ve Türkiye’nin endişeleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bence Türkiye ve ABD’nin politikalarını uyumlu hale getirmek için çok çaba göstermesi gerekiyor. Özellikle DEAŞ’la mücadele ve PYD/YPG konusunda... Bu bir terör örgütü mü -ki kesinlikle PKK’yla bağları olduğunu biliyoruz- ve buna rağmen YPG, Rakka’yı DEAŞ’tan kurtarma operasyonunda yer almalı mı? Bu soruların yanıtlanması gerek. ABD ve Türkiye’nin bu sorulara yanıtları farklı. 16 Mayıs’taki Erdoğan-Trump görüşmesi çok önemli. İki lider bu konuları konuşacak, belki de politikaları uyumlu hale getirme sürecini başlatacak.

‘ERDOĞAN, TRUMP’LA ÇALIŞMA KONUSUNDA İYİMSER’

Bu konuda umutlu musunuz?

Kesinlikle. İki lider en az 2 kez telefonda görüştü ve temaslar şimdiye kadar gayet iyi. Erdoğan’ın zirvedeki konuşmasını dinlediğimde yeni yönetimle çalışabilme konusunda çok pozitif ve iyimser olduğunu düşündüm.

Görüşmeden sonra, Türkiye ve ABD ilişkileri rayına oturtmak için ne gibi adımlar atmalı?

Bence bu zirvenin iki amacı olmalı. Birincisi, iki liderin yüz yüze teması, birbirlerini daha iyi tanıması. İkincisiyse, yanlış anlaşılmaları ve iki ülke arasındaki güven krizini çözmeye başlamaları. Umarım 16 Mayıs’taki zirvenin ardından iki lider çok olumlu kişisel ilişki kuracaktır ve güven inşa edecektir.

‘ÖVGÜ KAMUNUN ÖNÜNDE ELEŞTİRİ KAPI ARKASINDA’

■ Türkiye’nin YPG’ye yönelik operasyonunda ABD, ‘koordinasyon eksikliği’ olduğunu söyledi ve ABD askerlerinin hayatlarını riske atmakla suçladı. Türkiye suçlamaları reddetti. Askeri alanda bir koordinasyon eksikliği oldu mu? Yoksa bu eksiklik siyasi alanda mı?

Cevabım, her ikisinde de olabilir. Politika konusunda bir koordinasyon eksikliği olduğu çok açık. Askeri alandaki eksikliği bilemem. Fakat müttefikler arasında güven ilişkisini korumak için 4 kural var. Birincisi, şaşırtmaca yok. İkincisi, önemli konularda iki ülke arasında su sızmamalı. Üçüncüsü, övgüyü kamu önünde, eleştirileri kapalı kapılar ardında yapın. Son olarak, müttefik ülkeler ilişkileri için savaşmalı. Taraflar iç siyasette kendilerini haklı göstermek için müttefikleriyle gerilim yaşamamalı. Türkiye de ABD de pek çok kez bu kuralları ihlal etti.

■ Cumhurbaşkanı Erdoğan zirvedeki konuşmasında ABD’nin YPG’ye desteğinin ortaklık ruhuna zarar verdiğini söyledi. Washington, Türkiye ve YPG arasında kaldı, bu durumu nasıl çözecek?

Çok zor. Şunu hatırlıyorum; 2005, 2006’ydı. Türkiye, ABD’nin PKK meselesini yeterince ciddiye almadığını düşünüyordu. Çünkü PKK’nın Kuzey Irak’taki varlığı Türkiye’yi tehdit ediyordu. Erdoğan Başbakan’dı, Başkan Bush’la bir araya geldi. İki lider ortak açıklama yaptı. ABD o açıklamada net bir şekilde, PKK’yı terör örgütü olarak gördüğümüzü, Türkiye’ye ve ABD’ye tehdit oluşturduğunu, iki ülkenin bu sorunu birlikte çözmesi gerektiğini ifade etti. Şu anda buna benzer bir açıklamaya ihtiyacımız var. ABD şunları ifade etmeli: “PYD/YPG’nin, bir terör örgütü olan PKK’yla bağlantısı var.” Bu, diyalog için çok iyi bir başlangıç noktası olur.

‘ERDOĞAN RAKKA PLANINI TRUMP’A ANLATMALI’

■ Neden ABD, Türkiye yerine bir terör örgütüyle ittifak kuruyor? Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Neden terör örgütlerinden yardım isteniyor, biz varız” dedi. Sizin bu soruya bir yanıtınız var mı?

