HABERTURK.COM

Borneo ormanlarının derinliklerinde meydana gelen yangınlar, ardından kıpkırmızı bir gökyüzü ve Malezya ile Singapur'a kadar yayılan dumanlar yaratıyor. 

CNN International'ın hazırladığı özel dosya habere göre; bu yangınlar nedeniyle insanlar boğuluyor, hayvanlar ölüyor. Ancak bu sıradan bir ateş değil, senin için yaktılar... Palm yağı, süpermarket ürünlerinin yarısında, çikolatadan şampuana kadar pek çok üründe kullanılıyor.

YANGINLARI İNSANLAR MI ÇIKARIYOR?

Sadece ormanları yakmakla kalmıyorlar, altında yatan turbalıkları (asidik torf toprağından oluşan, ölmüş bitkilerden meydana gelmiş sulak alanların genel adı) da yok ediyorlar. Borneo adası, Güneydoğu Asya’nın Malay Takımadaları’nda yer alır. Endonezya'nın Kalimantan eyaletine, Malezya eyaletleri Sabah ve Sarawak ile küçük Brunei ulusuna ev sahipliği yapar. Yangınlar adanın Endonezya bölümünde yoğunlaşsa da, üç ülke de bu durumdan etkilendi. Bu yıl, alevler 8 bin 578 kilometrekare ormanı yok etti. Avrupa Komisyonu verilerine göre; Yangınlar Ağustos ve Ekim ayları arasında 626 megaton karbondioksit salınımı oldu ve bu sayı Avustralya’nın yıllık toplam üretiminden daha fazla. Uzmanlar, yangın felaketlerinin gelecek yıllarda dünya için feci sonuçları olan bir iklim bombasını ateşlediğini söylüyor. Ayrıca, Batılı tüketiciler 'hayır' diyene kadar yangınların devam edeceğini söylüyorlar. 

YANGINLARLA MÜCADELE

İtfaiyeciler, aşırı sıcakta zehirli havayı solumak zorunda kalıyorlar ve günde sadece 8 dolar kazanıyorlar. Bazı yangınlar çok uzak bölgelerde olduğundan, donanımlı ahşap teknelerde bir saatten fazla yol gidiyorlar, ardından da ormanda birkaç mil yürüyorlar. Yangın cephesinde, geçici kuyular kazıyorlar ve alevleri söndürmek amacıyla su pompalamak için jeneratörleri kullanıyorlar. Uluslararası Sürdürülebilir Tropikal Turbalık Merkezi (CIMTROP) 'ndeki devriye ekibinin lideri Krisyoyo, "Burada neredeyse iki haftadır mücadele ediyoruz. Burada kalıyor ve burada uyuyoruz. Bence yangınlar insanlardan kaynaklanıyor" diyor.

9 BİN İTFAİYECİ GÖREVLENDİRİLDİ

Bu yaz yangınlarla mücadele etmek için yaklaşık 9 bin itfaiyeci görevlendirildi. Helikopterler ise yukarıdan  müdahale ediyor. CNN, Kalimantan Merkezindeki yangın merkez üssünün yakınında helikopterle müdahale için Sovyet tasarımlı bir Mi-8 helikopterine bindi. Ukraynalı pilot Ivan Kravchenko, Kahayan Nehri'nin üzerine geldi ve helikoptere 4.000 litre su alarak, alevlere atıldı ve yangını söndürmek için bu işlem onlarca kez tekrarlandı. Kravchenko, söndürme işleminin her bir anının tehlikeli olduğunu belirterek, "Düşük irtifa ve bazen de görünürlüğün kötü olması sebebiyle çok dikkatli olmamız gerekiyor" diyor. Ayrıca yangının söndüğünden asla emin olamıyorlar. Krisyoyo, "Umudum yağmurun hızla gelmesi ve kuvvetli bir şekilde yağması. Umarım ormanımız gelecek için ayakta durmaya devam eder" dedi. Yangından çıkan duman, Endonezya'nın başkenti Jakarta da dahil olmak üzere, yakınlardaki Java adası, Singapur ve Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur'un da bulunduğu Güneydoğu Asya'ya yayıldı. 

 

"HER ŞEY TURUNCUYDU"

Eylül ayındaki yangınlar gökyüzünü turuncuya çevirdi. Merkez Kalimantan'da yer alan Palangkaraya Hastanesi'nden Dr. Kevin Sutrapura, “Bilim kurgu gibiydi. Her şey turuncuydu sanki turuncu bir filtre kullanılmış gibiydi. Hava kararıyordu, öğleden sonra saat 12.00 iken 17.00 gibi görünüyordu" diyor. 

Endonezya Afet Ajansına göre; bu yaz yaklaşık 920 bin kişi, yangınların neden olduğu akut solunum sorunları nedeniyle tedavi edildi. Dr. Sutrapura "İnsanlar geliyor, panik yapıyorlar. İleri tıbbi bakıma ihtiyaç duyan hastaları tarayabileceğimiz ve oksijen kullanabilecekleri bir oksijen evi açmaya karar verdik. Tedaviye ihtiyacı olan insanların çoğu küçük köylerden geliyordu. Palm yağı, gelişmekte olan bu ülkede yaşayan 264 milyon insanı ciddi sağlık risklerine maruz bırakıyor olabilir. Muhtar Surya Emi Susianthi, palm yağının tüm toplumu dönüştürdüğünü söylüyor.

Susianthi, "Yıllar önce, burada birçok kişinin arabası yoktu ve çocukları okula gidemezdi çünkü okul ücretlerini karşılayamazlardı. Ama palm ağacı yetiştirmeye başladıktan sonra araba alabildiler, güzel evler inşa ettiler ve çocuklarını okula gönderebildiler. 

HAYATTA KALMAK İÇİN SAVAŞ 

Borneo dünyanın en eski yağmur ormanlarından birine ev sahipliği yapıyor. Birçoğu Borneo'ya özgü olan 15 bin bitki, 420 çeşit kuş ve 222 memeli ile dolu, adeta nefes kesici bir doğa tarihi müzesi.

Bilinen sakinleri arasında pigme filler, bulut benekli leoparlar, güneş ayıları, fare geyikleri, uçan tilki yarasaları, pangolinler ve Borneo orangutanları bulunuyor. Orangutan, Endonezya dilinde 'orman adamı' anlamına geliyor. Doktorası için orangutanlarla çalışan Borneo Doğa Vakfı Eş Müdürü Mark Harrison, “Orangutanlar birçok yönden inanılmaz hayvanlar, insan gibiler. Çok karmaşık sosyal yaşamları var ve gerçekten zeki hayvanlar. Ancak bu değerli memeliler şu anda gezegende tehlike altındaki en kritik türlerden biri" diyor. 

Yangınlardan kurtarılan orangutanlar, Orangutan Koruma Merkezi'ne (COP) getiriliyor. Kurtarılan hayvanların çoğu, ormansızlaşma kurbanı... Orangutanlar orada yalnız kalıyor ancak düzenli olarak besleniyor ve izleniyorlar. Eğer adapte olurlarsa, sonunda vahşi doğaya bırakılıyorlar.  COP Direktörü Ramadhani, geçtiğimiz yıl 130 mermiyle yaralanmış bir orangutan bulduklarını belirterek, onu Doğu Kalimantan'dan Doğu Kutai'deki köylülerin bulduğunu söylüyor. Yaralı orangutan tedavi altına alınsa da ağır yaraları yüzünden hayatını kaybetti. Yetkililer, davadaki sanıkların her birinin suçlu bulunduğunu, yedişer ay hapis cezasına ve 50 milyon rupi (yaklaşık 3.500 ABD Doları) para cezasına çarptırıldıklarını söyledi. Fakat ceza değiştirildi ve her biri dokuz ay hapis cezasına çarptırıldı.

ORANGUTANLARIN ASIL DÜŞMANI: PALM YAĞI

Endonezya'da orangutanları öldürmek yasadışı. Beş yıla kadar hapis cezası ve 100 milyon rupi (7.100 ABD Doları) para cezası bulunuyor. Ancak Ramadhani, cezaların caydırıcı olamayacak kadar zayıf olduğunu söylüyor. Ve ekliyor: "Orangutanların asıl düşmanı palm yağı."

Ramadhani, “Lütfen artık durun" diyor ve ekliyor: "Burada yeterince palm yağı olduğunu düşünüyorum. “Hayalim 20 yıl içinde kızımı ormana götürmek" diyor ve gözleri yaşlarla doluyor.

Ardından Ramadhani ekliyor: “Meyve yiyebileceği gerçek bir orman... Hayvanat bahçesi değil, gerçek hayvanlar... Kızımın bunları görmesini istiyorum."

