Son 20 yıl öncesine kadar;
Oyunculukta iyi para kazanılmazdı.
Oyuncular çok sevilir ama ebeveynler çocuklarının oyuncu olma arzularını gerektiğinde tehditle törpüler, hayallerini 'Kolunda bir altın bilezik olsun' baskısıyla darmadağın ederdi.

Son 20 yıldır;
Oyunculukta iyi para kazanılıyor.
Ebeveynler, çocuklarının oyuncu olma arzularını körüklüyor hayallerini gerçekleştirmeleri için kurslara, atölye çalışmalarına gönderiyor.
Oyunculuk, artık koldaki elmas bilezik.

Sahne adı 'Miray' olan Miray Akovalıgil, 20 yıl öncesi anlayışının yaygın olduğu dönemde oyuncu olma arzusu içindeki bir çocuktu.
- Anne, baba. Hatta anneane! Ben oyuncu olmak istiyorum.
- Sen ne diyorsun kızım! Kolunda altın bir bilezik olsun. Doktorluk, avukatlık, mühendislik gibi...

Miray, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni kazandı.
Mezun olduktan hemen sonra ünlü hukuk bürolarında çalışmaya başladı.
İşini seviyordu.
Ne var ki içinde dolduramadığı bir boşluk vardı.

Boşluğun çıkış noktasını öğrenmek için derinlere indiğinde karşısına çocukluk arzusu, hayali çıktı.
Oyunculuk...
Karşısına geçmiş, "Beni görmezden geldiğin sürece her geçen gün daha da büyüyeceğim, gün gelecek hayatı sana anlamsız kılacağım, yediğinden - içtiğinden, gezdiğinden - gördüğünden keyif alamayacaksın. Sana mutlak mutsuzluğu yaşatacağım" derken pis pis de sırıtıyordu.

Miray, korku ve arzunun harmanlaştığı duygularının direktifiyle kendini bir oyunculuk kursunda buldu.
Amacı;
İlle de oyunculuk yapmak değildi.
İçindeki boşluğun daha da büyümesini engellemek, sesini kesmekti. Bir anlamda o sesi oyalamaktı.

O sesi oyalamak için gittiği oyunculuk kursunda tanıştığı Umut Avcı'nın stand up'ını seyretmeye gittiği BKM Mutfak'ın 'Açık Mikrofon'undan bir komedyen olarak çıkan Miray, Habertürk HT Stüdyo'da Mehmet Çalışkan'ın konuğu oldu.

Avukatlık yaparken neden komedyen de olmak istedin?
Delilik işte... Oyunculuk, çocukluk hayalimdi. Ailem, 'Ne gereği var kızım. Altın bir bileziğin olsun. Çalış efendi efendi, paranı kazan' dedi. Onlar öyle söyleyince ben de çok cesaret edememiştim. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirerek avukatlık yapmaya başladım. Ama o hayat yetmiyordu, tatmin olmuyordum. Sonra hafta sonlarında özel dersler alıp oyunculuk atölyelerine katılmaya başladım. Sonra hiç aklımda yokken  stand up gösterileri yapmaya başladım.

Stand up yapmaya nasıl başladın?
Şöyle; Umut Avcı'yı oyunculuk atölyelerinden tanıyorum. Çok iyi hatırlıyorum, 2015 yazında bana "BKM Mutfak'taki Açık Mikrofon'da stand up gösterim var. Gel izle" dedi. Ben çok şaşırıp "Aaaaa Türkiye'de, Cem Yılmaz dışında başka stand up yapan var mıymış?" dedim. İzlerken öyle kıskandım ki. Kendimi koltuğu tırmalarken buldum. Sonra gidip Açık Mikrofon'a yazıldım. Bir hafta sonra orada sahneye çıktım. Meğer ben bir komedyen olarak doğmuşum. Biraz geç fark ettim ama...

İlk gösteriye nasıl hazırlandın?
Ezber üzerine ezber yaptım. Bir duruşmaya hazırlanır gibi hazırlandım. Anlatacaklarımı resmen hatmettim.

Mesleki şakalar da yapıyorsun. Meslektaşların alınganlık göstermiyor mu?
Avukatlığa devam ettiğim için hayatımın çoğu adliyede geçiyor. O yüzden mesleki şakalar olmazsa olmaz durumunda. Meslektaşlarım alınganlık göstermiyor. Aksine gösterilerime gelerek destek oluyorlar. Sağ olsunlar.

Bundan sonraki kariyerini nasıl planlıyorsun?
Orası muamma... Komedyenlikle 3 yıldır ilgileniyorum. Her yıl avukatlığı bırakıp tamamen komedyenlikle ilgilenme üzerine karar alıyorum. Ne var ki avukatlığı bırakmak öyle kolay değil. Avukatlığı seviyorum. İşin bir de maddi yönü var tabii. Sanıyorum avukatlıkla komedyenliği birlikte yürüteceğim.

Miray'ın fenomen hale getirdiği karakterlerinden biri de Instagram güncellemesi alan 'Merve'...