ABD, YPG’yle çalışıyor çünkü. DEAŞ’la mücadelede en etkili güç oldular ve alternatifleri yok. Biliyorsunuz, ABD Sünni güçleri eğitti, donattı ve bu proje başarılı olmadı. Bence ABD ordusu şu açıdan düşünüyor: Rakka’da DEAŞ’lı teröristler var. Pek çok kişi inanıyor ki, şu anda, o şehirde Türkiye’ye, ABD’ye, Avrupa’ya karşı terör saldırıları planlıyorlar. Örgütü, hedefine ulaşmış terör saldırıları düzenlemeden, o şehirden atmak aciliyet kazandı. Örgütün oradan atılması Türkiye’nin de ABD’nin de çıkarına. Orduya göre DEAŞ’ı Rakka’dan çıkarmanın en hızlı, etkili yöntemi YPG’yle işbirliği. İki ülke için cevaplanması gereken zor soru şu: “Bu işi aynı hızda ve etkide yapmanın başka bir yolu var mı?” Türkiye’nin bu konuda fikirleri varsa kesinlikle ortaya koymalı ve iki liderin mayıstaki buluşmasında ele alınmalı.

■ Birkaç ay önce Türkiye, bu konudaki bir planı Beyaz Saray’ın önüne koydu. Pentagon hâlâ Rakka planını resmen açıklamadı.

Evet, doğru. Türkiye, “Müttefiklerimizle beraber bu işi biz yapabiliriz” diyor. Burada soru şu: “Türkiye ne kadar asker gönderecek, ABD’nin ne kadar asker göndermesini bekliyor?” ABD bu işi daha çok kendi askerlerinden ziyade, işbirliği yaptığı güçlerle halletmek istiyor. İki ülkenin bu sorunu çözmek için alternatif bir yol bulup bulamayacağını göreceğiz.

‘TRUMP, PKK DELİLLERİNİ ÇOK CİDDİYE ALMALI’

■ Türkiye’nin bir endişesi var. ABD’nin YPG’ye verdiği silahların Türk askerine doğrultulması...

Cumhurbaşkanı Erdoğan, silahların PKK’nın eline geçtiğini söyledi. Konuşmasında, bu konudaki delilleri Başkan Obama’ya verdiğini belirtti. Sanıyorum henüz yapmadıysa, bu delilleri Başkan Trump’a da verecektir. Yönetim bu delilleri çok ciddiye almalı.

■ Bahsettiğim şey, yani ‘silahların dönmesi’ şu an oluyor. Suriye sınırında Türk ordusu ve YPG çatışıyor. Sizce gerilim artar mı?

Bu tamamen Türkiye ve YPG’nin nasıl davranacağına bağlı.

■ Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Suriye’de bir Kürt devleti kurulmasına asla müsaade etmeyeceğini ifade etti. Sizce Türkiye operasyonları genişletir mi, hatta kara harekâtı düzenler mi?

Bence Suriye iç savaşının tarafı olan tüm ülkeler; Türkiye, ABD, Rusya ve İran mesela, Suriye’nin tek parça kalması gerektiğini söyledi. Bence Erdoğan’ın pozisyonu, pek çok ülkenin pozisyonuyla aynı.

■ Türkiye daha geniş bir operasyon düzenlerse ABD ne yapar?

Bilmiyorum ama Erdoğan-Trump görüşmesine 3 haftadan az kaldı. Umarım Türkiye bu süre içinde görüşmeyi daha zor hale getirecek bir şey yapmaz.

YPG, RAKKA'YI ALMAK İÇİN DOĞRU GÜÇ DEĞİL 

Gazete Habertürk'ten Nalan Koçak'a konuşan Hillary Clinton’a dışişleri bakanı olduğu dönemde Suriye konusunda danışmanlık yapan asker kökenli Frederic Hof, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘Terör örgütüne karşı terör örgütüyle savaşılmaz’ sözlerini anlıyorum. YPG, Rakka’yı almak için doğru güç değil” diye konuştu.

Suriye iç savaşı patlak verdiğinde (2011), Obama yönetimi krize karşı bir politika oluşturmaya çalıştı. O dönem dışişleri bakanı olan Hillary Clinton, eski bir asker olan Frederic Hof’u Suriye Özel Danışmanlığı’na atadı. Fakat Hof, fikir ayrılığı yaşadığı gerekçesiyle 2012’de istifa etti. ABD’nin Suriye politikasını en çok eleştiren isimlerden biri olan Hof, ‘ABD ve Türkiye’ye, YPG krizini aşma konusunda’ dikkat çeken önerilerde bulundu.

‘RAKKA’YI YPG DEĞİL BÖLGE ÜLKELERİ ALMALI’

■ Türkiye’nin Suriye’de YPG’ye operasyonu nedeniyle Washington-Ankara arasında ‘koordinasyon eksikliği’ tartışması yaşandı. Sizce tartışma nereye gider?

