Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

İstanbul Valisi Davut Gül, Salı günü hiçbir medya grubunun ayrıştırılmadığı bir toplantıyla basın mensuplarının karşısına çıktı. Ne davetli listesinde ne de salonda bir öncelik sırası vardı. Bu tercih, siyaset, görüş, tandans farklarının ötesinde bir güvenlik çabasını her kesime iletme hedefiyle ilgiliydi.

Sunumun omurgasını ise rakamlar oluşturuyordu.

Paylaşılan veriler, İstanbul’da suçla mücadelenin 2023–2025 arasındaki seyrini ortaya koydu. Terörden asayişe, uyuşturucudan organize suçlara kadar uzanan bu tablo, devletin güvenlik yaklaşımının nasıl şekillendiğine dair güçlü ipuçları içeriyordu.

TERÖRLE MÜCADELE: EYLEM SAYISI DÜŞÜYOR, BASKI SÜRÜYOR

Terörle mücadele başlığı, düşüş trendinin en net görüldüğü alanlardan biriydi. Engellenen terör eylemi sayısı üç yıl içinde belirgin biçimde azalmıştı:

2023’te 9, 2024’te 4, 2025’te ise 2 eylem engellendi.

Bu tablo, terör örgütlerinin eylem kapasitesinde ciddi bir gerilemeye işaret ediyor. Ancak aynı dönemde operasyonel faaliyetlerde bir geri çekilme yok. Sadece 2025 yılında 3 binin üzerinde operasyon yapıldığı, yaklaşık 6 bin kişinin yakalandığı ve binin üzerinde tutuklama gerçekleştirildiği paylaşıldı. Yani tehdit azalırken güvenlik refleksi zayıflamıyor; tersine süreklilik kazanıyor.

OLAY SAYISI DÜŞERKEN, YAKALAMA SAYISININ ARTMASI ÇELİŞKİ Mİ?

Sunumun en dikkat çekici bölümlerinden biri, kişilere karşı işlenen “önemli suçlar” başlığıydı. Burada ölçülen şey, suç teşkil eden ve kayda geçen olaylardı.

Kişilere karşı işlenen 8 önemli suçta toplam olay sayısı: 2023’te 103 bin, 2024’te 93 bin, 2025’te ise 86 bin olarak açıklandı.

Yaklaşık yüzde 16’lık bir düşüş söz konusu. Alt kalemler de bu eğilimi destekliyor. Kasten öldürme vakaları yüzde 20, cinsel suçlar yüzde 22, konut dokunulmazlığının ihlali yüzde 36, kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu yüzde 25 oranında gerilemiş görünüyor.

Ancak aynı dönemde “önemli 7 suçta yakalama” sayıları ters yönde hareket ediyor.

2023’te 20 bin civarında olan yakalama sayısı, 2025’te 28 binin üzerine çıkmış durumda. Bu, yaklaşık yüzde 35’lik bir artış anlamına geliyor. Özellikle dolandırıcılık, cinsel suçlar ve kasten öldürme başlıklarında yakalama oranlarındaki artış dikkat çekiyor.

Bu verilerin gösterdiği ilginç nokta, olay sayıları ile yakalama sayıları arasındaki ilişkinin zayıflamış olması.

Olay sayısı düşerken yakalama sayısının artmasının tek bir açıklaması var. Tablo, daha az sayıda suç teşkil eden olayın, daha fazla sayıda kişiyle ilişkilendirildiğini gösteriyor.

MESELE OLAY DEĞİL: AĞ

Başka bir ifadeyle, tekil olaylar artık daha geniş dosyalara, daha fazla şüpheliye ve daha yaygın operasyonlara konu oluyor. Bir dolandırıcılık dosyası onlarca şüpheliye, tek bir organize suç soruşturması geniş bir ağa, bir siber suç vakası yüzlerce hesaba uzanabiliyor. Bu ihtimal söz konusu ise olay sayıları düşerken yakalama ve tutuklama sayılarının artması bir çelişki olmaktan çıkar.

Ortaya çıkan tablo, suçun azalmasından çok, suçla mücadelenin olay odaklı değil; ağ, ilişki ve yapı odaklı yürütüldüğünü gösteriyor.

UYUŞTURUCUDA MÜDAHALE YOĞUNLUĞU

Uyuşturucuyla mücadele başlığı, farklı bir eğilimi yansıtıyor. Burada öne çıkan unsur, olay sayısından ziyade operasyon ve tutuklama hacmindeki artış.

2023–2025 arasında uyuşturucu operasyonları yüzde 44, yakalanan kişi sayısı yüzde 46, tutuklu sayısı ise yüzde 63 oranında artmış durumda. Ele geçirilen sentetik hap miktarında yüzde 300’ü aşan bir artış, kenevir kökünde ise yüzde 240’lık yükseliş görülüyor. Ton bazında ele geçirilen uyuşturucu miktarı dalgalı seyretse de, müdahale yoğunluğunun belirgin biçimde arttığı anlaşılıyor.

Bu tablo, uyuşturucu başlığında suçun azaldığından değil; mücadelenin sertleştiğinden söz edilmesi gerektiğini gösteriyor.

TABLODA YOK: HENÜZ

Bu veriler değerlendirilirken bir zaman farkını da not etmek gerekiyor. Yaklaşık bir ay önce yürürlüğe giren infaz düzenlemesiyle cezaevlerinden tahliye edilen yaklaşık 55 bin kişi, bu rakamların oluştuğu dönemin dışında kalıyor. Basına yansıyan münferit haberler, tahliye edilen bazı kişilerin kısa süre içinde yeniden suç eğilimi gösterdiğine işaret ediyor. Ancak bu tür vakaların istatistiklere yansıması, soruşturma ve kayıt süreçleri nedeniyle zaman alıyor. Bu nedenle infaz düzenlemesinin etkisinin, ilerleyen dönemde açıklanacak verilerde daha görünür hâle gelmesi beklenebilir.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar