Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Kültür-Sanat A sınıfta bilimkurgu keyfi!

        Hollywood’da “Avatar” ile “Başlangıç”ın maddi ve sinemasal başarılarının etkisinin erken hissedilmeye başladığı kesin. DVD’leri yeni çıkan “Salgın”, “Zamana Karşı” ve “Çelik Yumruklar” da bu duruma tercüman olarak stüdyolarda artan kaliteli bilimkurgu filmlerinin farklı temsillerini sunuyorlar.

        Geçen sene yazdığım bir yazıda Hollywood’da ‘Yüzüklerin Efendisi’ (‘Lord of the Rings’) atılımı sonrası A sınıfını iyiden iyiye ‘esir alma’ya başlayan fantastiğin biraz geri çekildiğini söylemiştim. Zaten 2011 yazında “Thor” (2011), “Yeşil Yaban Arısı” (“The Green Hornet”, 2011) ve “Yeşil Fener” (“The Green Lantern”, 2011) gibi eserlerin beklenen gelire uzanmaması ‘farklı projeler’in doğmasını beraberinde getiriyordu. Ancak esas önemli olan bilimkurgunun “Avatar” (2009) ve “Başlangıç”ın (“Inception”, 2010) özgün fikirlerle gelen başarısının ödüllendirilmesi idi.

        Transformers’ etkisi bir tarafa A sınıfa geçiş hareketi daha önemli

        Bu durum da bir taraftan “Alis Harikalar Diyarında” (“Alice in Wonderland”, 2010) etkili olgunlara uygun peri masalı filmlerini sunarken (bu sezon takvimde iki Pamuk Prenses filmi var), esasen gerçek bir A sınıf bilimkurgu ağını yaygınlaştırmaya başladı. Anlayacağınız bütün alt türleri, formülleri, furyaları, arkaba türleri ve melez türleriyle gerçek bir ‘bilimkurgu’ çağı etrafımızı sarmış durumda. Geçen sene Summit’in “Yaşam Şifresi”nden (“Source Code”, 2011) aldığı geri dönüş sonucunda bu yıl Lions Gate’in “Açlık Oyunları” (“Hunger Games”, 2012) projesine girmesi de tesadüf değil.

        Bu oluşum ve süreç, bilimkurgunun stüdyoların esas türü olmasına kadar gidecek gibi gözüküyor. En azından bu konuda üç-dört senelik bir eğilimin varlığını hissettiğimizi söyleyebiliriz. Tabii 11 Eylül sonrası üreyen ‘dışarıdan tehdit’ odaklı envai çeşitli uzaylı istilası filmini biraz dışarıda bırakıyoruz bu noktada. Ancak “Battleship” (2012), “Çelik Yumruklar” (“Real Steel”, 2011) gibi bu konuda ‘Transformers’ın patlamasından etkilenen, ‘robot-insan’ mücadelesinden farklı kavramlar oluşturan filmler de bir ‘gişe simsarı’na dönüşmeye, yeni seriler oluşturmaya çabalıyor elbette.

        Post-Matrix’ dönemi sona erdi, 70’lere benzer bir zaman dilimi başladı

        Ancak onlar daha ziyade ‘üst blockbuster’ seviyesinde aksiyon, milliyetçilik ve özdeşleşme odaklı ‘modern savaş filmi’ tanımıyla öne çıkarılabilir. Fakat esas olan 1968’de “2001: Uzay Yolu Macerası” (“2001: A Space Odyseey”) ve “Maymunlar Cehennemi”nin (“Planet of the Apes”) katkısıyla Warner ile Fox’un attığı adımlarla 70’lerde altın dönemini yaşayan türün yine iki şirketin yeni özgün ürünleriyle ‘keskin’ bir viraj aldığı kesin. O filmler kadar önemli başyapıtlar demek zor “Başlangıç” ve “Avatar” için. Fakat yeni bilimkurgu tanımında ‘fikir’ ve ‘teknoloji’ ile kayda değer ürünler sundukları kesin bunların.

        En azından “Matrix” (“The Matrix”, 1999) sonrası artan ‘aksiyon’ ve ‘bir gıdım sanal gerçeklik’ depolayan filmlerden sıyrılma ve tektipleşme karşıtlığı adına önemli bir keşif sunuyorlar. Bu doğrultuda da bir taraftan çizgi roman uyarlamalarında “Kovboylar ve Uzaylılar” (“Cowboys & Aliens”, 2011) gibi çöpe yakın işler ‘beklenen’ girişler yaparken diğer taraftan kayda değer alt türler, politik ve felsefik egzersiz niyetine içeri girebiliyorlar.

        Alt türlerde ve melez türlerde üretim arttı

        Bunun sonucunda distopik bilimkurguda “Kutsal Savaşçı” (“Priest”, 2011), “Zamana Karşı” (“In Time”, 2011), uzay operası filminde “John Carter” (2012), zaman yolculuğu filminde “Yaşam Şifresi”, klonlama filminde “Beni Asla Bırakma” (“Never Let Me Go”, 2011), takdir edilecek ürünlerle çıkagelebiliyorlar. Bu durumun yanında ‘tech-thriller’ da “Kader Ajanları” (“The Adjustment Bureau”, 2011) ve “Hanna” (2011) gibi politik-gerilimin alt kolu niyetine bir siyasi giriş yaparken, “Salgın” (“Contagion”, 2011) gibi muhalif bir salgın filmi de stüdyolara sızabiliyor. Hem de Soderbergh kimliğinden güç alan yapıbozucu, karaktersiz, Avrupa sineması diliyle çekilmiş bir ürünle!

        “Maymunlar Cehennemi: Başlangıç” (“Rise of the Apes”, 2011) ve “Star Trek” (2009) gibi önbölüm denemeleri ise elbette ‘bir şeyleri yaşatma’ adına birazcık demode örnekler. Ama bu sürecin devamında gerekli işler kanımca. Nihayetinde Hollywood tabanında ‘Alacakaranlık’ serisinin ve ‘Başlangıç-Avatar’ ikilisinin etkisi bir hayli keskin hissediliyor şimdilerde orası kesin. Ancak bunlardan ikincisi, adeta ‘stüdyolar’ı tehdit aşamasına kadar uzanmış durumda. “John Carter”ın 250 milyon dolarlık bir bütçeye mal olması da bunun bir göstergesi.

        Kerem Akça’nın Önerdiği 15 DVD:

        1-Bir Zamanlar Anadolu’da

        2-Kafka

        3-Salgın (Contagion)

        4-Sır (The Debt)

        5-Zamana Karşı (In Time)

        6-Alacakaranlık: Şafak Vakti Bölüm 1 (Twilight Saga: Breaking Dawn – Part 1)

        7-Zirveye Giden Yol (The Ides of March)

        8-Çılgın Aptal Aşk (Crazy, Stupid, Love.)

        9-Küçük Günahlar

        10-Ziyaretçi (The Caller)

        11-Şeytanın İni (Red State)

        12-Arkadaştan Öte (Friends with Benefits)

        13-Kirli Geçmiş (Seraphim Falls)

        14-Senden Önce (What’s Your Number)

        15-Sürpriz Baba (The Switch)

        Not: Liste, son iki ayda çıkan DVD’lerden oluşturulmuştur. Her hafta güncellenecektir.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