Komedyen olmak sana ne kattı?
Henüz komedyen olup olmadığımı bilmiyorum. Daha yolun başındayım. Fakülteden mezun olup çalışmaya başladıktan 5 yıl sonra kendimi avukat olarak tanımlayabildim. Üstatların söylediklerinden, yazdıklarından öğrendiğim şu; başladıktan ancak 15 yıl sonra komedyen olunuyormuş. Ben daha bir çırağım. İnsanları güldürmekten büyük bir keyif alıyorum. Bu nedenle komedyenliği seviyorum ama dediğim gibi daha yolun başındayım.

Ailenin tepkisi ne oldu?
Anneannemi ikna etmeye çalışıyoruz. Bayramda anneanneme gittim. Arkadaşları geldi, bana ne iş yaptığımı sordular. Anneannem ben daha ağzımı açmadan 'Avukat o' dedi. Aile büyükleri, komedyenlik yapmama hâlâ ön yargılı. 'Ne gerek var kızım' tavrındalar. En büyük destekçim annemle ablam.

2015'te stand up'a başladın ama sonra bırakıp komedyenliğe dijital mecralarda devam ettin. Bu yıl, tekrar sahnelere döndün. Neden bıraktın, neden döndün?
Gösterilere önceleri arkadaş, eş - dost geliyor. Sonra tanımadığın insanlar. Manyak bir iş, 'Acaba gösteriye gelen olacak mı, gelseler de gülecekler mi? düşüncesinden insanın aklı çıkıyor. O dönemler o baskıya dayanamadım. İşin kolayına kaçıp insanları dijital mecralarda güldürmeye yöneldim. Sonra anladım ki işin er meydanı sahneymiş. Gösteriye 1 kişi bile gelse, 1 kişiyi güldürmek bile çok kıymetliymiş. Bunu anlayıp sahneye döndüm. Sonra stand up yaptığım salonlar büyümeye, seyirci sayısı artmaya başlayınca dönüşü olmayan yola giriliyor. 'Gelecekler mi, gülecekler mi?' sorusu zihnimde hep var ama o panik olma durumu artık beni korkutmuyor, aksine kamçılıyor.

Her komedyenin gönlünde sinema filmi yatar. Sinemaya hazır mısın?
Öncellikle kendimi komedyen olarak görmem gerek.

Ne zaman göreceksin, 15 yıl sonra mı?
Herkesin karşısında 'Evet bu kadın komedyen' diye durabilmeliyim. Sinemadan önce internet dizisi projem var, ona hazırlanıyorum. Daha önce 'Aşk Yeniden' adlı TV dizisinde 'Şaziment'i canlandırmıştım. Şu anda önceliğim stand up. İstediğim bir başarı hedefim var tabii ki. Daha çok tanınmak ve daha fazla kişiye ulaşıp onları güldürme hedefine ulaştığım zaman 'Tamam ben şimdi oldum ' diyeceğim.

Stand up'ın erkek işi olduğu konusunda genel bir yargı vardır. O yargı sana yansıyor mu?
Kendi hayatımda bir tık daha maskülen biri olmama rağmen gösterilerimde de içimden çok ciddi bir dişi enerjisi çıkıyor. Kadın stand up'çı denince akla maskülen bir duruş gelir. Ben stand up'ta acayip derecede kadın kimliğimi kullandığımı fark ettim. Seyirci, 'Aaa bir dakika! Karşımda bir kadın var ve stand up'ı erkekleşmeden yapıyor' diyerek şaşırıyor.

Sahnede kadın kimliğini nasıl kullanıyorsun?
Bayağı gösterişli kıyafetlerle çıkıyorum, dans ediyorum. Onun gibi şeyler işte.

Cinsel şakalar da yapıyorsun. Bu konuda tepkiler nasıl?
Annem için çok zor oluyor. Çünkü her gösterime geliyor. 'Anlatımlarımda küfür olsun mu olmasın mı, cinsel konulara gireyim mi girmeyeyim mi?' diye çok düşündüm. Sonra da 'Sahnede hayata dair her şeyi konuşuyorsam küfür ve cinsel konular neden olmasın ki? Bu iş nasıl yapılıyorsa öyle yapılmalı. Bir erkek stand up'çı bu konulara rahatlıkla girebiliyorsa ben de girmeliyim. O öz güven var' dedim. Başta zorlansam da stand up'larımda küfür de var cinsel konular da. Bence bu noktada seyirci karşısındaki kişinin cinsiyetine değil yapılan şakanın kalitesine bakıyor. Bazen beyler, kıs kıs gülüp gösteri sonrasında yanıma gelerek 'Vallahi çok utandık ama bayağı da eğlendik' diyor.

Dijital mecralarda yayınladığın karakterler ortaya nasıl çıktı?
Stand up için yazdığım tiplemelerimi videolaştırdım ve sosyal medyada paylaştım. Çok güzel reaksiyon alınca devam ettim. Gerçek hayattaki kişileri doğal olarak abartarak bir tip haline getiriyorum. O tipler gerçek hayatta olan kişiler olduğu için abartılı halleri insanları güldürüyor.