Nazenin TOKUŞOĞLU / HT PAZAR

 

Türk tıp tarihinin en başarılı doktorlarından Op. Dr. Mesut Özcan yine ezberleri bozuyor. “Kalp krizi genetik değildir” diyor. Peki nedir?

İcat çıkaran doktorlardan biri o. Kalp ameliyatlarında kullanılan ve Uluslararası Avrupa Cerrahi Araştırma Kongresi’nde kabul gören “Mes-Tech” adını verdiği bir teknik icat etti. Aort yırtılması olarak bilinen hayati bir kalp ameliyatı ve kalp nakli konusunda uzmanlaştı. 14 haftalık gebe Melek Kaya’yı, 97’lik dede İrfan Erbaş’ı ameliyat ederek dünya tarihine geçti. Bu arada sağlıklı beslenme konusunu da sahtekârlara bırakmamak adına Dalyan’da kendi doğal besinlerini ürettiği “Taane” çiftliğini kurdu. Kalp cerrahisi alanında patentli ürünlerin yanı sıra sanayi alanında patentini aldığı elektromanyetik dalgayla çalışan kat kaloriferi ve kombi sistemleri adıyla geliştirdiği buluşu var. Türkiye’nin sertifikalı tek “Kardiyo Patolojisti” Mesut Hoca şimdi de diyor ki “Kalp krizi genetik değildir”... Bunu da 25 yıllık deneyime sahip ve 5 binden fazla açık kalp ameliyatı yapmış dünyaca ünlü kalp cerrahı Dr. Dwight Lundell Amerikan Kalp Derneği’nin açıkladığı istatistiklere dayandırıyor. 75 milyon Amerikalı kalp hastalığından mustarip, 20 milyonun diyabeti var ve 57 milyon kişi de prediyabet...

Mucit misiniz?

Mucitlik ve tasarım hastalığım benim. Kendime ait Mes-Tech yöntemini geliştirdim. Dünyanın en yaşlı by-pass ameliyatını 97 yaşındaki İrfan Erbaş’a yaptım. 103 yaşında vefat etti ama kolon kanserinden, kalpten değil.

Allah rahmet eylesin... Hamile kadının ameliyatını çok merak ettim.

Melek Kaya... Kalp kapağı ameliyatı olduktan sonra hamile kalmış. Kanı sulandıran hapları bebek zarar görmesin diye bırakmış. Kapaklar metal olduğu için o haplar hayati önem taşıyor. Sakat olma ihtimali de çok yüksek bu arada. Bu tür ameliyatlarda çocuk genelde kaybedilir.

Ne yaptınız?

Normalde hasta 31 dereceye kadar soğutulur, ben soğutmadan yaptım, bebek de yaşasın diye. Bebek sağlıklı doğdu, adı da tabii Mesut oldu. 8 bin ameliyat yaptım ve ölüm oranı binde 5.

Normalde kaçtır?

Yüzde 2-3...

Sol kol ağrısı kalp krizi belirtisidir derler ya, bu hurafe mi?

Hayır ama eksik. Sadece sol kol değil. Kalp ağrır, kol ağrıyormuş gibi gözükür, kaburga, sırt, diş ağrısı olarak da gösterir kendini.

O zaman her ağrıyı ciddiye almak lazım.

Kesinlikle; özellikle de göğüs, kol ve boyun. Ağrı bedenimizin sigortasıdır.

 

‘KALP KRİZİNİN NEDENİ BABANIZ DEĞİL, İÇİNİZDEKİ İLTİHAP’

“Kalp hastalıkları genetik değildir” diyorsunuz...

Evet, bu görüş külliyen yalan.

Çok sevindim; babasını kalp krizinden kaybeden ve ödü kopan biri olarak.

 Bir hastanın damarı yüzde 90 tıkanık diyelim. 3 yıl sonra yüzde 60’a gerilemiş. Genetik olsa bu imkânsızdır. Çünkü mesele inflamasyondur yani mikropsuz iltihaptır. İnflamasyonun nedeni şeker hastalığıdır, karbonhidrat ağırlıklı beslenmedir, sigaradır. Son 15 yıldır glikoz şurubu ve işlenmiş yağ zorla hayatımıza sokuldu.

Cipsler falan...

Aynen... Sigara tiryakisi olan ve kötü beslenen birinin damarları peynir gibidir. Şişer ve kalınlaşır. Kalbi besleyen damarlardan biri yüzde yüz tıkandığı zaman da kalp krizi olur. Hemen ameliyata almak gerekir.

Peki ya kolesterol?

 Kolesterol ilaçlarının hepsi yalan. Kolesterol kalp krizine sebep olmaz. Kötü bir şey değildir. İnflamasyon nedeni ile damar daralmaya başlar ve sonra kolesterol birikimi olur. İş işten zaten geçmiştir.

Diğer organlarda meydana gelen iltihaplar kalbi tetikler mi?

Tabii ki... Kalınbağırsak yüzey alanı 400 metrekaredir. Zamanla kullanılan antibiyotikler, kimyasallar ve kötü diyetler kalınbağırsağın florasını öldürür. Midede ülsere sebep olan Helicobacter Pylori adlı bakteri de hem kanseri hem kalp krizini tetikler. Kalp hastalarına yaptığım DNA testlerinde midedeki Helicobacter Pylori bakterilerine rastladım. Ailede kalp hastası var mı derken, beslenme alışkanlıkları aynıdır doğru, bu da önemlidir ama ortaklık sadece budur. Türk halkı genetik olarak kalp hastalığına yatkındır söylemi yanlıştır. Türk halkı somuncu ve karbonhidrat düşkünüdür, o yüzden kalp hastalığına yatkınlık vardır.