Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Güneş AKSÜS / HABERTÜRK MAGAZİN

Hafta sonu İzmir’de kongredeydim. Obezite tedavisi hakkında hekimlerin, diyetisyenlerin, hemşirelerin bir arada olduğu kongrelerden biriydi. Çocukluk obezitesinden yetişkinlerinkine, obez hastanın hastaneye gelmesinden bakımına kadar her konuyu konuştuk. Kahve arasında Endokrin Uzmanı Doç. Dr. Muammer Karadeniz’i yakaladım, biraz sohbet ettik. İşte sohbetimizden sizin bilmeniz gerekenler:

-Obezite ve sağlıklı yaşam konusunda her gün biri televizyonda farklı bir şey söylüyor. Kime inanalım?

Bu konudaki derneklerin ve konuyla ilgili uzmanların önerilerini dinlemek, onlardan bilgi almak gerekiyor. Biz hekim, diyetisyen, hemşire hep beraber çalışıyoruz. Herkes kendi uzmanlığı konusunda bilgi vermeli, kendi işini yapmalı.

-Siz kongrede hipertansiyonu anlattınız. Tansiyon tedavisinde ne önemli?

Obezitedeki hipertansiyon farklı gibi gözükse de altta yatan sebepler beslenme, kilo problemleri, hormonal sebepler, tuz, şişmanlardaki santral sinir sistemi aktivitesinin yüksek olması gibi sebepler. Kişi şişmansa, kilo vermesini sağlayacak ve yaşam şeklini değiştirebilecek önerilerde bulunmak gerekiyor. Bunlarla kontrol edemediğimizde ilaç tedavisi ekleniyor.

-Mutlaka şişmanlarda mı hipertansiyon çıkıyor?

Zayıflarda da görülebiliyor ama obezitede derece arttıkça hipertansiyon görülme riski de artıyor. Demek ki yaşam tarzı kötüleştikçe hem kilo hem de tansiyon probleminin şiddeti artıyor. Sadece bu da değil, kan yağlarındaki artış ve diyabet riskinin artması da obeziteyle ilgili problemler. Anne karnından itibaren bu risklerin başladığını biliyoruz. Bebek annesinden bazı özellikleri alıyor, annenin yaşam şekli anne karnında bebeği etkilemeye başlıyor. Bir risk varsa hem anne için hem bebek için geçerli.

-“Ailemizde hastalık varsa bizde de olacak” diye düşünüp bir şey yapmamayı tercih ediyorlar. Sizce yapacak bir şey yok mu?

Bunun tam tersini anlatıyoruz. Kişinin hikâyesini dinlediğimizde gelecekte hangi metabolik soruna risk olduğunu anlayabiliyoruz. Bunlardan korkmuyoruz çünkü bunlar varsa ne yapabileceğimizi biliyoruz. Bizim korktuğumuz ne yapacağımızı bilmediğimiz durumlar. Sosyal hayatın içinde bunlarla ilgilenememek, bunlara zaman bulamamak korkutuyor belki de ama hepimizin değişmesi lazım.

-Türkiye’deki rakamlar nasıl?

1998’deki rakamlarla 2010’dakileri karşılaştırdığımızda hipertansiyon yüzde 15’ten yüzde 30’a, diyabet yüzde 6’dan yüzde 13’e çıkmış. Artık insanlara daha çok ulaşsak da hâlâ şeker hastası olduğunu bilmeyenler var. Sosyal anlamda daha çok paylaşmak lazım. Belki de halka da kongreler düzenlenmeli.

-Bu rakamları azaltmak için ne yapmalı?

Haraket ve beslenme en önemli 2 şey. Evde yaşam şeklini değiştirmeliyiz. Biz değiştirirsek çocuklarımız da değişir. Kötü besleniyoruz, az hareket ediyoruz. Bu sebeple çocuklarda hastalık riski ve obezite artıyor. Türk yemekleri sağlıklı yemekler ama kalorileri çok yüksek. Ege Bölgesi’nde özellikle köylerde daha çok hareket var ve ömür daha uzun. Zeytinyağı tüketimi ve Akdeniz tipi beslenme çok etkili. Özellikle Aydın bu konuda çok şanslı, orada yaşayanlar çok sağlıklılar. 2-3 yıl önce bir kongrede zeytinyağı ve diyabet konusunu anlatmıştım. Bir çalışmaya göre zeytinyağı diyabeti önlüyor, kilo aldırıyor olsa bile! Zeytinyağının diyabetle ilişkisi çok olumlu, hasta kilo alsa bile sonuçların iyi olması çok ilginç. Kaloriyi de kontrol ettiğimizde daha da sağlıklı sonuçlar görebileceğimizi düşünüyorum. Zeytin de çok önemli ama burada diğer faktör tuz. Zeytinlerimiz çok tuzlu. Zaten normalde almamız gereken tuzun 3 katını alıyoruz. Tuz iştahı artırıyor, hipertasiyonu tetikliyor, böbrekten kalsiyum atımını artırıyor ve kemik erimesine sebep oluyor. Tuzu mutlaka azaltmak gerekiyor.

"BİRÇOK BEBEĞİ HASTALIKLARDAN KORUYOR"

-Gebelerde şeker yüklemesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu konuda Türkiye Jinekoloji Derneği de, Endokrin Derneği de açıklama yaptı. Şeker yüklemesi yapılması gerekiyorsa tabii ki yapılmalı. Zaten bu 75 gram glikoz yemekle de alınabilir. Bu şekeri almak bebeği birçok hastalıktan korumak adına çok önemli bir test. Bebeklerin hayatlarını riske atmak doğru değil. Bu nedenle yapılması lazım.

İŞTE UYGULAMAMIZ GEREKEN 6 KURAL

1-Evde sağlıklı yemekler pişirelim.

2-Çocukarımızı da düşünerek yaşam şeklimizi değiştirelim.

3-Tuzu azaltalım.

4-Zeytinyağı kullanalım.

5-Hareket edelim.

6-Gebelik döneminden itibaren bilinçli olalım. Anne karnından itibaren iyi beslenmeyi sağlayalım.