Greenpeace Endonezya'dan bir mücadeleci olan Annisa Rahmawati, “Yeni sermayeye sahip olmanın etkisinin nasıl azaltılacağı konusunda çok net bir politika ve uygulama olması gerekiyor” diyor ve Endonezya'da yok edilebilecek ve zarar görebilecek potansiyel bir doğal rezerv olduğunu söylüyor. 

PALM YAĞI 

20 yıldan az bir sürede, ülkenin palm yağı ihracatı, 2017 yılında neredeyse yüzde 1.500 artarak 20.7 milyar dolara yükseldi. Endonezya, dünyadaki palm yağının yarısından fazlasını sağlıyor. Her birimizin yılda 8 kilogram palm yağı tükettiği tahmin ediliyor. Palm yağı, margarin, dondurma, pizza ve sabun dahil olmak üzere süpermarkette bulunan tüm ürünlerin yaklaşık yarısında kullanılıyor. Afrika ve Asya'nın bazı bölgelerinde, yemeklik yağ olarak da yaygın olarak kullanılıyor. Palm yağı; soya, Hindistancevizi veya ayçiçeği gibi diğer bitkisel yağlara kıyasla yüksek veriminden dolayı tropik iklimler için daha çok tercih ediliyor. 

Giderek artan bir şekilde, palm yağı biyoyakıt olarak da kullanılıyor. Petrol ve gaza alternatif olarak kullanılan palm yağının doğa dostu olduğu belirtiliyor. Ancak Avrupa Ulaştırma ve Çevre Federasyonu'na göre; gerçekte palm yağı biyoyakıtı fosil yakıttan üç kat daha fazla karbon emisyonu yayıyor.

PARİS İKLİM ANLAŞMASI GÖRMEZDEN GELİNİYOR

Buna rağmen, birçok ülke Paris İklim Anlaşması'nı görmezden gelerek palm yağı biyoyakıtını kullanıyor. AB şimdilerde bu tip biyoyakıtları aşamalı olarak devre dışı bırakmaya başladı. Endonezya ise bu karara Dünya Ticaret Örgütü'nde itiraz etmeyi planlıyor. Palm yağı endüstrisinin büyüklüğü ve ölçeği ile bunun halk sağlığı ve çevre üzerindeki etkisi, sanayi çalışanları arasında dahi alarm zillerinin çalmasına neden oluyor.

Endonezya Sürdürülebilir Palm Yağı (RSPO) Genel Direktörü Tiur Rumondang, "Artık Endonezya'da kontrolümüzün dışındayız. Bence çok açık bir plan yapmadan organik olarak büyümelerine izin verdik.”

Küresel bir sürdürülebilir belgelendirme kuruluşu olan RSPO, palm yağı endüstrisine karşı artan eleştirilere cevap olarak 2004 yılında kuruldu. Rumondang, "Hedefimiz piyasayı dönüştürmek, sürdürülebilir palm yağını bir norm haline getirmek" diyor. Endonezya’daki sanayinin yalnızca beşte birini temsil ettiklerini kaydeden Rumondang, sertifikalandırılmamış şirketlerin düzenlemeleri sık sık ihlal ettiğini söyleyerek sözlerine şöyle devam ediyor: "Bu yılki krizin boyutuna rağmen, sektörde hala büyük değişiklikler yapmak için bir aciliyet duygusu yok, bu yüzden yangınların devam etmesi muhtemel." Hükümetin karışık mesajlar gönderdiği ifade ediliyor. 

2018 Eylül'ünde, Endonezya Cumhurbaşkanı Joko Widodo, hükümet arazisini kullanan yeni palm yağı plantasyonlarına bir moratoryum uyguladı ve bir turba restorasyon ajansı kurdu.

Plantasyonların yıllık genişlemesi

 

Hükümet, bu yaz orman yangınlarının devam ettiği sırada, petrol ithalat maliyetlerini azaltmak için dizel ile harmanlanmış palm yağı kullanımıyla elde edilen biyoyakıtta artış yapılması gerektiğini bildirdi. USDA'nın raporuna göre; Endonezya'da biyodizel üretiminin 2019'da yüzde 43 artarak 8 milyar litreye çıkması bekleniyor. Buna rağmen, Başkan ormanların restorasyonunun kilit bir öncelik olduğunu ifade ediyor. Cumhurbaşkanı Widodo, "Ağaç dikimleri hızlandırılacak. Önümüzdeki beş yıl boyunca, buna odaklanacağız. Böylece Endonezya'daki ormanlar yıkımdan korunabilecek" diye konuştu. 