Bence koordinasyon eksikliği bir semptom, hastalığın kendisi değil. Asıl sorun, ABD ve Türkiye’nin güvene dayalı bir ilişki sürdürmekteki başarısızlığı. Taraflar, DEAŞ’ın nasıl yenilmesi ve Rakka’nın nasıl alınması gerektiği konusunda ortak karara varamadı. Asıl sorun bu ve sorunu çözmek nükleer fizik işi değil! DEAŞ’ı yenmek için kesinlikle sahada çatışan güçlere ihtiyacınız var. 30 bin feet yukarıdan bu işi halledemezsiniz. Türkiye’nin YPG konusundaki itirazlarını anlıyorum. Ama burada profesyonellik çok önemli. Arap ya da Kürt, neden yoğun nüfusa sahip bir kenti almak için milis gücü kullanırsın?

Neden?

Bence bu en zor ve karmaşık kara harekâtı türü. Bir şehri, bir terör örgütünün elinden almak çok zor. Profesyonel askeri birimlerin bu tür bir savaş için ne kadar eğitim alması gerektiğine inanamazsınız.

■ YPG’nin bu tür bir savaşta başarılı olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Hayır. Ben bu bakış açısına ABD’de çok itiraz ettim. ABD, bölge ülkelerinin askerlerinden oluşan, profesyonel bir kara gücünün kurulmasına öncülük etmeli. Türkiye, en büyük katkıyı sağlayan ülkelerden olabilir.

Pentagon, Rakka’yı en etkili ve hızlı şekilde YPG’nin mi alacağını düşünüyor?

CENTCOM, Rakka’yı almanın en çabuk yolunun YPG’nin de içinde olduğu Suriye Demokratik Güçleri’ni kullanmak olduğunu düşünüyor. Bu en hızlı yol olabilir. Ama en hızlı yolun en iyi yol olduğunu düşünmüyorum. Rakka’da DEAŞ’ın siyasi liderliğinden geriye ne kaldığından da emin değilim. Türkiye’de, Fransa’da, Belçika’da terör saldırıları planlayan örgüt liderleri çoktan kentten kaçmış olabilir. Kaçmamaları çılgınlık olur. Asıl korkum, kocaman bir şehri milis güçlerle almaya kalkışırsak, insani kriz riskini hayli artırmış oluruz. Erdoğan’ın “Terör örgütüne karşı terör örgütüyle savaşılmaz” sözlerini tamamen anlıyorum. YPG, Rakka’yı almak için doğru güç değil.

‘RAKKA’NIN ALINMASI ERTELENMELİ’

■ Gelecek ay Erdoğan ve Trump görüşecek. Türkiye, Trump’ı ikna için ne yapmalı?

İki başkanın nazik bir ilişki kurmasını istiyorum. ABD ve Türkiye’nin, YPG konusunda anlaşabilece- ğini düşünüyorum, karamsar değilim. Önerdiğim gibi olursa, Rakka’nın alınması biraz ertelenir ama şehir daha doğru bir şekilde alı- nır. Erdoğan için en büyük öncelik, Türkiye’nin pozisyonunu açıkça anlatmak ve ABD’yle Türkiye’nin DEAŞ konusunda hedeflerinin aynı olduğunun altını çizmek. Trump için de aynı sorumluluklar geçerli.

■ Söyledikleriniz Ankara’nın tezlerine yakın. Cumhurbaşkanı Erdoğan, buradaki konuşmasında, Rakka’yı Türkiye’yle ABD’nin birlikte alabileceğini tekrarladı. Trump’la görüşmesinde böyle bir planı masaya koyarsa, başkanı ikna edebilir mi?

Çok mümkün. Bildiğim kadarıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan çok ikna edici bir kişiliğe sahip. İkili ilişkilerde becerileri var. İki lider anlaşabilir. Ama burada “Keşke” dediğim bir şey var: Kobani savaşını hatırlıyorsunuz. ABD, tam da bu dönemde YPG’yi bir kara gücü olarak görmeye başladı. Keşke Türkiye ve ABD bu meseleyi o dönemde masaya yatırsaydı. Keşke Türkiye itirazını 2 yıl önce dile getirseydi ve “Bu milis gücünün kullanılmasını istemiyoruz” deseydi.

■  “Türkiye, ABD’ye karmaşık sinyaller verdi” mi diyorsunuz?

Peşmergenin geçişine izin vermek, YPG’nin kullanılmasına itiraz etmemek... Hatırladığım kadarıyla, Türkiye’nin pozisyonu Halep’te uçuşa yasak bölge ilan edilmesiydi. Keşke o dönemde bu tür meseleler yerine Suriye’de bir kara gücü oluşturulması konusu üzerinde tartışılsaydı.