HUKUKİ YAPTIRIM

Endonezya polisinin rakamlarına göre; bu yaz yangından etkilenen altı ilde 228 kişi tutuklandı. Kimliklerini korumak için yüzlerini gizleyen iki şüpheli, isimlerinin açıklanmaması halinde konuşacaklarını belirtti. 

Şüpheliler, Palangkaraya kentinde yangın başlatmakla suçlanıyor. Şüphelilerden biri, evinin yakınında kestiği çimleri yaktığını ve daha sonra ateşi suyla söndürdüğünü söyledi. Yerel polis, yangının turbalıkta derin yeraltında yanmaya devam ettiğini ve üç gün sonra yaklaşık 10 dönümlük bir alanın yok olduğunu söyledi.

Palangkaraya Polis Komiseri Yardımcısı Edie Sutaata, “Dışarıda, yüzeyde yangın sönmüştü ama yerin altında hala yanıyordu. Yangının tamamen sönmesi haftalar sürdü" dedi. İkinci mahkum ise, yeni bir kulübe yapmak için toprağı temizlemek amacıyla ateş yaktığını söyleyerek, “Biraz ateş yaktım, hemen yayıldı. 10 yıl hapis cezası kazara bir vaka için çok sert. Sadece bir kulübe yapabilmek için yaptım ve kendi topraklarımdaydım" dedi. 

Sutaata ise, bunun bir savunma olmadığını belirterek, "İhmali olan biri, halkı tehlikeye sokacak bir yangına neden olursa, bu eylem suç sayılır" diyor ve ekliyor: "Bu gibi küçük yangınların başlamasını önlemek için halkın daha iyi bir şekilde bilinçlendirilmesi gerekiyor. İnsanları riskler konusunda uyarmak için il düzeyinde eğitime ihtiyaç var."

Komiser Hendra Rohmawan, “Halk eğitimi ve kanun yaptırımı konusunda esnek davrandığımızda insanlar ormanı ve toprağı tekrar yakmaya başlayacak” diyor. Suçlular 10 milyar Rupi'ye (700.000 ABD Doları) kadar para cezasına çarptırılabilir ve 10 yıla kadar hapis cezasına çarptırılabilir.

 250 MİLYON DOLAR PARA CEZASI

Endonezya Çevre ve Orman Bakanlığı'ndan Rasio Ridho Sani, “Orman yangını ciddi bir suçtur” diyor ve ekliyor: "2015 yılındaki orman yangını krizinden sonra, ormanların korunmasına yardımcı olmak için özel bir güç oluşturuldu. O zamandan beri 21 dava mahkemeye taşındı, üç tane palm yağı şirketinin lisansları iptal edildi ve 64 idari yaptırım uygulandı.

Sani, "Yasaları uygulamadaki yoğun çabamızın caydırıcı etkiler yaratacağını umuyoruz" diyor. Mahkemeler şu ana kadar davaların dokuzuna hükmetti. Toplam 250 milyon dolar para cezası verildi. Ancak Sani, bu güne dek sadece bir para cezasının gerçekten ödendiğini itiraf ediyor. Greenpeace Endonezya'dan Ratri Kusumohartono, “Mahkemeye çıkarılan ve suçlu olan şirketler yaptırımları ödemedi. Hiçbir şey yapmıyorlar. Hiçbir şey başarılamadı. Bu, neden ormanları yakmamaları ve turbalıkları boşaltmaları gerektiği konusunda caydırıcı bir etki sağlamıyor" diyor. Greenpeace'in ‘Burning Down the House' adlı raporundaki yeni analiz, bazı uluslararası şirketleri bu yılki binlerce yangına neden olan tedarikçileri kullanmakla suçluyor. Rapora göre bazı tedarikçiler yasadışı yangınlar başlatmak nedeniyle kamu soruşturması altında.

YANGINLARDAN SORUMLU ŞİRKETLER SORUMLU TUTULMALI

Greenpeace Endonezya'dan Annisa Rahmawati, “Yangınlardan sorumlu şirketler ve onlardan mali olarak yararlananlar, bu çevresel zulümlerden ve yangınların neden olduğu yıkıcı sağlık etkilerinden sorumlu tutulmalıdır.”

Nestle markası, Endonezya'daki orman yangınlarından ötürü derin endişe duyduklarını belirterek, ormansızlaşmaya şiddetle karşı çıktıklarını ifade etti. Markanın sözcüsü, "Ormansızlaşma faaliyetiyle bağlantılı bulunan herhangi bir tedarikçiden tedarik sağlamayı derhal keseceğiz. Zaten 10 tedarikçi, palm yağı tedarik zincirinden çoktan çıkarıldı" diye konuştu. Palm yağı kullanan Unilever'in ormansızlaşmaya son verme çabalarında öncü olduğu belirtildi. Markanın sözcüsü, endişelerle ilgili olarak, raporda belirtilen birkaç tedarikçiden kaynak almayı askıya aldıklarını belirterek, “Şu anda genişletilmiş tedarik zincirimizle olası bağlantıları anlamak için tüm şirketleri gözden geçiriyoruz ve palm yağı politikamıza uygun olarak önlem alacağız" dedi.

Geçtiğimiz yıllarda Nutella’da kullanılan palm yağının kansere yol açtığı yönünde basında bazı haberler çıkmıştı. Bunun üzerine markanın üreticisi İtalyan Ferrero firması İstanbul'da bir basın toplantısı düzenlemişti. Ferrero Türkiye'den yapılan açıklamada, riskin, palm yağının 200 derecede ısıtılmasından sonra ortaya çıktığı, ancak kendilerinin en kaliteli palm yağını 80 derecede ısıtarak kullandıkları belirtilmişti.

İŞTE PALM YAĞININ ZARARLARI 

Avrupa Gıda Güvenliği Kurumu’nun (EFSA),Mayıs 2016’da yayınladığı palm yağının kanserojen olduğuna dair raporunun ardından Avrupa’da bazı marketler bu yağı içeren ürünleri raflarından kaldırma kararı almıştı. 

* KİLO ALDIRABİLİR 

Palmiye yağında doğal olarak bulunan palmitrik asit, kilo alımı ve obezite riskini artıran yağ asitleri içerir. Clinical Nutrition American Journal 2005 sayısında yayımlanan araştırmaya göre; bilim insanları palmik asitçe yüksek bir beslenmenin obezite ve insülin direnci riskini artırabildiğini tespit etti.

* SİNDİRİMİ GÜÇ

“Cooking for Healthy Healing” kitabının yazarı Linda Page, palm yağının çeşitli faydalarından bahsettikten sonra, palm yağının rafine işlemlerinden geçtikten sonra çoğu besin değerini kaybettiğini, sindirimi zor olan bir yağa dönüştüğünü bildiriyor ve bu nedenlerden dolayı palm yağı tüketimini önermiyor.

* KALORİ VE YAĞ ORANI YÜKSEK

1 yemek kaşığı palm yağı 120 kalori, aynı miktarda palm çekirdeği yağı ise 117 kalori içeriyor. Her iki türdeki yağda da 13.6 gram yağ bulunuyor. ABD Tarım Bakanlığı, kuruyemiş, tohumlu yiyecekler gibi doğal olarak besinlerde bulunan yağlar da dahil olmak üzere günde 5-7 tatlı kaşığı yağdan daha fazla yağ alımını önermiyor. Amerikan Kalp Derneği, günlük kalori ihtiyacının en fazla yüzde 25-30'unun yağdan gelmesini öneriyor. Günde 2000 kalori ihtiyacı olan bir kişi günde toplam 50-70 gr yağ almalıdır.

* KOLESTEROLÜ YÜKSELTEBİLİR

Palm yağı da palm çekirdeği yağı da kolestrol içermemesine rağmen, bu yağlarda bulunan yüksek miktardaki doymuş yağlar, damarlarda birikerek plak oluşturup kalp hastalığı riskini artırabilir. 1 yemek kaşığı palm yağı, 7 gram doymuş yağ içeriğiyle 2000 kalorilik bir beslenme programının doymuş yağ ihtiyacının yarısını oluşturur. Hatta süt ürünleri, et ve diğer işlenmiş yiyeceklerden de tüketiyorsanız, doymuş yağ sınırını farkında olmadan aşabilirsiniz. Yağ, damarları tıkar ve kolestrol sorunu yaşayabilirsiniz.

                                                                       

1881 -
1938